|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Enerji operasyonunun yarattığı şok dalgası giderek büyümektedir. Ancak, yaşananlar sektörü yakından tanıyanlar ve ilgililer tarafından hiçte sürpriz olmamıştır. Uzun zamandır kamu ihaleleri ile ilgili müteahhitlik ve bürokrasi camiasında fısıltıyla konuşulan konular bugün İçişleri Bakanlığı'nın takip ve tarassutu sonucu yargı ve kamuoyu gündemine taşınmıştır. Yolsuzluğun bir sistem sorunu olduğunu artık en cahilinden en münevverine kadar herkes biliyor. Ama yine herkes "kim yapmış, nasıl yapmış" soruları ile alakadar olup sistemdeki sorunun ne olduğu ve nasıl çözülmesi gerektiği ile kendisini meşgul etmiyor. Televole yaklaşımı ile "kim neyi ne kadar ve nasıl götürmüş"ü konuşuyor. Bu depremin olacağını tahmin etmek için erken uyarı sistemine ihtiyaç yoktu. Zaten BOTAŞ ve EÜAŞ da bir "Yolsuzluk Tsunamisi"nin yaşanacağı aylar öncesinden beklenir hale gelmiş ve ilgililer bu konuda uyarılmıştı. Herhangi bir ilgili vatandaş vaktinin sadece 10 dakikasını Kamu İhale Kurumu'nun elektronik sayfasına ve Resmi Gazete'de yayınlanan kararlarına ayırmış olsa idi bu olacakları rahatlıkla görürdü. Kamu İhale Kurumu sadece 2004 yılı içerisinde ve yine sadece EÜAŞ'ın yaptığı ihalelerle ilgili defalarca iptal ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na suç duyurusunda bulunulması yolunda karar almıştır. Bunlar arasında; Genel Temizlik ve Bakım İşi, 2500 Ton Kalorifer Yakıtı Alımı, 335 Ton Özel Kalorifer Yakıtı Alımı, Çatalağzı Termik Santral İşletme Müdürlüğü Genel Temizliği, Afşin Elbistan A Termik Santralı Su Tasfiye Binasının Onarımı ihaleleri başta gelmektedir. Kurul bu ihalelerle ilgili müteaddit defalar ya "ihale işlemlerinin iptaline" ya da "incelenen ihalede tespit edilen mevzuata aykırı ihale işlemlerinin değerlendirilmek, gerekiyorsa inceleme ve/veya soruşturma yapılmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bildirilmesine karar vermiştir. EÜAŞ Genel Müdürlüğünün yaklaşık iki yıldır doğru düzgün açık ihale yapmadığını, kendi yaptığı ihaleyi malum nedenlerle kendisinin iptal ederek pazarlık yoluyla ihale ettiği, hizmetin acil olarak yerine getirilmesi gerekçesini kullanarak ya da doğrudan temin yöntemiyle belli kişilere yaptırdığı bilinmektedir. Bunlar yargı mercilerinin sahasına giren vakalardır, ancak bizim asıl üzerinde durmamız gereken bürokratlara bu imkanı sağlayan, takdir hakkının bu kadar geniş ve hukuka aykırı kullanılmasına fırsat veren hukuki yapıdır. Özellikle enerji, su ve telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren KİT lerin bürokratları tarafından, "hizmetlerin önü tıkandı", "hizmet üretemiyoruz", "ihale yapamıyoruz" gerekçelerine inanılarak yapılan kanun değişikliği ile KİT'lerin bazı alımlarında Kamu İhale Kanunu'nun ön gördüğü temel kurallar uygulanamaz ve bu alımlar için yapılan şikayetler kurul tarafından incelenemez hale gelmiştir. İhalenin nasıl yapılacağı, uygulanacak usul ve esaslar tamamen o kurumun bürokratlarının takdirine bırakılmıştır. Ancak, Kamu İhale Kurumu bu idarelerin esas faaliyet konularına girmeyen mal, hizmet ve yapımla ilgili alımlarını kapsam içinde tutarak bir kısım şikayetleri inceleyebilmiş, yapılan 500'e yakın ihaleden şikayet edilen yani "ağa takılanlar" la ilgili bazı tespitler yapabilmiştir. Tespitler kurul kararı olarak ilgili bakanlıklara ve bazı durumlarda savcılıklara da bildirilmiştir. Yani meydana çıkacak yolsuzluk depremi ile ilgili "uyarılar" önceden yapılmıştır. Bürokratların hareket alanını ve yetkilerini olması gerekenden fazla genişletmenin yolsuzluk ve suiistimallere kapı aralayacağı, Kamu İhale Kanunu ile getirilen denetim mekanizmasının hem siyasal iktidarları hem de dürüst bürokratları ve işadamlarını hukuki açıdan güvence altına alacağını aklımız yettiği, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmıştık. Ama galiba musibeti görmeden nasihat almamak alışkanlığımız sık sık depreşiyor. Bürokrasinin mazeretleri hakikate galebe çalıyor. Sonuç ise ortada. Bu tür sonuçlar bütün kamuoyunu üzmektedir. Artık siyasal otorite ve yetkili kurumlar tarafından, toplumun kangren olmuş bu yarası dürüstlük, temiz toplum ve yolsuzlukla mücadele ilkesi adına çok katı, tavizsiz ve gerektiğinde can acıtan merhametsiz yöntemlerle tedavi edilmelidir. Yolsuzluklarla mücadelede en etkin düzenleme olan Kamu İhale Kanunu hükümet tarafından mutlaka korunmalı, delinmesi önlenmeli, kurul daha etkin, daha güçlü ve de daha itibarlı hale getirilmelidir. Geçmişte yapılanların yargının önüne konulması yetmez, toplumun üzerine kâbus gibi çöken yolsuzluk ve usulsüzlüklerin artık yaşanmaması için de çaba sarfedilmeli, yolsuzluklarla ilgili iddiaların üzerine gidilmeli ve "uyarıcılar" düşman ilan edilmemelidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |