|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Başbakan R. Tayyip Erdoğan Davos'ta Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Ollie Rein ile de bir görüşme yapmıştı. Rein, Türkiye'nin 3 Ekim'de kolay konu ve bölümlerin hemen müzakereye başlayabileceğini, daha zor olan ve uzun sürecek bölümlerin de sona bırakılmadan aynı anda yürütülebileceğini belirtmişti. Yeni üye olan ülkelerin tecrübelerine bakıldığında en zorlu geçen müzakere bölümlerinden birinin tarım olduğu anlaşılıyor. Tarım, Türkiye'nin de başını ağrıtacak müzakere konularından biri olacak. Uzun ve çetin geçecek bir müzakere için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı da çalışmalar yapmaya başladı. Bakanlığın 2005 yılında gündeme getireceği uygulamalardan birisi Tarım Havzalarının Geliştirilmesi Projesi'dir. Türkiye'nin modern bir tarımcılığa ulaşamaması ve dünya ölçeğinde rekabet edebilir hale gelememesinde elbette birçok faktör etkili. Ama etkenlerden birisi de tarım işletmeciliği anlayışıdır. Bugün Türkiye'de 18 milyon hektar tarım arazisi ve yaklaşık 3 milyonu aşan tarım işletmesi var. Aslında Türkiye'de 1.5-2 milyonu aşmayan bir tarım işletmesi olması gerekiyor. Halihazır rakamlar işletme sayısında şişkinlik olduğunu gösteriyor. Bir ailenin geçimini sağlayacak tarım alanı sulu veya kuru olmak üzere 100 ve 200 hektar civarında olmalı. Türkiye'de bugün tarım alanları çok bölünmüş durumda. Bu iki olumsuzluğa sebep oluyor. Bir, teknoloji kullanımını kısıtlıyor, iki verimi düşürüyor. Türkiye'de bir sorun da tarım ile sanayi arasındaki entegrasyonun başarıyla sağlanamaması. Tarım havzalarının oluşturulması, işletmelerin entegre tesislere sahip alanda bir araya gelerek maliyetlerini düşürmelerini de sağlayacak. Eğer hükümet bu politikasında başarılı olursa, tarım havzaları sayesinde yatırım yapacak tarım müteşebbisinin önü açılmış olacaktır. Organize Tarım Bölgeleri oluşturularak müteşebbislerin bir araya getirilmesi, sermaye ortaklığına ve ihtisas işletmeciliğinin gelişmesine de imkan verecektir. Yunanistan'da nasıl zeytincilik, Kuveyt'te kuzu besiciliği, K. Kore'de midye yetiştiriciliği için Organize Tarım Bölgeleri oluşturuluyorsa Türkiye'nin birçok bölgesinde de sektörel bazda bu bölgeler oluşturulabilir. Doğu illerimizde büyükbaş hayvancılık, Trakya'da süt sığırcılığı, Muğla ve Antalya'da seracılık pekala Organize Tarım Bölgeleri için uygundur. Türkiye'nin giderek daralan tarım alanları ve küçülen tarım işletmeleriyle ne modernizasyonu, ne teknolojiyi, ne verimli üretimi yakalaması mümkün değildir. Bu şartlarda Avrupa Birliği üyesi ülkelerle rekabet edebilmemiz ise hiç kolay olmaz. Türkiye'de tarım ürünlerinin daha yüksek fiyatlara mal olduğu açık gerçek. Devletin tarım alanında oynayacağı rol çok kritik ve büyük önem taşıyor. Eğer AB süreci Türkiye tarımının yapısal dönüşümü gerçekleştirmesine vesile olabilirse büyük bir kazanım olur. Bugüne kadar siyasi alana dönük hukuki ve yapısal dönüşüm daha fazla önplandaydı. Artık tarım başta olarak diğer alanlardaki dönüşümler için start vermek gerekiyor. Tarım Bakanı Sami Güçlü'nün bu amaçla birkaç gün önce düzenlediği "AB Tarım Müzakereleri Hazırlık ve Müzakere Süreci Üzerine Tartışma" başlıklı toplantı son derece yerindeydi. Artık tarım üzerine daha çok konuşmak, tartışmak ve düşünmek zorundayız. Çünkü bunun siyasal sonuçları demokratikleşme adımları kadar belirleyici olacaktır. Bir an önce tarımın kayıt altına alınması ve halihazır durumla ilgili bilgi bankası oluşturulması gerekiyor. Başta tarım hukukçusu olmak üzere müzakereleri yürütebilecek tarım uzmanlarının sayısının arttırılması da büyük önem taşıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |