|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun aldığı son kararın sıradan bir karar olmadığı toplum kesimleri arasında yarattığı tartışmayla sabittir. Yerel mahkemenin bir yazarın yazısında kullandığı ifadelerin eski TCK'nun 312/2 maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle verdiği hükmü bozması ve bunu gerekçelendirirken kullandığı argümanlar herkesi heyecanlandırmış bulunuyor. Düşüncelerin ifadesi özgürlüğü siyasal sistemlerin en temel kriterlerinden biri olmuştur. Temel ilke olarak demokrasiler temel insan haklarını en geniş anlamda tanıyan ve bunların yaşanabilirliği için uygun ortam oluşturmasına katkıda bulunan sistemlerdir. Ancak her toplumda bunun standart ve sorunsuz şekilde gerçekleştirilmiş olduğunu söylemek imkanı yok. Bir sistemin adının demokrasi olması gerçek anlamda özgürlükleri en geniş anlamda tanıdığı ve yaşandığı anlamına gelmemektedir. Bunun için demokrasilerin de demokratikleştirilmesi tartışmaları yürütülmektedir. Bütün mesele özgürlüklerin sınırının ne olacağı ve nasıl uygulanacağı konusunda düğümlenmektedir. Prensip olarak ifade özgürlüğü konusunda herkes hemfikir olmakla birlikte bunun sınırı ve çerçevesinin ne olacağı tartışmalıdır. İfade özgürlüğünde sorular… Vatandaşların ne tür düşünceleri ifade etme hakları vardır? Ne tür düşünceleri ifade etmelerine izin verilemez? Demokrasiyle uyuşmayan düşüncelerin ifadesine izin verilebilir mi? Demokrasinin kendisini koruma hakkı olduğuna göre kendisine karşı yönelen demokrasi dışı düşünceleri önlemek demokrasi açısından bir sorun olur mu?.. Bu sorulardan uzun bir liste oluşturmak mümkün. Bu tür tartışmalardan Militan Demokrasi diye bir demokrasi biçimi de oluşturulmuştur. Aslında bu konuda temel sorun demokrasiyle bağdaşmayan veya bazı kesimlerce paylaşılmayan yahut onlar üzerinde şok etkisi yapan türdeki düşüncelerin ifade özgürlüğünün de bulunması konusudur. Temelde ister otoriter, ister demokratik olsun her sistemde sistemle uyuşan, resmi doğrular doğrultusunda olan türdeki düşüncelerin ifadesinde bir sorun bulunmamaktadır. Sovyetler Birliği'nde Marksist-Leninist düşüncelerin ifadesinde bir problem yoktu. Ancak buna muhalif ve farklı türdeki düşüncelerin ifadesi sorun oluyordu. Demokrasinin erdemi veya diğer sistemlerden farkı siyasal toplum ve iktidar sahiplerince benimsenmeyen, hatta onları şok eden türdeki düşüncelerin de ifadesine imkan vermesidir. Rahatsız edici düşüncelerin de ifade özgürlüğü vardır… Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında "rahatsız edici, hatta şok edici olan" düşünceler için ifade özgürlüğünün tanınması gerektiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) atfen belirtilmiş olması Türk adalet sistemi için son derece önemli bir gelişmeye işaret etmektedir. Şimdiye kadar genelde laiklik konularında resmi görüş ve yasalardaki çerçeveye uymayan kanaatler cezalandırılma yoluna gidilmekteydi. Bu yöntemle kurulu düzenin korunmaya çalışıldığına inanılıyordu. Artık bu yöntemin aşıldığı ve eklemlenmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'nin demokrasi yorumuna doğru evrilmekte olduğumuz anlaşılmaktadır. Kurulun verdiği kararda altını çizdiği şu cümleler bu alanda ciddi bir değişimin ip uçları olmalıdır: "Söyleyeni hapsedilmekle dillendirilmesinden vazgeçilen bir düşünceye tarihin tanıklığı olmamıştır. Aksine en zararlı düşünceler bile söyleyeni mahkûm edildiğinde ya merak saiki ya da acıma duygularıyla yandaş bulur, çoğu kez illegalite karanlığına inerek kontrolsüz bir gelişime kavuşur…" Yargıtay Ceza Gene Kurulu'nun bu tespitlerine katılmayacak kimse yok. Özellikle şu kanaat işin özü ve temelidir: "(…) düşünce özgürlüğü AİHM'ce de benimsendiği üzere 'rahatsız edici, hatta şok edici olanlar' için de geçerlidir…" Bütün sorun bu son cümlede gizlidir. Türk demokrasisi prensip olarak düşünce özgürlüğünü kabul ediyor, ancak çok ciddi sınırlar ve kısıtlamalar içine sıkıştırıyordu. Anayasa ve temel hukuk metinlerinde uluslararası insan hakları sözleşmelerine yer vermekle birlikte uygulamada ciddi sorunlar yaşanıyordu. Türkiye'nin gündeminden düşünce suçları bir türlü çıkmıyordu. Çünkü "rahatsız edici ve bazı kesimler üzerinde şok edici" nitelikteki düşüncelerin ifadesine set çekiyordu. Şimdi bu kararla bu konuda ciddi bir anlayış ve yaklaşım değişikliğinin gündemde olduğu anlaşılıyor. Artık bir düşünce "rahatsız edici, hatta şok edici" dahi olsa kendisini ifade etme özgürlüğü olduğu kabul edilmiştir. Demokrasinin farkı işte burada saklıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |