AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Eşitsizliğin kahreden soğuk yüzünü en iyi 'kağıtsızlar' bilir

Birkaç ay önce bir münasebetle belirtmiştim: Çeçenlerle "hısım" sayılırım. Büyük teyzelerimden birisi neredeyse bir asır önce Beyşehir'in "Çeçen mahallesi"ne gelin gitmiş. Çocukluğumda birkaç kere müzikli-danslı toplantılarına, düğünlerine katılmışlığım da var. "Sert mizaçlı" bir kavim olduklarını söylesem haksızlık etmem herhalde. Hatta öyle ki, Türk babamla birlikte bizi büyüten "Çerkes" büyükhanımların arasında "etnik gerginliğin" yaşandığı yıllarda, eğer yanlış hatırlamıyorsam, Çeçenlere ilişkin "evdeki" kanaat de bu yöndeydi...

Neyse, bu epeyce eski hatıraların sırası değil şimdi... Hepimiz biliyoruz ki, Çeçenler "soğuk savaş" sonrasında en büyük darbeyi yiyen kavimlerden birisidir. Rusların yerle bir ettiği Grozni'den gelen görüntüleri hatırlamayanımız var mı? "Soğuk savaş" sonrasında ABD'nin Rusya'nın elini en fazla rahat bıraktığı savaş da buydu herhalde. Çeçenistan'da uygulanan şiddete karşı AB ülkelerinden yükselen ve bir dönem çok daha canlı olan tepkiler de fazla bir işe yaramadı. (Bazı Çeçen savaşçıların -"Okul baskını"nda ya da "canlı bomba" olaylarında karşılaştığımız gibi- ülkelerinin üzerine tonlarca bomba atılmasının ve kardeşlerinin bin çeşit işkenceden geçirilmesinin bedelini ele geçirebildiklerine ödetmeye çalışmalarını unutmuş değilim, ama şimdi bunun sırası değil...)

Geçenlerde gazetenin birinde şöyle bir haber yer alıyordu: "Türkiye'ye sığınan Çeçenler çıkmazda".

Çeçenler niçin çıkmazda? Gazete, "11 Eylül onları da vurdu" diyordu. Çok tuhaftı doğrusu, 11 Eylül'ün 5 yıl önce Türkiye'ye sığınmış 328 Çeçen ile ne alıp veremediği olabilirdi ki? Gazeteye göre varmış: "Eskiden, yardımlarla geçimlerini sürdürdüklerini anlatan Çeçenler, saldırılardan sonra 'teröristlerin Çeçenistan'da eğitim gördükleri' söylentisi nedeniyle yardımların kesildiğini belirtiyor."

Bana göre bu bilgide de bir tuhaflık vardı. Ne yani, Türkiye'deki yerleşik Çeçenler ve de özellikle İstanbul halkı 5 yıl önce Türkiye'ye sığınan 142'si çocuk 328 Çeçen'e eskiden yardımlarını esirgemezken, 11 Eylül'den sonra bir takım "söylentiler"e kulak verip fikir mi değiştirmişlerdi? Hem zaten "teröristler Çeçenistan'da eğitim görüyor" olsa da İstanbul'da 5 yıldır yaşamaya çalışan 142'si çocuk 328 Çeçen'in bu eğitimle ne ilgisi olabilirdik ki...

Bu 328 Çeçen "tam bir sefalet içinde"ymiş. Türk vatandaşlığına kabul edilmedikleri için ana-babalar iş bulamıyor, çocuklar okula gidemiyormuş. Kaçak çalışıp yakalananlar "Yabancılar Şubesi"nde en az 5 gün gözaltında tutuluyormuş. 112 Çeçen ısıtma sistemi bulunmayan Fenerbahçe'deki Devlet Demir Yolları kampında imiş. Bu kamptaki 42 çocuğun sadece 18'i ilkokula gidebiliyor, daha doğrusu "idare ediliyor"muş. Ümraniye'deki Halil İbrahim Camii'nin kapatılan Kuran kursu binasında da 60'ı çocuk 130 Çeçen kalıyormuş. Okula gidemeyen çocukları Çeçen öğretmenler eğitmeye çalışıyormuş...

Görüyorsunuz, savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan 328 Çeçen'in "oturma belgesi"nden "nüfus cüzdanı"na uzanan "kağıtlarını" 5 yıldır bir türlü düzene sokamayan bir Türkiye! Bir de sırası gelince elin Alman'ına , Fransız'ına söylemediğimizi bırakmayız... Zavallı Çeçen sığınmacılar; geride kalan 5 yılı bu ülkelerden birisinde geçirmiş olsalardı, ceplerinde hiç değilse ("geçici" de olsa) bir "oturma belgesi" olmaz mıydı? Nerede kaldı "kardeşlik" ve vesaire?..

Yurt dışında uzunca bir süre ikamet edenler bilir. Yabancı bir ülkede yaşayınca "kağıtsız" olmaktan beter bir şey yoktur. Ayrıca o "kağıtlar"a ulaşma sürecinde polis merkezlerinin yabancılar şubelerinde hangi "seçilmiş" memurların hangi "seçilmiş" soru ve muamelelerine maruz kalındığını da hayal edelim. "Eşitsizlik"in insanı kahreden soğuk yüzünü en iyi "kağıtsızlar" bilir herhalde... "Vatandaşlık hakkı" da zaten işte bu nedenden dolayı başta gelen bir "insan hakkı" değil midir?

Tamam, kapımızı çalan herkese TC Nüfus Cüzdanı dağıtalım diyen yok... Ama insaf, 5 yıl önce (hem de bir savaştan kaçarak) Türkiye'ye sığınmış bu insanlara daha fazla eziyet etmenin de makul bir izahı var mı?

Bunları söylüyorum ama bu 328 Çeçen'in geleceği için hiç mi hiç umutlu olmadığımı da belirteyim. "Kağıtlar" bugüne kadar düzene sokulmamışsa işlerin önünün bundan sonra açılması mümkün mü?

Hele de "Türkiye-Rusya" dayanışması hakkında geleceğe yönelik çok güzel sözlerin söylendiği, ortalığı kesif bir "doğal gaz kokusu"nun kapladığı günlerde... Gün, "Çeçenlere gayet mesafeli durma" günü değil mi?


14 Şubat 2005
Pazartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED