|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
21. yüzyılın, üçüncü sektörün dönemi olacağı hep söylenir, yazılır ve önemine işaret edilir. Ben de bu tespite katılan ve zaman zaman seslendirenlerdenim. Üçüncü sektörün yani sivil toplum kuruluşlarının etkin olmasını, olması gerektiğini temenni edenlerdenim. Yönetimlerin sivil toplum kuruluşlarına kulak vermesinin, insanlığın lehine sonuçlar doğuracağına inanıyorum. (Buradaki sivil toplum kuruluşlarından maksadım gerçek manada halkı ve mensubu bulunduğu kitleyi temsil eden yönetimin, kimi güçlerin ve kimi ideolojilerin yönlendirmesinden kurtulmuş kuruluşlardır.) Tabii şunun da altını kalın çizgilerle çizmemiz gerekir ki, sivil toplum kuruluşlarının güç ve etkinliği yönetimin hukuk anlayışına bağlıdır. Başka bir ifadeyle bu güç ve etkinlik o devletteki hukukun üstünlüğüyle paralellik arz eder. Hukukun üstünlüğünün egemen olmadığı ülkelerde zaten sivil toplum örgütü sembolik bir örgüttür, yok hükmündedir. Bir hükümet gerçek sivil toplum kuruluşlarıyla ne kadar uyumlu çalışıyorsa toplumun farklı kesimleriyle o kadar kaynaşıyor ve toplumsal mutabakata o kadar değer veriyor ve de başarılı oluyor demektir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarının aktivitesi de çok önemlidir. Sivil toplum kuruluşu kendisini anlatmıyor ya da anlatamıyorsa dolayısıyla yönetimden gerekli ilgiyi görmüyorsa orada yönetimleri mazur görmek gerekir. Sivil toplum kuruluşları halkın ya da mensubu bulundukları kitlenin şikayet ve taleplerini yönetim nezdinde seslendiren kuruluşlardır. İşte bu bağlamda 31 Ocak Pazartesi ve 01 Şubat Salı günleri Ankara çok önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Kısa adı MÜSİAD olan Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Dr. Ömer Bolat başkanlığında, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bazı siyasi parti genel başkanları, bazı bakanlık ve kurumlara bir dizi ziyarette bulundu. "Ekonominin Güçlendirilmesi Yolunda Önerilerimiz" ve "AB 17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi Sonuçlarına İlişkin Değerlendirme ve Önerilerimiz" başlığı altında öz ama kapsamlı iki raporu hem cumhurbaşkanına hem hükümete hem de kimi siyasi parti genel başkanlarına takdim edip tartıştılar. Kimi uyarıların da yer aldığı ve son derece faydalı muhtevaya sahip bu raporları yetkililerle görüşme girişimlerinden dolayı ben MÜSİAD'ı tebrik ediyor benzer etkinlikleri zaman zaman ihmal ve tereddüt göstermeden tekrarlamalarını öneriyorum. Cumhurbaşkanının bu sağduyu yüklü sese kulak vermesini de önemli bir gelişme olarak görüyorum. Başbakanın bu heyeti iki buçuk saat dinlemesini ve raporlara kulak vermesini de hükümetin sivil toplum kuruluşlarına verdiği değeri göstermesi açısından örnek bir davranış olarak değerlendiriyorum. Unutulmamalıdır ki, özellikle demokratik yönetimlerde sivil toplum kuruluşları en az siyasi partiler kadar önemli ve etkindir. Yine unutulmamalıdır ki siyasiler (iktidar-muhalefet), unutabilir, ihmal edebilir hatta işine de gelmeyebilir! İşte orada sivil toplum kuruluşu can simidi gibi toplumun imdadına yetişebilir/yetişmelidir. Sivil toplum kuruluşlarının gücü aynı zamanda halkın da gücü sayılır. Sivil toplum kuruluşlarının yeterli desteği olmadan siyasilerin istenilen oranda başarılı olmaları da zordur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |