|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Ünlü sanat tarihçisi Ernst Gombrich, "çıplak göz, kördür" demişti. Kördür; çünkü görünenin ötesinde bir de görünmeyen, çok boyutlu bir başka dünya, bir başka gerçeklik daha var. Batı uygarlığı, her şeyi göze, görmeye, göstermeye indirgeyerek Heidegger'in dediği gibi bizi ve her şeyi "çepeçevre kuşattığı", dolayısıyla kendi gördüğü şeyi, "gerçek bu!" diyecek kadar çocuksu bir yanılsama ve yanıltmacayla dayatan ve bitiren, kontrol ederek ayartan ve çok yönlü hakikatle irtibatını yitiren bir dünya kurduğu için; her şeyi görüntüye, görünene, buraya ve şimdi'ye hapsederek gözümüzü, duyarlıklarımızı, insanî hassâsiyetlerimizi ve husûsiyetlerimizi körelttiğini; böylelikle çok katmanlı, çok boyutlu hakikati, tek bir boyuta indirgediğini ve hapsettiğini fark edemiyor. Bu yakıcı gerçeği fark eden cins adamlarsa bunu başkalarına da fark ettirmekte zorlandıkları için zaman zaman bu boğucu hayattan çark edip bir Nirvana önüne demirleyerek gözümüzü açabilmek için şaşırtıcı yolları denemekten çekinmiyorlar. İşte John Berger bu tür bilge kişilerden biridir; tek boyutlu görme biçimlerimizi alt üst etmiş "cins" bir adamdır. Ancak John Berger uzunca bir süredir İngiltere'de yaşamıyor artık. Kendi deyişiyle "yeni dünyalar keşfetmek amacıyla, nesli yok olmaya yüz tutan köylülerin gerçek yüzlerinin, tarihlerinin, hafızalarının, ruhlarının ve tabii hayatlarının fotoğrafını çekmek üzere" tıpkı 40. göbekten "akraba"sı olan Nietzsche gibi Fransa'nın "gözden uzak, gönülden ırak" bir köyünde Nirvana'sına çekilmiş, münzevî ve mütevazi bir hayat sürdürmeyi yeğlemiş Batılı bir derviş, o artık. Görüldüğü gibi, Berger, dünyaya sıradan bir insan gibi bakan biri değil. Öyle ki, İngiltere'deki bir motosiklet dergisi, John Berger'in motosiklet üzerinden dünya nasıl görünüyor ve algılanıyor acaba diye başladığı bir motosiklet yolculuğu dolayımında yazdığı enfes bir yazıyı kapaktan verdi! Sahi, John Berger'de mi, bizde mi, yoksa bu motosiklet dergisinde mi bir anormallik var acaba? Meseleyi, John Berger'in köy hayatına ve dünya gerçekliğimize ilişkin söylediklerine getireceğim. Geçenlerde, bir İngiliz televizyoncusu, John Berger'i, Fransa'daki köyünden "kaçırarak" BBC'de konuşturmayı başardı. Berger'in söylediklerini kaydettim ve çözdüm: İşte size küçük bir bukle: "Soğuk savaşın sona ermesinden sonra dünyada her şey tekleşti ve tekdüzeleşti. Tam bir global köye dönüştürüldü dünyamız. Ancak bu köy, benim yaşadığım köye hiç benzemiyor. Global köyde, koyu bir fanatizm hakim. Global köyün fanatikleri, sanılabileceği gibi, artık mantar gibi biten, içimizdeki ve tarihimizdeki barbar kimliğimizin bir anda suyüzüne çıkmasına katkıda bulunan şovmenler (kilise papazları) değil. Bunlar, hiç olmazsa, hiç bir zaman gelmeyecek olan Godot'sunu beklemeye koyulmuş Hint fakirlerini andırıyorlar. Tabii burada Hint fakirlerine istemeyerek de olsa haksızlık ettiğimin farkındayım. Asıl barbarlar, yeni dünya düzeni parolasıyla geliştirilmeye çalışılan yeni tahakküm ve sömürü biçimlerinin mimarları olan, siyasetçiler ve kapitalist iş adamlarıdır. Bu adamların yarattıkları tekdüze dünyanın şiddeti ve bu dünyayı yaratırken ve tüm dünyaya dayatırken benimsedikleri fanatik, saldırgan ve barbar tavır beni ürkütüyor. Dünyada herkesin, aynı şeyleri kabul etmesi; aynı şekilde tepkide bulunması; aynı şeyleri düşünmesi; tüm dünyada aynı global doğruların hâkim olması için çaba göstermesi isteniyor. Tek bir dünya sistemi yaratılmaya çalışılıyor. Herkesten de bu sisteme dâhil olması ve aslâ bu sisteme ayak bağı olmaması talep ediliyor. Bu, çok ürkütücü bir şey. Bunun zorlama bir çaba olduğunu görebilmek için fazlaca zeki olmaya gerek yok. İnsanların önüne iki seçenek konuluyor: Ya sizden istenenleri yapacaksınız; ya da çenenizi kapatacak ve dayatılan her şeye boyun eğeceksiniz. Bence bu gidiş, çok tehlikeli bir gidiş. Bunun sadece Batılı toplumları değil, tüm dünyayı, boyutlarını bile kestiremeyeceğimiz büyük bir felaketin eşiğine getirmesinden korkuyorum. Oysa, benim yaşadığım köyde, insan ilişkileri çok daha medenî, samîmî ve sıcak. Bu köyde, sizin insan olma haysiyetinizle ve çabanızla aslâ oynanılmıyor. Ama global köy olarak adlandırılan yapay ve zoraki yaratılmaya çalışılan dünyada insan olma haysiyetiniz ayaklar altına alınıyor. Fakat hiç kimsenin gıkı bile çıkmıyor. Bu durum, insanlığın geleceği açısından son derece ürkütücüdür." John Berger'in "köylülüğüne" gıpta etmemek elde değil! Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, devâsâ bir köyhâneye dönüşen Türkiye'nin, miadını doldurmuş, fosilleşmiş ve evlere değil, âlemlere şenlik "ilerici-gericileri" benim köylülük özlemiyle yanıp tutuştuğumu söylerlerse hiç şaşmam! Eğer gerçekten böyle bir şey olursa, onlar için yapabileceğim tek şey var: Onlara, Jan Moir "eliyle" çekilmiş "çok yüzlü" bir John Berger "fotoğrafı" göndermek! Göndereceğim çok yüzlü John Berger fotoğrafı, çok katmanlı hakikat güneşini, astarının cebinde kaybettiğini bile fark edemeyen, o yüzden bizim insanlığa hak, hukuk, vicdan, merhamet, medeniyet ve hakikat bahşeden kültürel dinamiklerimizi bencil, geçici süflî çıkarları uğruna dinamitlemekle iştigal etmekten başka bir şey bilemeyen, rüşdünü ispatlayamamış kof seküler "aydın"larımızın işlerine de çok yarayabilir. Tabiî gözleri, kalpleri ve beyinleri hâlâ açıksa ve iş görüyorsa!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |