|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yeterince adam öldürüp Sünni direnişi kırabilselermiş, bugün yaşadıkları zorlukları yaşamayacak, Ortadoğu'da "özlenen demokrasiyi" daha rahat kurabileceklermiş. Bu söz, bir büyük devletin Savunma Bakanı'na ait. Adı, Donald Rumsfeld. Irak'a kuzeyden girebilselermiş, yani 4. Piyade Tümeni'ni Türkiye üzerinden içeri sokabilselermiş, durum daha farklı olabilirmiş. "Dost" ve "müttefik" Türkiye'nin engellemeleri yüzünden direnişe katılan kişilerin "ancak küçük bir kısmını" yakalayabilmiş veya öldürebilmişler. Eh, artık Irak'ta olduklarına ve kuzeydeki Kürt güçlerin de desteğini aldıklarına göre, geriye kalan o "büyük kısmı" da rahatça öldürüp özlenen demokrasiyi kurabilirler. Nasıl sorunlu bir üslup, görüyorsunuz değil mi? Hayır, "insan"a bakıştaki problemden söz etmiyorum. İşin burası daha da problemli çünkü. İnsanın, ölü veya diri, sadece "miktar" değeri var. Ne kadar fazla öldürebilirseniz, o kadar başarılısınız. Kaldı ki, Batılı beyaz adam, kolonyalist geşmişinden tevarüs ettiği refleksle, kendisine benzemeyeni zaten insan saymıyor. Ölen insan değil, "öteki"dir. Bombalar "öteki"nin üzerine düşmektedir. Deprem ve tsunami "öteki"ni vurmaktadır. Ne diyordu aynı büyük devletin Ankara'da mukim büyükelçisi? "Tsunami felaketinin geleceğini saatler öncesinden uydudan haber almıştık. Sadece sisteme üye olan ülkeleri uyardık..." Sisteme üye değilseniz, ölebilirsiniz. Beni Rumsfeld'in açıklamasında rahatsız eden ikinci konu ("insan" meselesine geniş bir zamanda tekrar döneriz) Irak'taki başarısızlığın Türkiye'ye fatura edilmesi. Birinci tezkere reddedilmeseymiş, ilişkiler de böylesine gerilmezmiş. Tabii, bunu açık açık zikretmiyorlar da, ima yoluyla Türkiye'ye kırgın olduklarını söylüyorlar. Wolfowitz'in de paralel açıklamaları vardı. Hatta, Wolfowitz daha da ileri gitmiş, "Türk parlamentosunun bu kadar başı boş bırakılamayacağını", etkili güçlerin derhal devreye girmesi gerektiğini söylemişti. "Etkili güçler", bildiğiniz gibi, TSK'nın kod adıdır. Yani Wolfowitz, etkili güçlerden, birinci tezkereyi reddeden parlamentoyu cezalandırmasını istiyordu. Hayır, Rumsfeld'in böyle bir talebi yok. O da çok iyi biliyor ki, "çuval" hadisesi ve kırmızı çizgilerin ihlali, sivil siyasetle birlikte etkili güçleri de anti-Amerikan bir çizgiye çekti. Türkiye'yi suçlayan açıklamanın, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Ankara ziyaretiyle ve bu ziyarette sarfettiği yapıcı sözlerle senkron oluşturması ise son derece ilginç... Rice, "bozulan ilişkileri" tahkim amacıyla Türkiye'ye gelmişti. Demek ki Türkiye'siz yapamıyorlar. Bunu, "Ülkeler arasındaki ilişkilerde geçerli olan anlayış ahlaka değil, güce bağlıdır" diyen Rice da açıkca söylüyor. Peki, Türkiye'siz olmadığına göre, Rumsfeld o açıklamayı niçin yaptı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |