|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
29 Ocak 2005 günü saat 14 - 18 arasında BSF (Bilim Sanat Felsefe) Akademisi'nin Beyoğlu Odakule yanındaki binasında şair ve yazar Olcay Yazıcı hakkında bir toplantı yapıldı.. seçkin şair ve yazarların iştirak ettiği toplantıda Niyazi Özdemir, Fatma K. Barbarosoğlu, M. Nuri Yardım, Ekrem Kaftan, Senail Özkan, Muzaffer Doğan, Nihat Alayoğlu gibi edebiyat dostları; şairin edebi şahsiyeti ve eserleri, özellikle yeni çıkan Nemrut Ateşi, Yaralı Küheylan isimli kitapları hakkında konuştular.. o toplantıda birşeyin farkına vardım: bir şairin, şiirin, san'atın, tabir caizse şiir felsefesinin ve poetikanın enine boyuna tafsil edildiği, tekrarlandığı, adeta kontrol edildiği böyle bir toplantı; eğer sadece entelektüellerin kaymak tabakası olan san'atçılar, yazarlar ve akademisyenlerden teşekkül eden bir topluluk önünde cereyan ederse, çok daha zevkli çok daha bereketli bir fikir ve duygu ziyafeti şekline giriyor.. hele konuşanların üslubu; ciddi, samimî ve gerçekleri dile getiren, san'atın özüne dair tesbitleri tebliğ eden bir seviyede olursa, dinleyenleri de konuşanları da tadına doyulmaz bir san'at heyecanı ve hazzı istilâ ediyor.. bediî his, işte bu heyecanın adı olsa gerektir.. Toplantı vesilesiyle bir şey daha dikkatimi çekti: o da; fikir ve sanat dostlarına mekân vazifesi gören Müsiad'a ait BSF Akademisi'nin İstiklal Cad. 280 Numara'daki konferans salonunun zarafeti, temizliği ve estetik atmosferidir.. binanın muhtelif katlarında felsefe ve insan bilimleri (felsefe, mantık ve dil, davranış bilimleri, toplum bilim, siyaset bilimi, hukuk); bilgisayar okulu (ofis programları, web tasarımı, animasyon, grafik, verimli bilgisayar kullanımı); iletişim ve güzel san'atlar (tanıtım ve halkla ilişkiler, sinema, televizyon, radyo, gazetecilik) eğitimi yapılan bölümleri bulunduğunu, yüksek lisans, doktora ve kariyer çalışması yapanlara çok yönlü referans ve yol gösterici bir eğitim platformu sunulduğunu söylediler.. doğrusunu söylemek gerekirse, böyle bir bilgi ve kültür kurumunun mevcudiyeti ve çağdaş bir teknik ve çalışma usulünü benimsemesi; beni ziyadesiyle memnun etti.. kendilerine bu memnuniyetimi bildirdim.. Güçlü şiirleri ve fikir dolu muktedir nesri ile daima takdirimizi celbeden Olcay Yazıcı'nın yeni çıkan iki kitabının da adını tekrar veriyorum: Yaralı Küheylan, Nemrut Ateşi (Türk Edebiyat Vakfı; 0212 527 50 32) Olcay Yazıcı'nın eserleri ve san'atı hakkında toplu bir değerlendirme yapmak, eleştiriciler için bir görevdir.. ilk fırsatta bu görevin yerine getirilmesi lazımdır.. ben bugün sadece bazı eserlerinin adını vereceğim: Çocuklar Vatanında Büyüsün, Papatyalar Üşümesin, Erguvan Uğultusu, Tartışmayı Tartışmak, Hüzün Yazıları, Eylül'ün Kırdığı Gül, Kitapsız Toplum. Değerli şairden fikir ve sanat vadilerinde çok şeyler beklediğimizi, kendisinin de bildiğine şüphe yoktur. Toplantıda uzun yıllar Almanya'da ikamet etmiş ve felsefe tahsil etmiş olan Senail Özkan, Goethe'nin "şiir ve söz, mutlak hakikatin yelpazesidir" şeklindeki bir beyanını nakletti.. malum Goethe, Alman fikir, sanat ve ilminin zirvelerinden birisidir; edebiyatı felsefe ile hallühamur ederek yoğurmuş ve o suretle tebliğ etmiş bir büyük beyindir.. bu fikre karşı "söz aslında hakikatın da kendisidir, temsilcisidir; niye yelpaze olsun?" diyerek itiraz edenler çıktı.. dediler ki: "aklın kudreti, anlama gücü, lisan şeklinde tecelli ve tezahür eder, binaenaleyh şiir ve söz, hakikatin insan tarafından idrak edilebilen şeklidir; o sebeble gerçeğin yelpazesi gibi bir sıfatla değeri eksiltilemez…" Felsefe ve şiir meraklısı okuyucularım bu iki fikre ne diyecekler.. artık onu da kendileri bilir.. sözümüzü bir düşünce ameliyesi ile noktalamış olalım.
|
|
|
|
|
|
|