|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
"Türk medyası"nın hiç mi hiç ihmal etmediği işlerden birisi de, Türkiye ya da Türkler hakkında özellikle Batı ülkelerinde yapılan yayınları gecikmeden okuyucu ve izleyicilerine aktarmaktır. Türkiye dışından ülkeye aktarılacak gelişmeler içinde bu tür yayınların mutlak önceliği vardır. Amerika'da bir televizyon dizisinde Türkler hiç de hoş olmayan bir biçimde mi sunuluyor; gazetenin manşeti ya da ana haberin önemli bir bölümü çoktan hazırlandı bile! Avrupa'da yayımlanan bir gazete-dergide Türkiye'den bir "Arap ülkesi" gibi mi söz ediliyor; yazıişleri ya da haber servisi günü çoktan kurtardı bile! Tahmin ettiğiniz gibi, Türkiye ve Türkler hakkında "dışarıdan" gelen "olumlu" yaklaşımlar da benzer bir ilginin konusudur. Ama bu sefer de bu yayınlar bir "bayram" havası içinde aktarılır. Mesela (tamamen uydurma) kaçırılmaması gereken şöyle bir haber ya da yorum: ABD'nin bilmem hangi eyaletinin bilmem hangi gazetesinin belirttiği gibi "21. yüzyıl bir Türk yüzyılı olacaktır!" Bu niçin böyle; ülkemizin ve milletimizin ne olup olmadığını illâki "yabancı yayınlar"da test etmeye çalışan, bu yayınlara sırasında öfkelenip sırasında sevinen bu ruh halinin arkasında-derininde hangi nedenler yatıyor, apayrı bir konu. Bir ki örnek mi? Bakın, geçen gün bir gazetemizin (Hürriyet) geniş yer ayırdığı bir haberden öğrendiğimize göre, Almanya'da "Fesli Türk'le AB karnavalı" düzenleniyormuş. Gazetede "Fesli Türk"ün fotoğrafı da var. Palabıyık bir "Türk" elindeki valizle AB kapısına dayanmış. Gazete dikkatimizi çekmemiş ama fotoğraftaki şu ayrıntıyı da biz ilave edelim: "Fesli Türk"ün elindeki valizde bir "minare" de var. "Fesli Türk"ün karşısında da ona kapıyı işaret eden Schröder ile kapının arkasında "duvar örmek"le meşgul CDU lideri Angela Merkel'i temsil eden heykeller-kuklalar yer alıyor. Üç kişiden oluşan bu ekibin de bir aracın üzerine yerleştirilerek karnaval konvoyunda yer alması düşünülmüş. Ortada ciddi bir durum yok yani; altı üstü "karnaval konvoyu"nda yer verilen bir komiklikten ibaret... Ama olur mu hiç; gazete bu durumu şöyle yorumlamış: "Türk'ün fesli tasvir edilmesi ayrıca dikkat çekiyor. (...) milyonlarca kişi televizyon ekranlarından Türkiye'nin AB üyeliği konvoyuna tanık olacak....." Yani işte yine "protesto" edilmesi gereken çirkin bir girişim daha! "Türk"ü "fesli" olarak tasvir etmek kimin haddine! Olamaz, kabul edilemez, derhal önlenmelidir vesaire.... Ama söyledik, bu bir "karnaval" ve karnaval konvoyunda sadece böyle komiklikler yer alıyor; kıyafet devrimini yapmış Türkiye Cumhuriyeti'nin arzu edildiği gibi bu konvoyda yer alabilmesi mümkün değil! Şimdi de gelelim yazının başlığını oluşturan "Rice'ın nasıl cevap vereceği baştan belli değil miydi?" meselesine: Bu hikaye de benzer bir hikaye... ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan, Türkiye ziyareti sırasında, "ABD'deki Türkleri kötü gösteren diziler, filmler" konusunda açıklama ve yardım isteneceği ziyaret öncesinden biliniyordu. Nitekim istendi de. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, konuyu açtığı Rice'dan şu cevabı almış: "Film ve dizilerle ilgili şikayetinizi çok iyi anlıyoruz. Bu konuda Bush yönetimi de mağdur. Ancak bu filmlerin çoğu Hollywood yapımı. Hollywood'un üzerinde etkimiz olamıyor. Olsaydı Michael Moore'un Fahrenheit 9/11 filmini engellerdik." Nasıl olacağı baştan belli olan bir cevap değil mi bu? Amerika'da Hollywood ya da farklı merkezlerde (özellikle de 11 Eylül sonrası) genelde Müslümanları, özelde ise Türkleri "kötü gösteren" diziler ve filmler gösterime çıkmış ise, Rice ve hatta Bush buna karşı ne yapabilir? Rice'ın dediği gibi, bu iş bizim sandığımız kadar kolay olsa, kamerayı önce Michael Moore'un elinden alırlardı. Sonuç olarak, ülkemizi ziyarete gelen yabancı devlet adamlarını cevabı besbelli sorularla şaşırtmanın bir anlamı olmasa gerek. Eğer bu ziyaretçiler Türkmenbaşı filan gibi ülkesinde her alana hükmeden şahsiyetler değilse tabii... Çünkü Rice'ın ve de benzerlerinin ülkelerinde hükümet ya da devlet başkanlarının elinde "dizi" ve "film"lerin de içinde bulunduğu artistik alana müdahale edebilme hakları yok. İçlerinden hiçbiri "Senaryoyu beğenmedim, dizinin olumlu karakterleri Türklerden oluşsun!" gibi bir talepte bulunamıyor. Tamam, izlemedik ama tahmin etmek zor değil: Gül'ün Rice'a hatırlattığı dizideki "Türk" kahraman büyük ihtimalle dünyadan habersiz, saçma sapan bir senaryonun ürünüdür. Ama dünyanın hemen her yerinde hemen her milletin başına gelebilecek bu "talihsizlik"i bu kadar abartmak da yerinde bir tepki midir? Ayrıca şunu da unutmamak gerekir: Diyelim ki günün birinde Rusya devlet başkanı Putin, bir Türkiye ziyaretinde muhatabından bir zamanlar (şimdi ne durumda bilmiyorum) çocuklarımızın ağzından düşmeyen tekerlemedeki "Yedi sekiz dokuz, Ruslar domuz!" dizesinin ortadan kaldırılması için bir şeyler yapılmasını istese, ne yapardık? Mahalle aralarına tellal çıkarıp "Türk-Rus işbirliğinin gelişmesi açısından bu tekerlemenin tekerlenmesi bundan böyle yasaklanmıştır!" diyecek halimiz yok herhalde...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |