|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
Ruhtan bahsetmek kolay değil. Ne olduğu meçhul. Ama biz yine de onu hissediyoruz. Tabii insan ruhu bir yana, ona istinaden başka ifadeler, tahliller, tasvirler için "ruh" kavramına başvuruyoruz. Mesela bir mimarî mekânın ruhu, toplumsal hareketin ruhu, bir bestenin ruhu vb. gibi. Takım ruhu da; bazan takımı terkediyor; bazan da geri geliyor. Tabi onu çağırmasını bilmek lazım. Bu ruh çağırma seanslarına benzemez. Del Bosque Beşiktaş'a bu ruhu kazandıramadı. Oysa işte görüyorsunuz kendi bünyesinden yetişmiş bir genç adam; Rıza Çalımbay ile sanki bu ruh yeniden kazanıldı. Takım ruhu için birleştiren, güçlendiren, coşturan bir enerji kaynağı diyebiliriz. Beşiktaş, bir diriliş yaşıyor. Hakeme rağmen, dokuz kişi kalmalarına rağmen nasıl canla-başla mücadele ettiler. Hem de Denizli gibi bir takıma karşı. Burada durup yabancı hoca-yerli hoca kıyaslamasını bir kez daha yapabiliriz. Türk futbolunda eskiden bir yabancı hoca eğilimi vardı. Hele kariyer sahibi olanlara âdeta sihirbaz gözü ile bakılırdı. Bu yersiz kompleksi Fatih Terim sildi. Mustafa Denizli ve Şenol Güneş yabancı hocalardan hiç de geri kalmadılar. Onların başarıları arkadan gelen genç hoca jenerasyonunu besledi, onlara güven verdi. Del Bosque ile Rıza Çalımbay'ı teraziye koysak Bosque ağır çeker. Ama bu ağırlık her yerde sökmüyor. Beşiktaş işin başında Bosque yerine Rıza'yı tercih etseydi; bugün belki farklı bir yerde olacaktı. Sergen Yalçın "biraz geç gitti" diye değerlendirdi durumu. Hagi lehine tercih kullanan Galatasaray'da da bir bakıma aynı sorun yaşandı. Hagi'ye doğrusu tam bir güven duyulmadı. Belki hâlâ da duyulmuyor. Ama Hagi elindeki imkanlarla (Buna imkansızlıklar demeliydik) Galatasaray'ı çok iyi bir yerde tutmayı başardı. Başarıda Hakan Şükür, Mondragon gibi oyuncuların da payı var. Rize maçı Galatasaray'ın nasıl bıçak sırtında dolaştığını gösterdi. Eğer Rize kendi kalesine gol atmasaydı bu işi belki de Galatasaray beceremeyecekti. Maç o anda yön değiştirdi. Böylece Galatasaray peş peşe üç zor maç kazandı. Yedi maçtır yenilmeyen Trabzonspor'un Fatih Tekke-Gökdeniz ve Yattara'dan oluşan ileri üçlüsü için süper ligin en iyisi denebilir. Trabzon Şenol Hoca ile hücuma dönük, zevk veren, süratli bir futbol oynuyor. Malatya gibi zorlu bir rakibi geçerken zorlanmayıp şık goller attılar. Malatya'nın orta sahası iyi, lakin Öztaç ve Boliç'ten oluşan ileri uç hem ağır, hem beceriksiz. Evet Fenerbahçe Alex'i, Anelka'sı, Nobre'si, Tuncay'ı, Rüştü'sü ile iyicene örselenmiş İstanbulspor karşısında şov yaptı. Ancak bu dört farklı galibiyet bu takımın gerçek yüzü bakımından ölçü değil. Ölçü Perşembe günü oynanacak olan Zaragoza maçı. O zaman Fenerbahçe'nin şov yapıp yapmayacağını hep birlikte göreceğiz. Daum sabırlı olmamızı söylüyor, deplasmanda daha iyiyiz diyor. Ama iki yıldır Fenerbahçe'de bir takım oyununun, bir takım ruhunun varlığından kimse bahsedemez. Ferdi kabiliyetler ile zayıf ekiplere karşı başarı kazanmak bir şey değil. Fenerbahçe bu sebeple Perşembe günü ilk kez zorlu bir sınava girecek. Başarılar diliyoruz. Bekleyelim, görelim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |