AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'Erdoğan İsrail'e gitsin'...

Aslında bugün Irak'taki seçim sonuçlarını değerlendirmek istiyordum. Ancak Fikret Bila'nın önceki gün Milliyet'teki yazısını okuyunca dayanamayıp şimdi okuduğunuz yazıyı yazmak zorunda kaldım..

Bila; İsrail'in Ankara Büyükelçisi Binhas (yazıda Pirhas yazılmış!) Avivi ile bir araya gelmiş ve onun söylemlerini köşesine taşımış..

Oysa Sayın Bila ciddi, bilgili ve haber kaynakları olan değerli bir meslektaşımız..

Yani Bila; Avivi'nin söylemlerini köşesine taşırken bu söylemlere kendi görüş ve bilgilerini de katabilirdi, katmalıydı..

Sonuç olarak Sayın Bila; büyükelçinin dediklerine inanarak 'Başbakan Erdoğan, İsrail Başbakanı Şaron ile biraraya gelmelidir' diyor..

Aslında bunu Avivi diyor, Bila da onaylıyor..

Şimdi gelelim Avivi'nin söylediklerine ve bizim ona yanıtımıza.

1- "Türkiye, Ortadoğu'da önemli rol oynamalı..

İsrail, Türkiye'yi çok önemsiyor.. Bunun kanıtı da Dışişleri Bakanı Silvan Şalom Şarm El-Şeyh toplantısından hemen sonra Abdullah Gül'ü aramış.. Bu nedenle Erdoğan-Şaron zirvesi Şarm El-Şey sürecini destekler"..

Bana göre İsrail, Türkiye'yi önemsiyor olsaydı bunu çok önceden kanıtlayabilirdi. Hatırlayalım geçen mart ayında Abdullah Gül barış için bölgeye gitmeye hazırlanıyordu.

Üstelik Suriye, Lübnan ve Filistinliler Türkiye'nin arabuluculuğuna tam onay vermişti.

Gül, Türkiye'den ayrılmadan birkaç gün önce Ürdün Kralı Abdullah Ankara'ya geldi. Dönüşünde ise gizlice Şaron ile buluştu. Ertesi gün ( 22 Mart) İsrail Hamas lideri Şeyh Ahmet Yasin'i öldürdü. Bu yetmedi bir hafta sonra da yerine geçen Rantisi'yi öldürdü.. İsrail bu suikastlarla aslında Gül'e gelme demek istiyordu.

İşte bu nedenle Başbakan Erdoğan'ın tepkisi sert olmuştu ve İsrail'i hükümet ve devlet olarak terörle suçlamıştı..

İsrail; tezkereye hayır demiş, Suriye, İran, Filistin, Lübnan ve diğer Arap ülkelerle iyi ilişkiler kurmuş ve bu nedenle İKÖ Genel Sekreterliği'ne seçilmiş saygın bir Türkiye'nin bölgede önemli rol oynamasını asla kabul etmez ve buna izin vermez.

Amerika'daki Yahudi lobilerinin en şahinlerinden biri olan Paul Wolfowitz'in tezkere sonrasında Türkiye'ye yönelik hakaretlerini herkes hatırlıyor..

Büyükelçi Avivi'nin Erdoğan-Şaron zirvesini önemsemesinin bir tek nedeni var..

Onlar, Sayın Başbakan'ı İsrail'e götürerek 'bakın işte Şaron'a terörist diyen Erdoğan, Şaron'un ayağına geldi' diyecekler ve bununla Erdoğan ve Türkiye'yi Arap ve İslam âlemi içinde zor durumda bırakmak istiyorlar..

İsrailliler bu tür ayak oyunlarını hep yapar..

Yoksa Mahmut Abbas'ın Ankara'ya geldiği gün Genelkurmay Başkanı Moşe Yaalon'u Ankara'ya gönderirler miydi?

Unutmayalım ki; 1996 sonrasında Türkiye ile askeri işbirliği hakkındaki tüm haberleri hep İsrail tarafı basına sızdırıyordu..

Ayrıca Avivi samimi olsaydı söyleminde, Bakan Gül 6-8 Ocak günlerinde hem İsrail hem de Filistin bölgesine gitmişti.

Gül yeniden arabuluculuk konusunu gündeme getirince İsrailliler ondan Suriye'de 40 yıl önce idam edilen bir Mossad ajanın kemiklerini istemişlerdi..

Bu muydu İsrail'in Bakan Gül'e ve Türkiye'ye verdiği önem!

Gül, döndükten sonra İsrail ve Amerika Mısır ve Ürdün'ü devreye sokarak Şarm El-Şeyh toplantısını tezgahladılar..

Çünkü bu dörtlü Türkiye'nin bölgedeki rolünü istemiyordu..

Öyle olsaydı pekala son toplantı İstanbul'da yapılabilirdi ya da Başbakan Erdoğan ya da Bakan Gül çağırılabilirdi Şarm El- Şeyh'e..

Durum bu kadar net.

Ayrıca unutulmamalıdır ki; İsrail Türkiye'nin AB ile yakınlaşmasından da pek hoşnut değil.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın bir raporunda (Türk medyasına da yansıdı) ''Türkiye AB'ye girerse, İsrail'den uzaklaşır ve AK Parti hükümeti güçlenir. Bu da İsrail için büyük tehlikedir'' deniyor.

2- Büyükelçi Avivi, İsrail'in Irak ve Kuzey Irak'ta hiçbir faaliyetinin olmadığını ve kendilerinin Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını söylüyor.

Sayın Bila da ona inanmış gözüküyor.

Oysa son bir yılda İsrail medyasında İsraillilerin Irak ve Kuzey Irak'taki faaliyetleri ile ilgili olarak birçok haber ve yorum yayınlandı. Amerikalı komutanlar bile İsrailli ajanların Ebu Gureyb Hapishanesi'ndeki işkencelere katıldıklarını itiraf ettiler. İsrail'in Kuzey Irak'ta Kürtlerle işbirliği konularını anlatan Amerikalı ünlü gazeteci Saymour Hersh ise Yahudi'dir.

Görüldüğü gibi Avivi'nin Bila'ya anlattığı herşey palavra ve tek taraflı propagandaya yöneliktir.

Bila gibi önemli bir meslektaşımız benim yukarıda özetlemeye çalıştığım tüm bilgileri biliyordur.

Ciddi bir meslektaşımız olarak Bila, aslında tüm bu bilgileri Avivi'ye hatırlatarak tepkisini öğrenmeye çalışmalıydı..

Hadi bunları yapmadı..

Ama Bila şu temel soruyu Avivi'ye sormalıydı: "1967 yılından bu yana işgal altında tuttuğunuz Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarından neden çekilmiyorsunuz?"

Ve şunu da ekleyebilirdi: "Siz çekilmiş olsaydınız şu anda bütün bu konuşmalara gerek kalmayacaktı"..

Ve o zaman Başbakan Erdoğan, Suriye, İran ve başka ülkelere gittiği gibi İsrail'e de gider ve Şaron ile zirve yapardı..

Belki o zaman da Şaron, Sabra ve Şatilla'nın eli kanlı kasabı olarak ün yapıp bununla övünemeyecekti!


14 Şubat 2005
Pazartesi
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED