AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İsrail'in düşürdüğü Suriye MIG'leri, Hariri'ye suikast ve
topyekün savaş

Tarih, 14 Eylül 2004. İsrail F-16'ları Suriye savaş uçaklarıyla Doğu Akdeniz üzerinde kapışır. Bu olay, İsrail ve Suriye savaş uçakları arasında 1980'den bu yana ilk çatışmadır. İsrail savaş uçaklarının tazyikiyle başlar. İsrail uçakları Doğu Akdeniz'in kuzeyine ilerler ve Suriye hava sahasına girer. İran'ın, Suriye'nin Lazkiye limanından Hizbullah'a silah sevkıyatı yaptığını iddia eden İsrail, bölgeden yoğun uçuşlar yapmaktadır. 14 Eylül'de yaşanan çatışmada İsrail F-16'ları Suriye'ye ait iki adet MİG-29'u düşürür. Uçaklardan biri İsrail yapımı Python-4 füzesiyle, diğeri de Amerikan yapımı AIM-9M Sidewinder füzesiyle düşürülür. Düşen uçakların pilotları Yüzbaşı Ahmed El Hatib ile Binbaşı Erşad Mithat Suriye helikopterleri tarafından kurtarılır. Haberin kaynağı, Washington'da üslenen Suriye muhalefeti, yani Reform Partisi'dir…

Bu olayın ardından Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, hava savunma sistemini güçlendirmek için Rusya ile görüşmeleri başlatır. Şam yönetimi Rusya'dan, SA-18, TOR M1, S-300PMU2 ve S-400 sistemleri ister. Ocak 2005'te ise Suriye ile Rusya, ABD ve İsrail'in tepkilerine rağmen, SA-18 kısa menzilli füze sistemin satışı konusunda anlaşır. Ocak ayında Esad'ın ziyareti öncesi ABD ve İsrail'in Moskova'ya yönelik tazyiklerinin nedeni de bu satıştır.

Ruşan Çakır'ın Vatan gazetesindeki haberi bana bu olayı hatırlattı. 25 Ocak'ta ABD'de bir kitap yayınlandı. "Code Names: Deciphering U.S. Military Plans, Programs and Operations in the 9/11 World (Kod Adları: 11 Eylül Sonrası ABD Askeri Plan, Program ve Operasynlarının Şifrelerini Çözmek) adlı kitapta, bir çoğunu duyduğumuz 3 bin civarından güvenlik şifresinin ne anlama geldiği belirtiliyor. Mesela bunlardan bir kaçı:

West Wing: Irak işgali öve Ortadoğu'daki terörle mücadele operasyonlarında kullanılan Ürdün'deki iki gizli askeri üssüve 5 bin ABD askerinin buraya gönderilmesini içerir. OPLAN 4305: İsrail'i savunmak için hazırlanmış bir plan. CONPLAN 8022: Gizli pre-emptive saldırı planları. ABD bu plan çerçevesinde İran, Suriye ve K. Kore'nin kitle imha silahları üzerinde çalışılıyor.

Kitabın yazarı William M. Arkin, "11 Eylül sonrası bir çok ülke ABD'ye destek verdi, ona topraklarını açtı. Türkiye de bunlardan birisi. Şu anda Türkiye'nin doğusunda Amerikan faaliyetlerinde ciddi artış var. CIA ve ABD Özel Kuvvetleri, başta Batman olmak üzere bölgedeki tesislerde İran'a yönelik çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda. … Özellikle Batman, İran'daki ABD yanlısı unsurlarla irtibatta kilit bir rol oynuyor. Bunların çoğu da İran Kürt'ü." diyor.

İran-ABD ve Suriye-ABD arasında tansiyonun yükseldiği, ABD'nin bu ülkelere yönelik saldırgan planlarını ilan ettiği, İran hava sahasında ABD casus uçaklarının tdolaştığı bir dönemde bu ne anlama geliyor? ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Ankara ziyareti, Türkiye'nin Kerkük endişelerinin giderilmesini mi amaçlıyordu. Paul Wolfowitz'in Irak işgalinin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin düzelmesi için İran ve Suriye'ye karşı ittifak şartı koyması hatırlayalım.

Bölgedeki gelişmeler bildiklerimizden çok bilmediklerimiz gerçekler tarafından yönlendiriliyor. İsrail'in Suriye uçaklarını düşürmesini bilmediğimiz gibi, ABD'nin Dicle-Fırat'ın Türkiye'deki havzasında, Kuzey Irak'tan İskenderun'a uzanan kuşakta, Doğu Karadeniz'de neler planladığına dair çok az şey biliyoruz. Dünya medyasının ön önemli gündem maddesi olan Irak konusunda bile gerçeklerden daha çok gerçek olarak yansıtılanlara göre düşünüyoruz. Mesela Google'da Irak seçimleriyle ilgili yapılan aramada tam 2 bin 237 makale adı geçiyor. Bunların yüzde 99'u Propaganda! ABD, İngiltere ve İsrail'in istediği şekilde yazılmış yazılar…

Refik Hariri'yi kim öldürdü?

Irak'ta ibretlik bir seçim yapıldı. Seçmenlerin yarısı katılmadı. Herkesi birbirine mahkum eden bir sonuç alındı. Tam da ABD'nin istediği gibi, hiçbir grup Irak'a tek başına liderlik edemeyecek. Şimdi Sünni Kürtler ile laik Şiiler arasında koalisyon hazırlıkları yapılıyor. Sünni Araplar devre dışı bırakıldığı gibi İslamcı Şiiler'in de gücü zayıflatılmaya çalışılıyor. Senaryo yabancı değil. Bakalım Şiiler şimdi ne yapacak? Muktada Sadr'ın Sünni gruplarla işgale karşı ittifak yapmasından sonra, bugüne kadar iktidarı ele alma düşüncesiyle işgali karşı çıkmayanların tavrı şimdi netleşecek.

Sünnilerin durumu artık Irak içi dengelere göre değil, bölgenin genel dönüşümü paralelinde ele alınıyor. Suriye ve Ürdün'deki Sünnilerin kaderiyle Iraklı Sünnilerin kaderi birleşiyor. Bölge bir bütün olarak ele alınıyor ve planlamalar ona göre yapılıyor. Irak'ın bölünmesi, Suriye-Lübnan hattında ateşin giderek büyümesi, Hamas ve Hizbullah'a karşı savaş hazırlıkları başlatılması, Ariel Şaron'a "ortağım" diyen Mahmud Abbas'ın Filistin'de iktidar yapılması ve İran'ın stratejik hedeflerinin vurulması planları… Hiç biri birbirinden bağımsız değil.

Bölgenin tamamına dönük bir savaş var. Gözlerimizi açma zamanı geçiyor. Şii-Sünni ve etnik ayrışma zemininde yeni bir Ortadoğu tasarımı açıkça önümüzde. Palavralarla, dezenformasyonlarla harcanacak bir saat bile yok. Richard Perle, David Wurmser ve Douglas Feith gibilerin hazırladığı "A Clean Break: A New Strategy for Securing the Realm" başlıklı çalışmada ne öngörülmüşe gerçekleşiyor ve gerçekleşecek. ABD'nin elindeki plan bu. Suriye askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi, Suriye yanlısı Lübnan yönetiminin devre dışı bırakılması ve Lübnan'da derin bir ayrışmanın tezgahlanmasına yönelik planla Refik Hariri'nin öldürülmesi arasında ne tür bağ var? Hariri'yi de, Ahmet Şah Mesud'u öldürenler, Yaser Arafat'ı devre dışı bırakanlar, Şeyh Yasin'i öldürenler mi öldürdü?

İsrail kaynakları, Hariri'nin Irak ve Filistin'den sonra ABD tarafından bahar'daki Lübnan seçimleri için hazırlandığını iddia ediyor. Ancak Hariri'nin öldürülmesindeki en önemli sonuç Lübnan'da iç savaşın yeniden başlaması olacak? Nitekim Hamas'a ve Hizbullah'a yönelik saldırı hazırlıkları yoğunlaştı. Bunu kim istiyor? İki ihtimalde de yakında Lübnan'da kanlı bir cephe açılacak demektir. Suriye ve İran'a saldırı planlarıyla Lübnan'da ve Filistin'deki direnişçilere yönelik savaş hazırlıkları aynı planın parçaları. Rice'ın Filistin'e "Koordinatör" olarak atadığı General Willam E. Ward bu savaşı mı yönetecek?

İran'a yönelik yeni provokasyonları, Suriye topraklarına pre-emptive saldırıları, hedef listedeki kişilere yönelik suikastleri, düşürülen Suriye uçaklarını, Hamas ve Hizbullah'la İsrail arasındaki çatışmaların tırmanışını göreceğiz.

Topyekün bir savaşla karşı karşıyayız…


15 Şubat 2005
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED