AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bu işin püf noktası

Enerji Bakanlığı'ndaki yolsuzluğu değerlendirmek istiyorum. Tabiî ki yargı süreci üzerinde bir şeyler yazacak değilim.

Ve tabiî ki, Enerji Bakanı'nın bakanlığındaki yolsuzluk konusunda, üstelik kendi tayin ettiği kadroların karıştığı iddia edilen yolsuzluk konusunda gösterdiği duyarlılığı takdir edeceğim. Aynı şekilde Başbakan'ın "gittiği yere kadar gidin" talimatıyla gösterdiği hassasiyetin altını çizeceğim. Adalet Bakanı'nın yolsuzlukla mücadele sadedinde "Vatansever arıyorum" çığlıklarını önemli buluyorum.

Ama bana göre bu işin püf noktası farklı.

Ben Ak Parti iktidarına bir özeleştiri zarureti çıkaran boyutuna parmak basmak istiyorum.

Bu olayın püf noktası, yani en önemli yanı, bana göre, Ak Parti hükümetinin kendi tayin ettiği yüksek bürokratların dev bir yolsuzluk iddiası ile yargı huzuruna çıkmak zorunda kalışıdır. Daha önce (ki 28 şubat gibi problemli bir dönemde) görevden alınmış, Cumhurbaşkanı tarafından üç kere veto edilmiş olmasına rağmen tayininde ısrar edilmiş isimler, yolsuzluk konusunda başından beri en büyük duyarlılığı sergileyeceğini ifade ederek gelen bir siyasi kadro için en önemli problem sayılmaz mı? Tahmin edebiliyorum Enerji Bakanlığı'nda gerçekten cansiparane çalışan Hilmi Güler'in sandığındaki elmaların böylesine çürük çıkması karşısındaki üzüntüsünü... Ama nasıl olduysa oldu, bu iş kendi döneminde gerçekleşti...

Şunu da söylemem gerekiyor ki, bu olay Cumhurbaşkanı'nın her vetosuna haklılık kazandırmıyor. O vetolarda idiolojik gerekçelerle öyle isimlere rezerv konmuştur ki, vekaleten tayin edilen vetolu isimler, üç yıldan beri hükümetin hamle olarak gerçekleştirdiği birçok icraatta hayatî roller oynamışlardır.

Enerji Bakanlığı'ndaki olayın asıl sıkıntılı yanlarından biri, Cumhurbaşkanlığının tüm vetolarını savunulur kılması, haklılık payı çıkarılmasına imkân vermesidir.

Ama daha da önemlisi bundan böyle hep "kendi tayin ettikleri kadrolar" diye bir cümlenin kurulmasıdır. Ve bundan böyle bu iktidarın tayin ettiği ve gerçekten hizmet ehli kadrolar üzerinde de şüphe bulutları gezdirmesidir.

Doğrusu Ak Parti'nin kadrolarında epey bir problem var.

Bu konuya zaman zaman temas ediyorum.

Anadolu'da gezilerim oluyor.

Gittiğim yerlerde hep çürük elma bahisleri açılıyor.

Siyasi kadrolardaki çürük elmalar, bürokratik kadrolardaki çürük elmalar...

Milletvekili yapılmış isimler, belediye başkanları, milletvekilerinin himayesiyle yapılmış bürokratik tayinler, yer yer valiler vs...

Şöyle bir söz mesela:

-Bizim ilin milletvekillerinden ikisi, Ak Parti bünyesinde meydana gelecek ilk sarsıntıda gidicidir.

Ya da şöyle bir söz:

-Bizim ilin bütün bürokratik tayinlerinde falanca milletvekilinin etkinliği olmuştur. Onların da Ak Parti'nin genel hassasiyeti ile hiçbir ilgisi yoktur. Mesela o milletvekilinin etkileriyle getirilmiş vali, düşünce farklılığı sebebiyle taktığı, ancak bu dönemde "irticacı" damgası vuramadığı bir kaymakam hakkında halkla diyaloğu son derece olumlu olduğu halde "halkla ilişkileri problemli" diye bozuk sicil verme yoluna gitmiştir.

Mesela şöyle bir söz:

-Adam eski SHP'li, yolsuzluk iddiasıyla görevden alınmış, sonra getirilmiş Ak Parti'den belediye başkanı yapılmış... Uç bir sol dünya görüşüne sahip...

Bütün bunlar "kendi tayin ettiğiniz bürokrat" hadisesinin tıpkısının aynısı...

Sıralamaya kendi koyduğunuz milletvekili, kendi seçtirdiğiniz belediye başkanı ve kendi tayin ettirdiğiniz her kademedeki bürokrat...

Partizanca davranın demeyeceğim açık. İdeolojik ayrımcılık yapsaydınız, demeyeceğim açık. Ama titiz olmalıydınız, diyeceğim de açık. Temizliğinden emin olmalıydınız, üzerinize çamur sıçratmayacağına güvenmeliydiniz, diyebilirim.

Kriterler yok muydu, diye sorabilirim. Var olduğunu biliyorum, ama demek ki ya iyi işlemedi, ya "kitle partisi" çerçevesi bizde biraz böyle olur, sıkı bir fikri elek kullanılmamalı, sol - sağ farklı partilerdeki olumlu insanları bünyeye almakta, görevlendirmekte tereddüt edilmemeli derken, ölçüyü kaçırıp çeri çöpü de içinize almak zorundasınız, gibi bir mantık işledi, ya da süzme mekanizmasında yeterlilik sağlanamadı...

Dilerim bir daha böyle "kendi tayin ettiğiniz kadrolar"dan "patlama" boyutunda "yolsuzluk" vakıaları çıkmaz. Çünkü bu olayların tekrarının sür'atle, "Bunların tayin ettiği bütün adamlar mı böyle?" sorularına yol açacağını söylemek, üstelik iki adım sonra Ak Parti ile akraba tüm alanlara ideolojik suçlamalar gelmesini beklemek bir kehanet olmaz.

"Etik Kurul" böyle bir kurul mu, o kurulun kadroları yeterli hassasiyetle seçildi mi, bilmiyorum, ama Ak Parti'nin gerek hükümet ederken, gerek parti kademelerindeki sirkülasyonda olup bitenlerin "her şeye rağmen temiz kalma" ilkesine uygun olup olmadığını denetleyen bir birimi olmalı, diye düşünürüm.

Milletvekili sıralamasında, sür'atli gelişmenin yol açtığı problemler anlayışla karşılanabilir, diyelim. Belediye başkanı tercihindeki yanlışlıkların izahı zordur. Bürokratik tercihlerde birçok etken devreye giriyor olsa ve aksaklıkları izah gerekçesi bulunsa da, kendi ısrarınızla görevlendirilen bürokrattan mutlak sorumlu olmanız gerekir.

Dilerim bu olay Ak Parti'de bir ciddi ders niteliği kazanır.

-RAHMETLE: Kahramanmaraş Belediye Başkan Yardımcısı Necmeddin Gevri Bey, kurtuluş törenlerinde Üstad Necip Fazıl'ın Sakarya şiirini okurken ruhunu Allah'a teslim ediyor. Kader işte... Dava içinde hayat, dava içinde ölüm... Sonsuz rahmet diliyorum.-


14 Şubat 2005
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED