AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Verimlilik şart

MESS İşveren Gazetelerini sık sık elden geçiriyorum. Çünkü hem geçmişi hem de bugünü kollamak için, Türkiye ekonomisinin nabzını tutarken, sendikal basına kulağı asmanın yararı çok büyük. Sendikal basını da elbette sadece işçi sendikalarının yayınları oluşturmuyor. İşveren sendikalarının ve bilhassa Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'nın yayınları da çok önemli. İşte bu tarih gezisinde, 8. Cumhurbaşkanımız merhum Turgut ÖZAL'ın "verimlilik" konusundaki düşüncelerine takıldım, bu Pazar. Merhumun 1. Verimlilik Şûrâsı'nda yaptığı ve toplumumuza bu konuda çok önemli mesajlar verdiği konuşmasını, Milli Prodüktivite Merkezi'nin Anahtar Dergisi'nden iktibas eden MESS İşveren Gazetesinin Mayıs 1993 tarihli (Yıl: 30, Sayı: 641) sayısından okudum. Çok açık seçik, duru fikirler.

Duru fikirler, elbette kolay elde edilmiyor; derinlemesine nüfuz kabiliyeti kazanmış tecrübelerin felsefi bütünlük kazanmış ifade kabiliyetiyle sağlanabiliyor. Bu hasıla, kapsamlı bir düşünce ve tecrübe bileşkesi. Verimlilik, bu anlamda üretimde ve hatta hizmetlerde bir dönüşüm süreci. Tarım toplumunun önce sanayi ve akabinde bilgi toplumuna dönüşüm süreci. Bunu Turgut ÖZAL da dile getiriyor:

"Toplumlar gelişiyor. Bu toplum, asrın başında, 1990'lı senelerin başında bir büyük zirai toplumdu. Hatta 1950'ye geldiğimizde, ülkemizin yüzde 86'sı kırsal kesimde yaşıyordu. Yani kabaca ifade edelim, nüfusun yüzde 86'sı çalışıyor, yüzde 100'ünü doyuruyordu. Bu gelişmiş bir ekonomi mi ? Hayır. Sadece karnını doyurabiliyor, o kadar. / Bugün ileri bir ülke olan Amerika'da tarımda çalışanların sayısı yüzde 3'tür, yani 3 kişi çalışıyor, 100 kişiyi doyuruyor. Bir de fazla üretim yaparak ihracat imkanına sahip. İşte verimlilik burada. / Biz de değiştik, mecburuz değişmeye. Önce 35-40 kişiye düştük. 10-15 kişiye düşeceğiz. Aletler kullanacağız, yüksek randımanlı tohumlar getireceğiz, gübreleme, sulama, vb tedbirleri alacağız; böylece verimi artıracağız. / Tarımdan çıkan insanları da daha iyi bir hayat yaşamak için, lüzumlu her şeyi istihsal etmeye yönlendireceğiz. Bir ekonomik gelişmenin temeli budur. O araba yapacak, öbürü buzdolabı yapacak, başka birisi ayakkabı, konfeksiyon, derken sanayi çeşitlenecek; 5 bin, 10 bin, belki 20 bin çeşit sanayi dalı, hizmet dalı meydana gelecek. Doktoru, avukatı, bankacısı, sigortacısı, ulaştırmacısı, ev yapanı. Bütün bunlar da ekonomik sistem içerisinde büyümeye başlayacak; ama, bütün bunları meydana getiren husus, başlangıçtan itibaren tarımda başlayan verimlilik artışı ve diğer sektörlerdeki verimlilik artışıdır.

Bu verimlilik artışı devam ederse netice itibariyle ekonomimiz çok daha iyi noktaya gelir. Denge içerisinde bunların başarılması gerekir. Verimliliği artırmanın tek gayesi, insana daha iyi hayat imkanı vermektir, başka gayesi yok. İnsanoğlunun daha iyi bir hayat seviyesine varabilmesi için, yapılan işin en yüksek randımanla olması lazımdır. Herhangi bir müessesemizi ele alın. Bir iş yapılıyor. Girdiler fazla, çıktılar az. Bu iş zarar eder. Yani prodüktivite, verimlilik burada esas itibariyle negatiftir. Eğer böyle devam ederse, normal şartlarda o müessese kapanır; çünkü koyduğunuz masraflar, aldığınız geliri karşılamaktan uzaktır. Özel yahut kamuda olsun, hiçbir ekonomik işletme buna dayanamaz.

Öyleyse bu alanda doku oluşumunu kavga değil, toplum çapında uzlaşma ve anlaşmayla sağlamalıyız. Yapılan işin en verimli tarzda yapılması olan prodüktiviteyi sürekli proses kontrolüyle gerçekleştirmeliyiz. Bir üretimin planlanması, icrası, kontrolü, verimliliğin analizi, Japonlarda olduğu gibi, durmayan ve sürekli yenilenen birer süreç olarak uygulanabilmelidir. Ne kadar az girdiyle çok çıktı meydana getirebilirsek, o kadar verimlilik yüksek olur."

Türkiye'yi ve bireyi daha iyi hayat yaşayan bir dönüşüme kavuşturabilmek, daha çok ihracat yapabilmek, gelir dağılımında paylaşılacak pastayı büyütmek için verimlilik artışını mutlaka başarmak zorundayız. Kısacası Büyük Türkiye için verimlilik artışı şart. Merhum Turgut ÖZAL'ın verimlilik perspektifine kulağımızı, gözümüzü açmamız gerekiyor. Bu da yetmiyor, verimlilik artışını bir yaşam biçimine dönüştürmemiz; ayrıca Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN'ın Samun'da vurguladığı gibi, kendi refahımızı artırırken, dünyalı bireyin de refahına katkıda bulunmamız gerekiyor. Sınırlar içerisinde kalarak, müreffeh bir toplum oluşturamayız. Ama öncelikle verimlilik artışı yoluyla daha fazla, daha fazla ihracat..


14 Şubat 2005
Pazartesi
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED