AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Aman CEP'inize dikkat...

Hafta sonu kar yağışı nedeniyle meteoroloji ve valiliğin uyarılarını dinledim ve evimde oturdum. Sorumlu bir vatandaş olarak işim olmadığı halde sokağa çıkıp, araba kullanıp diğer vatandaşların işini zorlaştırmadım.

Koca hafta sonu evde ne yaptım değil mi?...

Gazeteleri okudum... Kahve içtim, biraz kitap ve uzun süredir hiç yapmadığım bir şeyi daha yaptım, televizyon seyrettim...

Koladan cep telefonuna, deterjandan sohbet hattına kadar hiçbir reklamı kaçırmadım...

"Kapağı aç. Altındaki şifreyi SMS ile gönder, bardak kazan, T-shirt kazan" vs vs... Araya bir tane de araba sıkıştırılmış her nasılsa. Asıl vurgulama da burada...

Alttan bir yazı geçiyor... "Durun durun yetişemedim hay Allah... Acaba ne yazıyordu?.. Bir başka kanala geçeyim belki yakalarım..." Hemen "ZAP"ladım...

"Evet aynı reklam... Durun durun okuyacağım... Bu 3 sms yok yok... 5 sms... Hay Allah yine kaçırdım..." Yakalayana bravo... Derken 5'incide cümleyi tamamlayabildim. Kiminde 3 sms, kiminde 5, kiminde 6 sms ile yarışmaya katılabiliyorsunuz... İlk 1000'e bardak, ilk 5000'e T-shirt, çanta vs. vs. devam ediyorlar... Oturup hesapladım; 3 sms'e bir bardak... Bir sms 11 kuruş. Bunu üçle çarparsak 33 kuruş, 5'le çarparsak 55 kuruş... 6 ile çarparsak 66 kuruş. Bir bardağın maliyeti 5 kuruşu geçmiyor. T-shirt'ün maliyeti de 15 kuruşu... Bunları Çin'de yaptırırsanız tadından yenmez...

Sonra düşündüm: Kimse ana faaliyetinden para kazanmıyor... Herkes işi gücü bırakmış CEP'imize gözünü dikmiş de haberimiz yok... Aman kuruşunuza dikkat...


Dillere destan Çin işkencesi mi, SSK mı?..

SSK ile hayatında ilişkisi olmayan (Memur ve çiftçiler hariç) hemen hiç kimse yoktur. Ve SSK ile ilginç bir anısı olmayan, emekliden çalışana, işverene, hastaya, hasta yakınına kadar da hiç kimse yoktur...

Geçen hafta bu ilginçliklerden biri ile ilgili bir mektup aldım... Mektubu yazan kişi, ABS Risk Özel Güvenlik A.Ş.'nin ortağı ve yöneticisi Hülya Ersoy...

Ankara'da bürokrasinin "beşiğinde" ninniler dinlemiş...

Belki de ilk sevdasını bürokrasinin başkentinde yaşamış...

Ama o bile kültürü ile büyüdüğü bürokrasiden o kadar bıkmış ki, çareyi Çalışma Bakanı'na bir mektupla anlatmakta bulmuş...

Ersoy'un anlattığına göre, konu şu: Özel güvenlik şirketlerinden kamu ihalelerine girerken SSK'dan borçluluk durum belgesi isteniyor... Bir anlamda şirketin sabıka kaydına bakılıyor.

Önce şunu söyleyeyim: Bu çok doğru bir yaklaşım ve sonuna kadar savunuyorum. Hatta vergi sabıkasına da bakılmalı. Herhangi bir takıntısı varsa, kesinlikle ihaleye sokulmamalı ya da kamu ile iş yaptırılmamalı...

Ama bir farkla... Uygulamanın fıkralara konu olacak kadar komik olmaması kaydıyla...

Nasıl mı? Bakın anlatayım:

Birkaç yıl önce, savcılıktan sabıka kaydı belgesi alabilmek için ciddi kuyruklar oluşurdu... Hatta, "iki gün sonra gelin" denir, sonra bir iki gün daha atardı...

Şimdi elektronik ortamda 70 milyon kişi bu belgesini yarım saatte alabiliyor...

Hülya Ersoy'un anlattığına ve mektubuna göre, SSK'daki durum vahim ötesi. Sistem şöyle yürüyor, aslında yürümüyor emekliyor: SSK borçsuzluk belgesini alabilmek için, önce gerekli evrakları hazırlıyorsunuz ve SSK Bölge Müdürlüğü'ne başvuruyorsunuz.

Buraya kadar her şey normal... Evraklarınızın asıl macerası bundan sonra başlıyor...

SSK Bölge Müdürlüğü, dosyanızı sıraya koyuyor... Bir hafta sonra gidiyorsunuz; "Daha diğer bölgelerdeki dökümünüz için fakslarınızı çekemedik" cevabını alıyorsunuz.

Birkaç gün sonra, diğer bölge müdürlüklerine, şirket ile ilgili bilgi isteme faksı çekmeye başlıyor. Her bölgede kendi aralarında fakslaşmaya başlıyor... Yani herkes birbirine soruyor. Siz bu arada evraklarınızı takip etmek için hemen her gün tabanları yağlayıp "git-gel cezanızı" çekmeye devam ediyorsunuz...

Şanslıysanız iki, değilseniz üç ayda, "Evet borcunuz var" ya da "Yok" diye size belge veriliyor. Bu belgeyi de her yeni gireceğiniz ihalede yenilemek gerekiyor...

Şirketler işlerini hızlandırmak için teklif götürüyorlar SSK'ya; "Tamam, aynı faksları, sizin yazınızla biz çekelim ve evrakları sizin yazınızla birlikte size getirelim" diyorlar.

Ama nafile... Müdürlük hemen "hayır" cevabını alnınızın ortasına yapıştırıyor...

Bu sırada ihale bitmiş olabilir, iş kaçmış olabilir kime ne?

Gerçekten tam bir Çin işkencesi...

Aman canııım... Koskaca Başbakan'ın bile işini yaptıramadığı bürokrasiye siz mi iş yaptıracaksınız?!


9 Şubat 2005
Çarşamba
 
BAYRAM BAŞARAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED