|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
30 Ocak'ta Irak'ta seçim yapıldı.. Bu hafta sonunda oyların sayımı bitebilir. Yüksek Seçim Kurulu yapılan toplam 220 itirazı inceleyip sonuca bağladıktan sonra seçimin kesin sonuçlarını ilan edecek. Tahminen bu 25 Şubat civarında olacak.. Bu ilandan 3 gün sonra Ulusal Meclis ilk toplantısını yaparak iki hafta içinde devlet başkanı ve iki yardımcısını seçecek. Bu seçim pek kolay olmayacak. Çünkü bunun için üye tam sayısının üçte ikisi yani 184 oy gerekiyor. Bu nedenle bu üç kişinin seçilmesi için çok zor ve çetin pazarlıklar yapılacak. Meclis'te yaklaşık 70 milletvekili kazanması beklenen Kürtler, devlet başkanlığının kendilerine verilmesini istiyor. Bu durumda yardımcılardan biri Sünni, diğeri Şii olacak.. Yok eğer devlet başkanı mecliste sandalyesi olmayan Sünnilerden olursa, başkan yardımcılarından biri Kürt diğeri Şii olacak. Seçimi boykot ederek meclise girmeyen Sünniler, anayasayı boykot etmekle tehdit ediyor. Geçici anayasaya göre vilayetlerden üçünün anayasaya hayır demesi durumunda anayasa kabul edilmiyor ve yıl sonunda yeniden bir seçim yapılıyor. Bu nedenle Sünniler hâlâ Irak dengelerinde güçlü.. Tabiî direniş gücünün yanısıra.. Eğer ulusal meclis bir formül üzerinde anlaşarak devlet başkanı ve iki yardımcısını seçerse, başkan iki yardımcısı ile anlaşarak başbakanı ve bakanlar kurulunu atayacak. Burada da üç kişinin tam mutabakatı gerekiyor. Yani başkan yardımcılarından birinin bir bakanı veto etmesi durumunda bile hükümet kurulmuyor. Anlaşılan hükümetin kurulması pek kolay olmayacak.. Örneğin ulusal mecliste en çok sandalye kazanması beklenen dinci Şii İttifak başbakan ve bakanlar konusunda kendi içinde anlaşmaya varmak durumunda. Çünkü bu İttifak'ın içinde 16 parti ve grup var. Benzer şekilde Laik Başkan Ayad Allavi'nin İttifak listesinde 7 parti ve grup, Kürtlerin İttifakı'nda ise 11 parti ve grup var. Doğal olarak bu parti ve gruplar kendi adamlarını hükümete ve devletin yürütme kurumlarına yerleştirmek isteyeceklerdir. Dolaysıyla bakanlıkların paylaşımı sırasında önce, Kürtler, Sünniler, dinci ve laik Şiiler kendi aralarında anlaşacak, daha sonra tüm bu gruplar kendi yandaşları ile makamları paylaşacak. Örneğin son seçimlerde Kuzey Irak'ta Barzani'ye karşı ciddi üstünlük sağlayan Talabani kendini daha güçlü hissederek daha faza avantajlı duruma gelmek isteyecek. İş oldukça zor ve karmaşık.. Tabiî işin içinde bir de Amerikalıların istediği ya da sıcak bakmadığı kişi ve gruplar da var.. Diyelim ulusal meclis hem devlet başkanını hem de bakanlar kurulunu seçti.. Peki ondan sonra ne olacak? Ulusal meclis 15 Ağustos'a kadar yeni ve kalıcı anayasayı hazırlayacak. Anayasa 15 Ekim'de referanduma sunulacak. Daha sonra da 15 Aralık'ta yeni ulusal meclis seçimleri yapılacak.. Ancak 18 vilayetten herhangi üçü anayasaya hayır derse anayasa reddedilmiş olacak. Yani Erbil, Süleymaniye, Dohok ya da Kerkük halkının üçte ikisi anayasaya hayır derse, o zaman herşey sil baştan olacak.. Böyle bir olasılık da var.. Çünkü Kürtler yeni anayasada Irak'ın federal bir devlet olmasını istiyor. Görüldüğü gibi Irak'ta durum bundan sonra daha da zorlaşacak.. Yani seçimle hiçbir şey çözülmedi ve çözülmesi de kolay olmayacak.. Önemli olan niyetler ve tarafların birbirine karşı dürüst ve samimi olmasıdır. Kürtlerin veya Şiilerin tek başlarına Irak'ı ya da Irak'ın bir bölümünü kontrol etme ya da ele geçirme çabası asla Irak sorunlarına çözüm getirmeyecektir. Bence Irak'ın geleceği bu iki grubun tavrına bağlıdır. Şiiler; Sünni'siz bir Irak'ın işlerine yaramayacağını göreceklerdir. Kürtler ise Arap'sız ve Türkmen'siz bir Irak ya da Kerkük'ün de kendilerine yâr olmayacağını bilmelidir. Gelelim Türkiye'nin tutumuna.. Türkiye, baştan beri savaş ve işgale karşıydı.. Türkiye, başından beri birleşik ve bütün bir Irak'tan yana olduğunu söylüyor. Türkiye, yine başından beri Kürtlerin tek taraflı olarak Kerkük ve Kuzey Irak'ı ele geçirme çabasına karşı olduğunu söylüyor. Ancak Türkiye birilerinin sürekli gündeme getirdiği gibi komşu bir ülkenin iç işlerine karışmak istemiyor ve istemeyecek.. Elbette Kerkük, Irak'ın bir iç meselesidir. Misak-ı Milli sınırlarını gündeme getirerek Kerkük'teki Türkmenlerin haklarından söz edenler her nedense bugünkü durumun sorumlusu olduklarını unutuyorlar.. Türkiye, elbette Kerkük ve Irak'taki Türkmenlerin haklarına ilgi gösterecektir. Buna hiç kimsenin itirazı olamaz ve olmamalı.. Amerika ve Batı ilgileri olmamasına rağmen, Türkiye'deki Kürtlerin, Alevilerin, Rumların ve Ermenilerin haklarından söz ederken Türkiye'nin Türkmenlerle ilgili söylemlerine karşı olmaları anlamsızdır. Türkiye kim ne derse desin yalnız Türkmenlerden ya da bölgedeki PKK'dan dolayı değil, aynı zamanda komşu bir ülkenin bütün olarak geleceğinden dolayı Irak'la ilgilenmektedir. Komşuluk hakkı bunu gerektirmektedir. Umarım sürekli bağımsız bir Kürt devletinden söz eden Kürtler ya da Irak'ın tümünü kontrol etme planları yapan Şiiler de bu gerçeği unutmaz ve Amerikalıların oyununa gelmezler. Çünkü Amerika er ya da geç buradan gidecek.. Ama Türkler, Arap ve Acemlerle birlikte hep bu coğrafyada ve sonsuza kadar kalacak. Tabii Kürtler de!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |