|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
D. Mehmet Doğan'ın yeni kitabı Yüzyılın Soykırımı, İz Yayıncılık'tan çıktı. Dil, kültür ve inanç bağlamında kaleme alınan eserin içinde yer alan konulardan bazılarını başlıklardan aktarıp sunuşa bakalım... Türkçe'nin ölüm sürgünü, İngilizler dillerini yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarsalardı ingilizce dünya dili olabilir miydi, Dil devrimi: Rivayet muhtelif ama 'planlama' değil, Fuzuli'yi yabancı gibi okumak, Millî Eğitim'de mankurt sözlüğü ile Türkçe dersleri, İstiklâl Marşı yasak, Kur'an'a 'Fransız kalma'nın öztürkçesi, Devlet hangi dili konuşuyor, Yabancı dil bağımlılığı, Dünyanın en zengin dili, Dilde geciken uyanış... Bu kitabın konusu ile "katliam", "soykırım", "jenosid" veya "etnik temizlik" kavramları arasında ilişki kurmakta zorluk çekilebilir. Bedenlerin yok edilmesiyle, biyolojik varlığı insan yapan, insan olarak farklılaştıran, kişilik kazandıran ve böylece imha edilmeyi gerektiren düşmanlıkların konusu hâline getirilen dilin, kültürün, inancın tasfiyesi arasında herhangi bir ilişki yok mudur gerçekten? Yüzyılın Soykırımı, bu noktada, birçokları için kafa karıştırıcı olmanın ötesinde hayret ve hatta dehşet uyandırıcı bilgiler ve yorumlar 'içeriyor'. Katliam, soykırım, jenosid, etnik temizlik... Bu kelimelere ve bu kelimelerin delalet ettiği manalara millet olarak yabancı değiliz. Nitekim son iki asırlık tarihimizde çok sayıda dehşet verici soykırım hadisesi ile karşı karşıya kaldık. Bu millet diliyle, kültürüyle, değerleriyle ve medeniyet unsurlarıyla tamamen yok edilmenin nesnesi hâline getirildi. D. Mehmet Doğan'ın bu eseri, kültürel soykırıma maruz kalan bir milletin sağduyusunu henüz yitirmemiş çocuklarına hitap etmek, böylece toplumumuzu kimlik buhranının gayyâsına iten manevî tahribatın nasıl aşılacağı meselesini yeniden tartışmak istiyor. KIŞ TATİLİ
Geçen hafta, geç kalmış göçmen kuşlar gibi güneye indik. Antalya, Kemer, Denizli, Buldan, Uşak dolaştık. Yaz gibi kalabalık değil ve kış ortasında bir başka güzel Akdeniz. Olimpos'u görmediyseniz, Ulupınar'da yemek yemediyseniz, dar yollardan başı dumanlı dağlara tırmanmadıysanız, yanıbaşınızdan dereler çağlamadıysa, Uşak'ın kaybolan ş'sini aramadıysanız, ilk fırsatta yolunuz o taraflara düşmelidir derim. Bir de yol boyunca görülen yamaçlarda otlayan keçi sürüleri var ki, durup seyretmenin keyfini tarif etmek imkânsız. Kayıp ş'den bahsettik ya... Mâlûm, "uşşak" âşıklar demek; "uşak" ise başka bir şey. Biz aradık, kaybolan ş'yi bulamadık. Üstelik kalan ilk "ş" mi, ikincisi mi, o bile belli değil. Ve nereye gittiğini bilen yok. Bulanların insâniyet nâmına haber vereceklerini ümit etmekteyiz. O harfin âcilen yerine konması gerekiyor fikrimizce.
ZİNCİR
"Beyefendi bu karda kışta yola zincirsiz çıkmışsınız." Polisler, İstanbul'da durdurduğu pekçok sürücüye dün bu cümleyle merhaba dedi ve ceza makbuzunu doldurmaya başladı. İçlerinden birisi, polise Zincirlikuyu'ya gittiğini, zinciri oradan alacağını söylüyordu, biz yanından geçerken, fakat bu açıklaması ceza yemesini önleyemedi. Afiyet olsun.
ARANAN KAR BULUNMUŞTUR Kış geçiyor, hâlâ kar yağmadı diye şikayet edip duruyorduk; alın size kar. Bayram tatili, yarı yıl tatili derken, üç haftaya ulaşan okuldan uzak günlerin sonuna bir de kar tatili eklendi ki öğrencilerin keyfine diyecek yok. İstanbul'da okullar dün açılacaktı, bugünü geçtik, yarın bile şüpheli. Çocuklar gibi kar topu oynayıp kızak kaymıyor, kardan adam yapmıyorlarsa da, aramızda kalsın, öğretmenler de bu durumdan son derece memnun.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |