AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Karda Adam

"Selamun aleykum"

Kelimeler havada asılı kaldı bir müddet. Dudağın ucuyla değil, ciğerlerin derinliğinden çıkan sımsıcak bir nefesle söylenmişti belli ki. Tipi sesi alıp götürmüş, geride soğukta tüten bir ifade kalmıştı. Beyazın yere göğe hâkim olduğu bu Üsküdar sabahında, kar yarılıp içinden çıkan adam havaya astığı bu sözlerin yanında, elleri pantolonunun ceplerinde, kolları vücuduna yapışmış, kafasını omuzlarının arasına sokmuş bir halde, ritmik hareketlerle ayak parmakları üzerinde yükselip alçalmasa, heykel gibi duruyordu şimdi.

Çıkık elmacık kemiklerinin arasına oturtulmuş şekilsiz ve büyücekten bir burnun altında, soğuktan saçak tutmaya başlamış olan ıslak bıyıkları kapatıyordu neredeyse büzüşmüş dudaklarını. Dudaklar büzüştüğü için mi yanakları çökmüştü adamın, yoksa gölge oyunları mı oynuyordu bir durup, bir şiddetlenen tipi? Alnını örten siyah berenin hemen dibinden fışkıran kaşları ile kara kalem çalışılmış bir karikatürden fırlayıp çıkmış gibiydi.

"Aleykum selam"

Bir anda tipi durdu, adam hareketlendi. Eller cepten çıktı, o pozisyonda belli ki uzunca bir müddettir kalmış olmaktan kırışmış ceketin etekleri çekiştirildi. Dalgakıran yakalar indirildi. Omuzlarda birikmiş karlar silkelendi. Kirli, siyah, boyuna çizgileri istikameti kaybetmiş bir kumaş çıktı dökülen beyazın altından. Beyaz lekeli bu kara kuru adamın gözlerine renk geldi bir anda.

"İş var mı?"

Sahil tarafından esen rüzgâr, kar ve deniz kokusu saçtı aramıza. Adam mı bir an kayboldu, yoksa biz mi gözlerimizi kapattık? Rüzgâr, tüm açıklarını yalıttığımızı sandığımız kat kat kıyafetin içine sızmış, ince ince dokuyordu soğuğu yorgun terlemiş vücudumuza. Büzüştük, küçüldük.

Kamyonet dolmuştu. Yeterince adam vardı. İstihkak belliydi. Üstelik bu halde dışarıda nasıl çalışacaktı ki bu?

Belki tipi alıp götürmüştü onu geldiği yere. Belki gerçek bile değildi. Sabahın köründe kalkmış, alelacele yola koyulmuş, gündelikçilerin toplandığı kahveleri ve meydanları gezmiş, soğuğa, kara rağmen toplanmış olanları kamyonete doldurmuştuk. Daha işe başlamadan yorulmuştuk.

Üstelik açtık. Bir simit, bir bardak sıcak çay, bir kaşık pekmez. İçimizi ısıtacak bir lokma ateş yoktu ki.

Gözümüzü açtık.
Kar gerçekti. Tipi gerçekti.
Karda adam...
...gerçekti.

"Kar kürenecek"
Kar hareketlendi. Adam çıktı içinden.
Naylon torbalara sarılmış ayakkabılar battı çıktı kara hızlıca.
Hızlıca seğirtti adam kamyonete doğru.
Bir simit, bir bardak sıcak çay, bir kaşık pekmez.
Bir lokma ateş oldu karda adam


8 Şubat 2005
Salı
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED