AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S P O R
Lüften yeniden oynatın

Türkiye Futbol Federasyonu yeni sloganı ile terörü önlemeye çalışıyor. "Taraflı ya da tarafsız olmak bir hak. İmtiyaz değil. Hepimiz buna göre seyredeceğiz, buna göre yöneteceğiz, buna göre yazacağız, buna göre konuşacağız. Yani kuralına göre oynayacağız. Spor hepimizin. Onunla oynayalım. LÜTFEN..."

İnanmak istiyoruz. LÜTFEN ile tüm çirkinliklerin düzeleceğine, güzelliklere dönüşeceğine inanmak istiyoruz. Kuralına göre oynanan, yönetilen, yazılan, konuşulan maçlar izlemek istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz!.. Ama sadece konuşmak ve yazmakla da olmuyor. "LÜTFEN" diye slogan üretip kenara çekilmek yok. Bu slogan'ın sahipleri, şimdi ellerini taşın altına sokup gereğini yapmalı. Beşiktaş-Gençlerbirliği maçını yeniden oynatmalı. Çünkü bu maçta yapılan açık seçik bir kural hatasıdır. Bunu da MHK raporlarla tesbit etmiştir.

Beşiktaş'ın isyanı haklı

Defalarca izledim. Hakem Kuddusi Müftüoğlu Çağdaş'ın Youla'ya faul kararı vermesiyle başladığı yanlışa Gençlerbirliği'nin golüne kadar devam etti. Sanki Beşiktaş ile görülecek bir hesabı varmış gibi. Allah'tan çıkıp delikanlı gibi "evet ben hata yaptım" dedi. Bunu değerlendiren Merkez Hakem Komitesi de topu Türkiye Futbol Federasyonu'na attı. Şimdi maçın yeniden oynatılması gerektiği kadar, Kuddusi Müftüoğlu'nun da ceza alması gerekir. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'i isyanlarında yerden göğe kadar haklı buluyorum. Haksızlıklar bu kadar üst üste gelince, insanın aklına herşey gelir. Elbette kulübünün hakkını arayacak. Gereğini de yapacaktır. Federasyon bu konuda Demiroren'den "LÜTFEN" demesini de beklemesin.

Doğuştan Karınca

Rıza Çalımbay'ın Beşiktaş'ın başına teknik direktör olması Türk futbolunda özlemini duyduğumuz gelişmelerden biridir.. Keşke Süper Lig'deki tüm hocalar Türk olsa. Biz bunun için yeterliyiz de kendi insanımızın kıymetini bilemiyoruz ne yazık ki... Beşiktaş taraftarı bu yeni gelişmenin ardından büyük bir sorumluluk aldı. Bilmem bunun farkındalar mı! O da Rıza Çalımbay'a sahip çıkmaktır. Rıza Çalımbay, doğuştan sahib olduğu değerleri takımına aşılamak konusunda çok hünerli. Daha önce çalıştırdığı takımların oyununa bakın, göreceksiniz. Yeter ki O'na biraz tolerans gösterilsin.

Tehlikeli teklifler

Trabzonspor'da da bir hareketlilik başladı. Hepsinin nedeni hiç kuşkusuz Fenerbahçe'nin Samsun'da 2 puan kaybedip aradaki puan farkının 4'e inmesi. Hedeflerin büyümesi gerçekten güzel. Bordo mavili ekip, zaten liglerin en iyi futbol oynayan ekiplerinden biri. Ayrıca Şenol Güneş ile şimdi daha da farkediliyor. Bu uyumlu çalışmanın sezon sonuna dek, artarak süreceğini umuyorum. İyi sonuçlar alındıkça futbolcularına da Avrupa'dan talipler çıkacaktır. Fatih Tekke'ye yapılan transfer teklifleri buna son örnektir. Gökdeniz için birşey demiyorum. Belki sezon sonunu bekliyor. Bu tekliflerin tehlikelerini Şenol hoca iyi bilir. Sezon sonuna dek, önlem alacağını umuyorum.

Hagi kaçabilir

Bir tarafta içinde bulunduğu mali kriz, diğer yanda Galatasaray'ın ligdeki başarılı grafiği. İşte Hagi ile yönetim kurulunu birbirinden uzaklaştıran önemli gelişme bu. Yani alacaklarını alamayan futbolcuların herşeye karşın olumlu performans göstermelerini takdir eden Rumen hoca, doğal olarak alacakların ödenmesini istiyor. Bunu, basın toplantısı yaparak anlatıyor. Sonra yasaklar, özürler, üzülmeler falan filan. Şimdi zirveye 2 puan daha yaklaşıldı. Hesapta 100. yılda Şampiyonluk da var. Kulağımıza gelen son söylenti ise Hagi'nin bir Yunan takımı ile anlaştığı yönünde. Bizden söylemesi.

Fener renk kattı

Samsunspor ile berabere kalmanın en yılışık yorumu buydu; Fener lige renk kattı. Yani lig, daha önce renksizdi de puan farkı 2'ye 4'e düşünce renklendi. Hadi öyle olsun.. Maçı televizyondan izledim. Bizim spor servisi özellikle Fenerbahçe maçlarında adeta bir stat tribünü gibi oluyor. Herkes önce uslu uslu seyrediyor, sonra sevinç çığlıkları veya isyanlar.. Bazen kızıp bağırıyorum. "Arkadaşlar sakin olun, biz çalışıyoruz" diye. O gün de öyle oldu. Maçtan önce çoğunluk ters şans için tahminler yürüttü. Fenerbahçe'nin Samsun'u farklı yeneceği şeklindeki (uğur denemeleri) ağırlıklıydı. Golden önce Alex'in hakemi aldattığı, şeklindeki yorumların ardından, Samsun'un attığı temiz(!) golde çığlıklar atıldı. O golden önce sanki Deniz'e faul yapılmamış gibi. Düşmanlık kime ne fayda getirmiş ki. Bırakınız bu işleri değerli arkadaşlar. Ayrıca Fenerbahçe'nin neyini kıskanıyorlar bilemiyorum. Dünya kadar para harcıyorlar, futbol adına ortaya çıkana bakın. Adeta bir ucube.

Şimdi Fenerbahçe'yi karıştırmak isteyenlerin yeni hedefi Anelka. Fransız futbolcu daha ülkeye girmeden türlü türlü huyları geçimsizlikleri girdi sayfalara. Hiçbir kulüpte sözleşme süresini bitirememişmiş. Ne yapalım yani bitiremediyse. Adam İslamiyeti seçti, akıllandı belki. Renk arayanlara bu da bir renktir, değerli arkadaşlar. Bekleyelim bakalım, Anelkalı Fenerbahçe önümüzdeki haftalarda bakalım ne renk olacak...

Kanımca Anelka uyumu bozmaz. Fenerbahçe'de uyumun bozulması için, bir uyum olması gerekiyor. Hani Fenerbahçe tıkır tıkır işleyen bir makine gibiymiş de araya çomak sokulmuş. Fenerbahçe, bu ülkenin futbol kalitesi içinde, kendisine iyi sayılabilecek kadrosu ile zirvede yer bulmuştur. Gerisi hikaye..

  • Haftanın Yorumu: Salih Sezer



  • 8 Şubat 2005
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED