AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'ABD Yeniçerileri', Karzai modeli ve satılık olanlar!

Tarık Ali'nin The Guardian gazetesinin dünkü sayısında yer alan yazısı, Amerika'nın küresel hegemonya hedefleri çerçevesinde dünya genelinde uyguladığı "demokrasi ve özgürlük" misyonunun ne anlama geldiğini ifade etmesi bakımından oldukça çarpıcı.

ABD yönetiminin "demokrasinin desteklenmesi" için ayırdığı paraları, dünya ölçeğinde itaatkar yöneticilerin sadakatini satın almak için kullandığına dikkat çeken yazar, Kuzey Irak'taki Kürt liderleri buna örnek gösteriyor. Ona göre ABD, 20. yüzyılda bölgesel yöneticilere, üniformalı despotlara, yolsuzluk içindeki oligarşilere, uysal siyasetçilere ve itaatkar hükümdarlara güvendi. Bu düzeni bozmakla tehdit edenleri askeri güçle ezdi. Bunun için Soğuk savaş döneminde anti-komünist güçleri destekledi. Ama artık 21'inci yüzyılda "alıcılar" daha iyi seçiliyor. Eskinin geleneksel elitleri, ABD'de eğitim ve öğretim verilen yeni nesil neo-liberal politikacılarla değiştiriliyor.

ABD'nin "demokrasinin desteklenmesi" için ayırdığı kaynağın bu amaçla harcandığı belirtilen yazıda, "sadakat politikacılardan, partilerden ve sendikalardan satın alınabilir. Ve umulan sonuç, Washington'a hizmet eden yeni bir 'yeniçeri politikacılar' katmanı yaratmaktır" ifadeleri dikkat çekiyor.

Demokrasinin desteklenmesinin en önemli örnekleri olarak da Afganistan ve Irak gösteriliyor. Tarık Ali bu yöntemi, "yeni bir elit kesim yarat, yeni bir ordu yaratması için fonları ve cephaneyi ona ver ve bırak, onlar ülkeyi şirketler için güvenli bir yer haline getirsinler" şeklinde ifade ediyor. Yazıda Irak'ta, işgalcilerin güvenebileceği tek gücün Kürt aşiretleri olduğu ifade edilirken, Kürt 36'ncı taburunun Felluce'de ABD'liler ile birlikte çarpıştığına işaret ediliyor. (Felluce kuşatmasının ilk günlerinde bu gerçeği yazdığımda kıyamet kopmuştu. Şii birliklerinin, Halkın Mücahitleri Örgütü'nün nasıl aynı ittifakta yer aldığını sorguladığımda şiddetli bir tepkiye maruz kalmıştım...)

Tarık Ali'nin verdiği örnekler sınırlı. Afganistan'da uygulanan "Karzai modeli" bugün bir çok ülke için hazırlanıyor. Afganistan'daki Kuzey İttifakı modeli Irak'ta da uygulandı. Başka ülkelerde de uygulanacak. Burhaneddin Rabbani'nin Afganistan'da üslendiği rol ile Talabani ve Barzani'nin Irak'ta üslendiği rol aynı. Karzai de CIA adına çalışıyordu Allavi de. Afganistan'da şimdi Rabbani'nin adı bile geçmiyor, silinip gitti. Burada, Ahmet Şah Mesud'un neden, kimler tarafından öldürüldüğünü öğrenmeden küresel işgal planlarının, 11 Eylül'ün ve ardından gelen işgallerin şifresini çözmenin mümkün olmadığını bir kez daha hatırlatayım.

Afganistan ve Irak'ta uygulanan "Karzai modeli" şimdi Mahmud Abbas'la Filistin'de uygulanıyor. Yarın İran'da ve Suriye'de uygulanacak. Başka hangi ülkelerde uygulanacağını kestirmek zor değil. Türkiye bu bölgeden bağımsız, hedef alanın dışında değil. ABD'nin Soğuk Savaş sonrası Türkiye'yi yüklediği misyonu hatırlayalım: Stratejik müttefik değil, savaş alanı, cephe ülke…

"Rejim değişikliği", "terörle savaş" ve "silahsızlandırma" bir yandan işgallerle diğer yandan "turuncu devrimler"le yürütülüyor. Afganistan ve Irak'ta askeri güçle yerleştirilen "demokrasi" ve oluşturulan "yeni yönetici elit" başka bölgelerde "demokrasi devrimleri"yle kendini gösteriyor. Gürcistan ve Ukrayna'da yaşananlar Irak işgalinden bağımsız değil. George Soros'un paralarıyla semiren sivil toplum kuruluşlarının, medyanın, aydınların, akademisyenlerin veya politikacıların işlevi ABD ordusunun işlevinden farklı değil. Bütün direnç noktaları ezilen hedef bölgeler tamamen savunmasız hale getiriliyor.

Bu köşede Afganistan ve Irak'la ilgili gerçekler, "turuncu devrim" dalgasının niteliği, "demokrasi ve özgürlük palavraları"nın hedefleri ve yeni bir askeri güç olarak sivil toplum kuruluşlarının misyonları konusunda yazılmayan çok az şey kaldı. Buraya kadar mı? Hayır. İşgaller devam edecek. Bu işgallere bağlı olarak Karzai modeli başka ülkelere de dayatılacak? "Demokrasi rüzgarı" Karadeniz'in kuzeyinden Orta Asya'ya, hatta Çin sınırına kadar yayılacak.

Amerika'nın İran ve Suriye'ye, dolayısıyla Lübnan'a nasıl ve ne zaman saldıracağını tartışıyoruz. Küresel hegemonyanın bir diğer kolu olan "demokrasi devrimi"nde sırada hangi ülke olduğunu dikkat edelim. Bir sonraki ülke Kırgızistan olacak gibi. Rusya'nın Siyasi Araştırmalar Merkezi Başkanı olan Sergei Alexandroviç Markov, turuncu devrimin etkisi altına girecek ülkeleri yüzde 80 Moldova, yüzde 40 Kırgızistan ve yüzde 30 Kazakistan olarak gösteriyor ve Beyaz Rusya'ya dikkat çekiyor.

Ama kavşakta bir ülke var, Kırgızistan. ABD'nin, Rusya'nın ve Çin'in en ateşli çatışma alanı olarak öne çıkıyor. Neden Kırgızistan?

Geçen yıl ABD, Kırgız muhalifleri Washington'a çağırdı. Kırgızistan muhalefetinden Kurmanbek Bakiyev ve Amangeldi Muraliyev, Anavatan Partisi Lideri Ömürbek Tekebayev, lideri tutuklu buluna Arnamus Partisi Başkan Yardımcısı Emil Aliyev ve Dışişleri Eski Bakanı Muratbek İmanaliyev ABD Dışişleri Bakanlığı Davetlisi olarak 28 Şubat 2004'te bu ülkeye gitti. Kırgız siyasetçileri Colin Powell'e yakın isimlerden Linn Pasko ile olan görüşmesinde, Pasko "Kırgızistan'da rejim değişikliği istedi. Muhalifler ABD'deki temaslarına 14 Mart'ta kadar devam etti.

Devlet Başkanı Asker Akayev, 27 Aralık 2004'te, 7 Ocak 2005'te ve 4 Şubat 2005'te ülkesinde Gürcistan ve Ukrayna benzeri gelişmelerin yaşanabileceği uyarısı yaparak bunun bir iç savaşa neden olabileceğini söyledi. 27 Şubat'ta parlamento seçimleri, Ekim sonunda da devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağı Kırgızistan, ABD ile Rusya ve Çin'in çatışma alanına dönüşecek.

Bu gelişmelerin demokrasi ve özgürlüklerle ilgisi yok. Hepsi, ABD'nin hegemonya stratejisinin birer aşaması. Washington ve Londra'nın tayin ettiği güçler, topluluklar, milletler, siyasi kadrolar öne çıkarılıyor. Yıllardır eğitilen kadrolar iktidara taşınıyor. Savaşsız, masrafsız bir işgal. Bütün direnç noktaları yok ediliyor. Geriye ne kaldı? Onların her ülke için yedekleri var. Zamanı geldiğinde hepsini tanıyacağız ve şaşkınlıktan donup kalacağız… Satın alınamayanların, direnenlerin nasıl bir şiddetle sınanacağını da göreceğiz…


8 Şubat 2005
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED