|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Irak seçimlerini "ABD'nin Ortadoğu'daki demokrasi zaferi" olarak pazarlamak ya "görevli olma"nın ya da cehaletin göstergesidir. "Ezberletilmiş cümleler"le konuşanlar, 11 Eylül'den bu yana yaşananlardan hiçbir şey anlamamışlar. Afganistan'ın neden işgal edildiğini, ABD'nin yeryüzünün orta kuşağına neden yerleştiğini, Irak'ın neden işgal edildiğini, bölgeye yönelik derin dönüştürme senaryolarını, kadife/turuncu devrimlerin arkasında kimlerin ne amaçla bulunduğunu, etnik-mezhep eksenli ayrıştırma planlarını, yeni Ortadoğu tasarımını, en önemlisi de 21. yüzyılda artık demokrasi ve özgürlük söylemlerinin hiçbir anlam ifade etmediğini, sadece Pentagon senaryolarını pazarlama diline indirgendiğini algılayamamışlar. Ya da bu büyük projede kendi çaplarında iş takibi yapıyorlar. Amerikan işgalinin Irak'ı derhal huzura kavuşturacağını zannettiler, yanıldılar. Bush'un konuşmasıyla zafer kazanıldığını zannettiler, yanıldılar. Direnişin birkaç çapulcunun işi olduğunu zannettiler, yanıldılar. Saddam ele geçirilince direnişin sona ereceğini zannettiler, yanıldılar. ABD askerlerinin direnişi ezebileceğini zannettiler, yanıldılar. Irak'ta yetki devredilince ülkenin normalleşeceğini zannettiler, yanıldılar. Pentagon imzalı metinlerle konuşanlar şimdiye kadar bütün iddialarında yanıldılar. Bundan sonra da öyle olacak? Seçimin demokrasi göstergesi olduğu tezi boşa çıkacak. Irak'ın bütün olarak kalabileceği tezi boşa çıkacak. Irak'taki grupların yönetim konusunda birlikte hareket edecekleri tezi boşa çıkacak. Seçim sonrası direnişin etkisini kaybedeceği tezi boşa çıkacak. Şii-Kürt ittifakı tezi boşa çıkacak. ABD'nin yönetimi Iraklılara vereceği tezi boşa çıkacak. ABD'nin derdinin Saddam yönetiminden kurtulmak olduğu palavrası boşa çıkacak. Amerika'nın yeni bir Irak inşa edebileceği tezi boşa çıkacak. Gerçekleri hep gizlediler. Süslü kavramlarla hayali bir geleceğe işaret ettiler. Küreselleşmenin nimetlerinden, demokrasi ve özgürlüklerin güçlenmesinden, refah ve adaletin yaygınlaşmasından söz edip durdular. ABD'nin küresel hedeflerini bütün bunları sağlayacağı palavralarını pazarladılar. Oysa artık böyle bir dünya yok. Özgürlük, adalet ve refahın lüks haline getirildiği, güvenlik doktrinlerine, askeri stratejilere ve güce dayalı bir gelecek inşa ediliyor. Bu, Irak işgaliyle başlamadığı gibi Irak'la da sınırlı kalmayacak. Seçimler, bazılarının iktidar duygularını biraz olsun tatmin etmekten başka bir sonuç doğurmayacak. Ne Irak'a huzur getirecek ne de bölgeye. Aksine kaosu besleyecek. Hem Irak'ta hem de bölgede gerçek kırmızı çizgiler yeni oluşuyor ve giderek kalınlaşıyor. Irak işgalinin mimarları, bu çizgileri yeni Ortadoğu düzeninin temeli olarak belirledi. Aynı çizgiler İran'ı da içine alacak. Suriye topraklarından, Ürdün-Filistin-Lübnan üzerinden de geçecek. Türkiye'yi de yaralayacak. Türkiye'nin Irak'taki gelişmelere yönelik sert tutumunun sebebi, sadece Kuzey Irak'ta kurulabilecek bir Kürt Devleti ya da Kürtler'in Kerkük'ü denetimleri altına alması mı? Şüphesiz bu iki konu en önemli gerekçelerden. Ama bu kadar değil. Daha doğrusu, Kuzey Irak ve Kerkük, bölgesel gelişmelerden bağımsız başlı başına bir durum değil. Endişe çok daha büyük, daha derinlerde. Bütün bölgenin tehdit algılaması değişti. Bu endişelere bağlı olarak etnik ve mezhep eksenli yeni güçler ortaya çıkacak, yeni harita taslakları hazırlanacak, yeni siyasal yapılar beslenip büyütülecek. Şimdilik Kürtler ve Şiiler üzerinde izlediğimiz bu senaryonun bir başka aşaması bir süre sonra Sünni etiketiyle pazarlanacak. Etnik harita Kürtler'le sınırlı kalmayacak. Afganistan ve Pakistan'dan Mısır'a kadar, tarihin kendilerine şans vermediği toplumlar zinde güçler olarak öne çıkarılacak. 14. yüzyıldan bu yana ilk kez bir Arap ülkesine hakim olacak Şiilerin serüveni de, Afganistan'dan ve Pakistan'dan Lübnan'a uzanan kuşakta çok ciddi siyasal hareketlenmeler ortaya çıkaracak. Suudi Arabistan'da 10 Şubat'ta başlayacak yerel seçimlere azınlıktaki Şiilerin olağanüstü önem vermesi, Şiilerin çoğunun yaşadığı petrol zengini Doğu eyaletinde, camilerde, evlerde, spor merkezlerinde yerel liderler halkı seçmen kayıtlarını yaptırmaya çağırması bu dalganın etkisi. ABD'de bazı çevrelerin petrol zengini Şii eyaletlerinin bu ülkeden ayrılmasını hararetle istediklerini herkes biliyor. Ya nüfuslarının önemli bölümü Şii olan Körfez ülkeleri? Bölgedeki Sünni kökenli ülkeler şimdiden endişelerini yüksek sesle dile getirmeye başladı. Türkiye'nin de bu kaygıdan uzak durduğu söylenemez. Peki Irak'ta direnişi örgütleyen, iktidardan uzaklaştırılan Sünniler ne olacak? Sünnilerin geleceği Irak dışında aranıyor. Bu nedenle Suriye'ye dikkat! Ürdün'e dikkat! Batı Şeria'ya dikkat! ABD'nin Suriye'ye yönelik müdahale senaryosunun merkezinde Suriye İhvan-ı Müslimin'i var. Şam yönetimi bu nedenle aradaki husumeti gidermeye dönük işaretler veriyor. Ama ABD de hesaplarını büyük ölçüde bu grup üstüne yapıyor. Hangisi başarılı olacak? Irak Sünnileri ve Suriye Sünnileri ile Ürdün ve Filistin'deki Sünniler arasında bir ortak gelecek inşasına dönük işaretler var. Amerika'nın 22 ülkeyi dönüştüreceğini söyleyen Condoleezza Rice yarın Türkiye'de olacak. Mısır'da bir Ortadoğu zirvesi yapılacak. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad Amman'da. Filistin lideri Mahmut Abbas Türkiye'yi de içeren ziyaretlerden sonra İran'a gidecek. İsrail'in Kuzey Irak'taki varlığına karşı Türkiye'nin Filistin'e alabildiğine destek vermesine ve Rusya'nın helikopter dahil Filistin yönetimine askeri destek vereceği iddialarına dikkat çekmek istiyorum. Ciddi bir hareketlilik var. Bu, sadece Iraktaki yaşananlarla sınırlı değil, çok yakında Irak'ın çevresinde ortaya çıkacak gelişmeler bölge ülkelerini köklü kararlar almaya zorluyor. Bölge etnik ve mezhep eksenli bölünmelere, çatışmalara direnebilecek mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |