|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Kanal D'de pazar akşamı "Sahte Gelin" adlı yarışma programına kilitlendim. Bir erkeği çağırmışlar, önüne beş altı tane kız koyup seç birini demişler. Çocukcağız safiyene duygularla seçmiş birini. Sonrasında yapımcı "Şimdi ikiniz de 14 gün bir eve kapanıp, birbirinize âşık olmuş, evlenmeye karar vermiş genci oynayacaksınız. Ailelerinizi buna inandıracaksınız. Ortada evlilik, mevlilik yok ama ailelerinizi buna inandırırsanız 50'şer milyar alacaksınız"... Erkek yarışmacı gayet kendine güvenir şekilde başladı yarışmaya... Bayan yarışmacı ise format gereği aslında yarışmak için girmiyor o eve... O bir oyuncu... Ona biçilen görev, yarışmacı erkekle top gibi oynamak, onu yarışmacı olduğuna inandırmak. Zavallı erkek yarışmacı, yanındakinin aslında çok iyi bir oyuncu olduğunu bilmeden kolları sıvıyor, başlıyor yarışmaya... Oyuncu kız önce kur yapıyor genç çocuğa, onu tavlamak için elinden geleni ardına koymuyor. Sarılıyor, öpüyor, şuh haraketler yapıp çocuğu deliye çeviriyor. Ardından da ailesi, arkadaşları önünde durmadan rezil ediyor, erkeklik gururu ile oynanacak hareket ve sözleri oluk gibi döküyor eteğinden... Programı izlerken, gepegenç bir delikanlının yarıştırılmaktan çok, nasıl aptal yerine konduğu, duygularıyla nasıl oynandığı hissine kapıldım fazlasıyla... Eminim ki, milyonlarca insan ekran başında, reyting uğruna bir gencin duygularıyla nasıl top gibi oynandığını hem gülerek, hem de acıyarak izlemiştir. İnsanları herkesin önünde rezil etmek, yapımcı vicdanlarının neresinde yer buluyor, anlamıyorum... Anlatacak yapımcı varsa alo desin... "Toplantıda" dedirtmem. Güneri Cıvaoğlu, Şeffaf Oda adlı programında Japonya'da yaşayan bir Türk kadın sanatçısı ile Can Dündar ve Pınar Altuğ'u ağırladı son programında. Konu Sevgililer Günü ve aşklar üzerineydi. Eski aşkların güzelliğinden, ulaşılamazlığından girdi Güner Civaoğlu... Günümüz aşklarının nasıl fast food olup üç günde bittiğine getirdi lafı. Japonya'da evlenen kadın sanatçımız ise "Japon eşimi seviyorum ama ben kayınpederime âşıktım" dedi... Fast food aşklardan sonra acaba bu kadıncağızınki de Türk usulü lahmacun aşkı mı diyesim geldi. Pide üzerine kıyma vaziyetleri gibi yani... Turgay Ciner'in MTV'sinin adı birinci kanal olarak değişecekmiş. MTV'yi sabah açıyorum, etrafında kovboylar olan bir çocukla atın hikayesini anlatan film. Öğlen zap yaparken uğruyorum, yine kovboy-çocuk at filmi baştan bir daha... Akşam hadi deyip uğruyorum, yine kovboy, yine çocuk, yine at... Benim uğramadığım zamanlarda, Türkiye'de defalarca yayınlanmış bu filmi kimbilir kaç defa ekrana sürdüler. Ben olsam kanalın adındı birinci diye değil bininci TV diye değiştiririm. Veya "At ile çocuk TV" de olabilir. CNNTürk'te spor programında spor yazarı Halil Özer bir hakeme kafayı takmış... "Ben olsam bu hakeme bırakın düdük çaldırmayı, kaval bile çaldırmam" dedi. Olaya tersten baksak... Mesela Halil Özer kaval çaldırmayı kabul etmiş olup, uygulamaya geçilse... Sahada kaval çalan hakem ve oynayan futbolcular... Bayağı ilginç olurdu di mi?...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |