AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Neçe konuşuyoruz?

Hani bir söz var: -Konuşuyoruz ama neçe konuşuyoruz? Yani "konuşmamızın ne anlamı var?" gibi...

Şu Irak ve oradan Kürtler, Kerkük vs meselesi...

9. Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin imkan ve imkansızlıklarını iyi bilen birisi olarak durumu özetliyor. İşte Tercüman'dan Murat Çelik'e söyledikleri:

"Irak olayı bence talihsiz bir olaydır.

Bugünkü genel kanaat, ABD'nin Irak'ı işgal ettiği ve farklı amaçlar güttüğü yönünde...

Bir taraftan da Amerika kıvranıyor. Acaba bir an evvel Irak'ın içinden nasıl çıkarız?

Türkiye bugün Irak'ın diğer komşularından çok farklı değildir.

Amerika'nın Kürt liderlere verdiği sözler, girdiği taahhütler var.

Daha öncesinden, ta Birinci Dünya Savaşı'ndan beri gelen bir tavrı var Amerika'nın Kürtler'e karşı. Wilson prensiplerine göre bir bağımsız Kürt Devleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulabilmeliydi. Sevr'in de hedefi oydu zaten.

(Talabani ve Barzani'nin beyanatları için...)

Bunlar Türkiye'de rahatsızlık yaratıyor. Yalnız bu rahatsızlıklara karşın Türkiye'nin yapabileceği çok şey yok. Ve aslında bütün bunlar Musul vilayetinin Türkiye sınırları dışında kalmış olmasından doğan sıkıntılardır. Eğer Musul Misak-ı Milli sınırları içinde kalsaydı. 1926'da Ankara Anlaşması ile Türkiye buradan vazgeçmiştir. Böyle olmasaydı o zaman ne olurdu? Buradaki halk da Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları arasında olurdu ve yeni bir devlet aramak durumunda olmazlardı.

Askeri müdahale bence bugünkü şartlar içerisinde pek olabilir bir durum değil. Çünkü askeri müdahaleyle mesele bitmiyor. Sonunda yine masaya oturmanız gerek. Kaldı ki, askeri müdahalenin de başarılı olup olmayacağı da ayrı mesele. Türkiye'yi hangi çeşit bir maceraya sürükleyeceği de ayrı mesele.

Yalnız Amerika ile değil, bütün dünyayla karşı karşıya kalacaksınız. Ve bu uluslararası bir mesele haline gelmiş. Sizin uluslararası hesapları iyi yapmadan diplomatik ya da askeri adım atmanız çok yanlıştır.

Politika imkân sanatıdır. Ankara'nın elinde çok imkân yok. Yani krizi iyi yönetmek için kafi güç yok.

Her şeyi Amerika yönetiyor, Amerika'nın da Türkiye'nin dediklerini yapma gibi bir durumu yok. Yapabilme gibi bir durumu da yok hatta. Çünkü Amerika başkalarına angaje...

(İki Kürt liderin) Can derdi ortadan kalktıktan sonra bağımsızlık talebinin geleceği tabiiydi."

Demirel'in söyledikleri açık. Özetle, "Amerika Irak'ta Kürtlere bazı şeyleri verdi, bugün onu Türkiye'nin değiştirme gücü de yok. Biz oyunu taa Musul'u kaybederken kaybettik. Bugün de diplomasi ile bir şeyler yapabilirsek yapacağız, o kadar. "

Demirel'in sözlerini Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ile makam aracında yaptığı yarım saatlik özel görüşmeye ilişkin Taha Akyol'a söyledikleri ile birleştirelim. Gül diyor ki:

"-Kerkük'ün anayasal statüsünün ne olacağına Irak halkı karar verecek. Amerika ile bu konuda hemfikiriz.

"(Talabani'nin Cumhurbaşkanı olması ihtimali üzerine... ) Her Irak vatandaşının Cumhurbaşkanı olmaya hakkı vardır. Iraklılar neye karar verirse biz onu saygıyla karşılarız. Şu olsun, şu olmasın demeyiz, doğru da olmaz. Üstelik gözlerin Bağdat'a çevrilmesi doğru da olur."

Diplomasimizin güncel imkanlarını da böylece Dışişleri Bakanımız seslendirmiş oluyor. Milliyet'in yorumu ile "Amerika ile bahar havası"nı yeniden inşa etmiş oluyoruz. Kuzey Irak realitesinin kabulü ile!!!

Böyle bir ortamda, kapatılan Demokratik Kitle Partisi'nin kurucusu ve başkanı Şerafettin Elçi, Radikal'den Neşe Düzel'e Türkiye değerlendirmesinde şunları söylüyor:

"Türk - Kürt eşitliği için federasyon dışında yol yok. Bölünme değil, iktidar paylaşmaktır bu. Federasyon bağımsız devletten önceki aşamadır. Ayrılma hakkını verir. Bağımsızlık bütün Kürtler için benim kanaatime göre gizli bir özlemdir.

"Amerika'nın onaylamayacağı bir Bağımsız Kürdistan'ı Kürtler kurmaya çalışmaz. Şu anda ABD bağımsız Kürt devletine taraftar değil.

"Ben Kürdüm, kökenim Kürt' demek kafi değil. Benim dilim de Türkçe gibi geçerli bir dil olmalı. Federatif sistemde, Kürtlerin Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olma şansı olur. Bakın Talabani'ye, 'Irak'ın cumhurbaşkanı olmak istiyorum' diyor."

İşte böyle...

Bir şeyler oluyor bölgede ve bizler, yüksek perdeden, alçak perdeden seslerle ağırlığımızı duyurmaya çalışıyoruz. Hadiseler bizi duymuyor ve sonunda realetiyi içimize sindiriyoruz. Güçle desteklenmeyen diplomasinin etkinliği çok sınırlı ve 9. Cumhurbaşkanı da dünyaya, Türkiye'nin güç kullanabilme potansiyelini açık biçimde ilan etmiş oluyor. Gerisi boş.

Nitekim seçimler oldu Irak'ta, Şiiler oylarını konuşturdu (yüzde 47.6), Kürtler tartışmalı da olsa oylarıyla konuştu (yüzde 25.4), diğer Şii grup yüzde 13.6 ile varlığını gösterdi, Sünniler, boykotlarıyla varlıklarını gösterdiler. Türkmenler ise, 93 binlik bir varlıkla ortaya çıktılar, 3 milyonluk beklenti yerine... Türkiye'den bile 4 binlik bir Türkmen oyu çıktı. Bu nüfus yapısı bile, sadece Türkmenlerin aktivitesine endeksli bir Türk dış politikası için manevra alanının kapasitesini göstermiş oluyor. Ne denebilir?


15 Şubat 2005
Salı
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED