|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Türk halkı Amerika Birleşik Devletleri'ni sevmemeye başlamış. Bugüne kadar ne derece sevdiğini bilmiyoruz veya niçin sevdiğini, ama eğer bugün bir hoşnutsuzluk varsa bunun sebebi ne olabilir acaba? Birkaç seçenek var: 1. ABD'nin Irak başta olarak bölgede uyguladığı politikalar ve şiddet yöntemleri. 2. ABD'nin PKK ve Kerkük'le ilgili politikası. 3. Hükümetin ABD aleyhtarı açıklamaları. Daha birçok husus sayılabilir, ancak son günlerde önplana çıkanlar bunlar. Birkaç hafta önce "Niçin hükümet Kerkük'le ilgili sert bir açıklama yapmıyor, suskun kalıyor" denirken, hükümetin Kerkük'le ilgili çıkışları sonrasında "Hükümet ABD'yle ilişkileri gerginleştiriyor" denmeye başlandı. Hükümetin durup dururken ABD'yle arasını bozmasının hiçbir makul tarafı yok, niçin AK Parti uluslararası ilişkilerini sıkıntıya sokacak böyle bir adım atsın? Eğer ortada böyle bir tavır varsa bu devletin ilgili kurumlarının ortak politikası ve kamuoyunun ortak hassasiyetinin bir sonucudur herhalde. Pollmark'ın yaptığı son araştırmaya göre toplumun % 75'i ABD ile ilgili olumsuz kanaate sahipken, olumlu kanaate sahip olanların oranı % 15. CHP'lilerde bu oran % 67, yani CHP'li seçmenler ABD'yi daha çok seviyormuş. Avrupa ülkelerinde de durum çok farklı değil. Türk toplumundaki anti-Amerikanizmin arttığı görülen bir gerçek. Türk halkı ABD'nin Suriye ve İran'a müdahale edeceğine kesin gözüyle bakıyor, hatta bilinç altında sıranın Türkiye'ye geleceğine dair bir kaygı var. Bunlar olmasa da bölgede bir Kürt devleti kurulacağı düşüncesi bu olumsuzluğu besliyor. Bu düşünce acaba hükümetin açıklamalarıyla mı oluştu, yoksa ABD'nin vurdumduymaz politikalarıyla mı? Türkiye tüm bu olup bitenlere alkış mı tutmalıydı? Amerikan muhabbetiyle yoğrulan kalemler ABD ile ilişkilerin soğuyacağı endişesiyle atağa geçtiler, Öcalan'ın ABD sayesinde yakalandığından dem vuruyorlar. Temelde ilişkilerin sağlam tutulması gerektiğini vurgulamak doğru bir yaklaşım. Gerçekten de ABD ile çok köklü ve gözetilmesi gereken bir ilişkimiz var. ABD'yi karşımıza alarak çıkarlarımızı korumamız kolay değil. Ama bu, gözümüzü karartıp teslimiyetçi bir tutum takınmayı da gerektirmez. Bazı yerli yazarlar, orta ve güney Irak'ta işi çok olan ABD'nin kuzeye ordu gönderemeyeceği, hareketsiz duran PKK'yla savaşa tutuşmasının anlamlı olmadığını söyleyerek Türkiye'nin talebini makul bulmuyorlar. ABD avukatlığına soyunan bu yazarlara göre Kerkük konusunda da Türkiye'nin ısrarı zaten anlamsız. Hatta kimilerine göre, Türkiye bu dik duruşuyla fatura ödemek zorunda da kalabilir. Aman sakın ABD kızmasın, yoksa fena olur! Böyle teslimiyetçi bir psikolojiyle etkin bir uluslararası aktör olmak mümkün müdür? Peki niçin ABD, Irak'ta Türkiye'nin hassasiyetlerini hiç hesaba katmaz? ABD, "Türkiye ile ilişkilerimiz iyi" diyor, bildiğini yapıyor. Türkiye de "ABD ile ilişkilerimiz iyi" diyor, bildiğini söylüyor. Pratikte değişen bir durum yok. Yani hesaba katılmayan bir iyi ilişki... Türkiye'nin rahatsızlıklarını dile getirmesini bir sorun olarak görmek yerine, bir sorunun sonucu olarak görmek daha doğru olanıdır. Bir iddia da, ABD'nin Hükümet yerine TSK'ya yanaşmaya başladığı. Eğer PKK ve Kerkük hassasiyeti sadece hükümetin bir hassasiyetiyse, ABD'nin böyle bir oyunu tutabilir. Aksi halde bunu iddia etmek, nifak çıkarmaktan başka anlam taşımaz. Bunlara göre askerler, kamuoyu ve sivil toplum PKK ve Kerkük konusunun ABD'yle ilişkilerin etkilenmesini gerektirecek kadar önemli olmadığını düşünüyorlar, ama Hükümet buna rağmen sorun çıkarıyor. Bu ne şaşı bir bakıştır? Akıllı bir siyasal hareket niçin böyle davransın? AK Parti'nin durup dururken böyle bir kamplaşmaya gitmekten ne gibi bir çıkarı olabilir? Bu ancak kamuoyunun ve devlet kurumlarının ortak hassasiyeti sonucu takınılacak bir tavırdır. Eğer durum onların algıladığı gibiyse Cumhurbaşkanı, MGK ve ilgili kurumlar çıkıp açıklama yapmalı. "PKK ve Kerkük meselesi yüzünden biz ABD'yle ilişkilerin gerginleşmesinden yana değiliz. Hükümetin hassasiyetleri gereksiz yükseldi" demeliler. Ben, ulusal çıkarlarla ilgili böyle ciddi bir konuda, hiçbir kurumun politik manevra peşinde koşacağını sanmıyorum. Böyle bir kurguyu ancak ABD aklıyla düşünenler akıledebilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |