|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Başbakan Erdoğan, okullarda başörtüsünün serbest bırakılmasıyla ilgili kendisine atfedilen sözleri kesin bir ifadeyle yalanladı. Yalanlanan cümle de "bu yasayı gözden geçiriyoruz"dan ibaretti. Yani Başbakan, ne bir yeni yasa hazırlığından ve ne de başörtüsünü serbest bırakacak bir yöntemden söz etmişti. Zaten, daha Başbakan'ın yalanlaması gelmeden Ak Parti yöneticileri de birbiri ardına "böyle bir yasa hazırlığı yok" türünden demeçler vermişlerdi. İktidar kanadında gerçekten de böyle bir hazırlık, bir yasal düzenleme arayışı yoktu. Medyadaki haberler de gerçeği ifade etmiyordu. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Böyle bir yasa değişikliğinden haberim yok. Olsaydı da herhalde Adalet Bakanı'na en azından konunun hukuki yönü danışılırdı. Arkadaşlara da sordum. Başbakan'a bu konuda bir rapor da gönderilmemiş" diyor. Konu bu yönüyle kapandı. Yani, ortada başörtüsünü serbest bırakacak bir yasa veya yasa değişikliği hazırlığı olmadığı gibi, böyle bir yöntemi kullanmaya niyet de bulunmamaktadır. Ancak, inanılmaz bir hızla ülke gündemine oturan/oturtulan bu konu bir başka önemli gerçeği ortaya çıkarmıştır. O da, herşey değişirken, Türkiye'nin tarihi bir dönüşüm odağında yeni ufuklara doğru seyrederken hâlâ eski hastalıklara duçar olduğudur. Bu değişim sürecinden tümüyle bağımsız bir başörtüsüne tahammülsüzlük gerçeğinin hâlâ "zinde" olduğudur. Türkiye'de başörtüsü yasağı bir yasayla getirilmemiştir; dolayısıyla da yeni bir yasayla kaldırılamaz. Yani, Ak Parti bir yasa hazırlıyor olsaydı bile büyük ihtimalle şimdi gardını alan laikçi unsurların merkezdeki uzantısı kurumlar bunu geçersiz kılmanın bir yolunu mutlaka bulacaklardı. Yargıtay geçtiğimiz günlerde, TCK 312. maddeye istinaden "şiddete dönüşmeyen düşüncenin suç sayılamayacağı"na dair bir karar yayınladı. Adalet Bakanı Çiçek, son iki günde kopan "türban" fırtınasıyla bu kararın ilişkilendirilmesine dikkat çekiyor. "Sanki yeni bir dalga geliyormuş gibi hava estiriliyor. Önce 312 yorumu geldi, ardından türban geliyor korkusu estiriliyor" yorumunu yapıyor. Çiçek'e göre de bazı konuların yasayla düzenlenebilmesi mümkün değil. "Beş vakit namazı kanunla üçe indirebilir misiniz? Başörtüsü konusu da tabiatı gereği yasayla hallolmaz. Geçmişte örneklerini yaşadık. Başbakan'ın sözleri de bence bir temennidir" diyor. Çiçek'le görüşmemizin ardından da Başbakan Erdoğan'ın Alman gazetesindeki söyleşiyle ilgili yalanlaması geldi. Ama, geride kalan tortular önemlidir... Tartışmayı değerlendiren bir başka Bakan dikkatten kaçan önemli bir noktayı öne çıkartıyor: "Böyle bir hazırlık gerçekten yok ama bana kalırsa en önemlisi bazı kesimlerin tutumudur. Türkiye dışa açılıyor, AB'ye doğru yürüyor, ekonomisi ayağa kalkıyor. Bütün bunlar olurken de parti, kendi tabanının hassas olduğu konuları pek öne çıkarmadı. Şimdi daha esintisi bile olmadan başörtüsü üzerinde estirilen rüzgar ürkütücüdür.." Bakan'a göre son tartışma bazı çevrelerin Ak Parti'ye karşı toleranssızlığını ortaya çıkarıyor. İlginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir yorum yapıyor: "Ülkeyi bu kadar rahatlattık, önünü açtık. Ama bir kişi de çıkıp, 'başörtüsü konusunda biraz toleranslı olalım' demedi. Ya da bizim elimizi rahatlatacak bir tavır göstermedi." Son tartışmanın çaldırdığı alarm zilleri, değişime direnen güçlerin başörtüsü yasağına sıkı sıkıya sarıldıklarını da ortaya koymuştur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |