AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Benimkiler benimkilere karşı

Şu sıralar yakın dostlarımla pek aynı frekanstan yayın yapamıyorum. Son örnek ‘beyaz enerji 2’ operasyonu... Enerji alanında rüşvet iddiaları ortaya dökülmeye başlar başlamaz, “Seninkiler düğmeye bastı” diyenlere lâf yetiştirmeye çalışıyorum.

Dediğim şu: “Hayır bu başlayan benim öngördüğüm değil. Hatta, buna, birilerinin hükümete hediyesi olarak da bakabilirsiniz... ‘Benimkiler’ dediğiniz ‘medya’ da, erken doğumdan fazla mutlu görünmüyor...”

Ankara’da epey bir süredir iddia fısıltıları kulaktan kulağa taşınıyor. Bu iddiaların bir bölümü gerçeklerle örtüşebilir, ancak küçücük bir bölümü... Geri kalanı, megafonla büyütülen ve kökünde aslı-astarı bulunmayan yakıştırmalar... İşin en ilginç tarafı, bu iddiaların, gerçeği ve yalanıyla, Ak Parti çevrelerinde büyütülerek tekrarlanması... Eh, biraz önce hiç değer vermediği birinin ağzından duyduğu temelsiz iddiayı bir Ak Partili’nin tekrarladığını görmek, dinleyen açısından, ‘inandırıcılık’ kazanan bir unsur olarak değerlendiriliyor...

Burada kimbilir kaç kez işaret ettiğim bir durum bu. Demokrat Parti (DP) kadrosunu Yassıada’ya ve üç siyaset adamını ipe götüren iddiaların hepsi ‘düşman’ bilinenlerin üretimi değildi; DP Meclis grubu ve parti yönetiminde bulunan bazı kişiler de dedikodu üretip dururdu. Fatin Rüştü Zorlu’ya “Mr. Yüzde 10” haksız lâkabını kim takmıştı sanıyorsunuz, CHP’li rakipleri mi? Gülerim...

Meslek-dışı dostlarım “Medya” yerine “Seninkiler” demeyi tercih ediyorlar... Buna karşılık medyanın içinden dostlar da, Ak Parti’den veya Ak Partililerden söz ederken, “Seninkiler” diyorlar yüzüme karşı. Biri medyadan diğeri medya-dışı iki dostumla yârenlik ettiğimde, lâfların nasıl karıştığını tahmin edebilirsiniz...

‘Benimkiler’ günü geldiğinde Ak Parti’ye karşı kullanmak üzere malzeme tedariki için olağanüstü çaba gösteriyorlar. Ancak, şimdi manşetlere çıkan operasyon, hazırlığını sürdürdükleri esas kampanya değil. Bunu, başkalarının zorladığını sanıyorum ben.

Zorladığını düşündüğüm ‘başkaları’ iki gruptan biri olabilir: Yolsuzlukları tâkibe almış hükümete fazla ters bakmayan birileri, içinden çıkılamayacak bir hal almadan önce, bu operasyonu patlatmış olabilirler; Ak Parti yönetimi kızmak yerine onlara şükran duyabilir. Bir de, önümüzdeki günlerde dev ihaleler açacak enerji bakanlığı; öndegelen firmaların ilgilendiği projelerin ihalesi açılmadan birileri arazi temizliği yaptırıyor olabilir. Yerli ellerle yabancı ellerin birbirine karıştığı bir süreç ürünü sayabiliriz ‘beyaz enerji 2’ operasyonunu...

Dün Milliyet’te Serpil Yılmaz şunu yazdı: “TEDAŞ, EÜAŞ ve BOTAŞ kısa süre içinde milyarlarca dolarlık ihaleler açacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), 11 Şubat'ta 8 milyar doları bulan doğalgaz kontrat devir ihaleleri için yeterlilik belgesi alan 19 firmanın yetkilisiyle bilgilendirme toplantısı yaptı. TEAŞ, iptal edilen 21 bölgenin elektrik dağıtım ihalesinin yenisini hazırlıyor. TEDAŞ da kısa sürede ihale gündemini ilan edecek ve ilk aşamada 5 ilin ihalesi yapılacak.”

Bu bilgiyi bir tarafa siz de yazın.

Bir tarafa yazmanız gereken bir başka not da Hürriyet’te çıktı dün. “Doğalgaz ithalatı için devler savaşacak” başlıklı haberin girişini okuyalım: “Doğalgaz ithalât lisans yeterlilik başvurularının son günlerinde 14 şirket daha EPDK’ya başvurdu. Böylece yıllık yaklaşık 2.5-3 milyar dolarlık bir büyüklüğü ifade eden ihale için başvuran şirket sayısı 33’e ulaştı.” Haberde, ithalât lisans başvurusu yapan şirketlerin tam bir listesi yer alıyor. BP, Petrol Ofisi, Koç, Shell, Zorlu, Enerjisa, Akenerji, Habaş’la başlayıp devam eden etkileyici bir liste bu…

TEAŞ, TEDAŞ, BOTAŞ gibi devlete ait şirketlerin, elektrik dağıtım ve santrali, ya da doğalgaz ithalâtı gibi konuların bir tarafında mutlaka Enerji Bakanlığı vardır. Operasyonla, dev ihaleler öncesinde ciddi bir arazi temizliğinin planlandığını düşünmek hiç de hayalcilik sayılmamalı...

Bakan Hilmi Güler’in üzerinde düşünmesini istediğim bir sorum var. 11 Ocak’ta, burada, Enerji Bakanlığının geçmişte açtığı ihalelerle ilgili Mart 2004 tarihli bir Sayıştay raporundan söz etmiştim; bakanın bir yıla yakın bir süredir masası üzerinde tutup gereğini yerine getirmediği rapor... Sorum şu: “Acaba raporun gereğini yerine getirmek üzere derhal harekete geçseydi, bakanlığı yeni bir yolsuzluk operasyonuna sahne olur muydu?”

Kendi cevabımı vereyim: “Muhtemelen olmazdı. Raporda sözü edilen eski yolsuzluklara göz yumduğu bilinen tipleri yanında tutamayacaktı bir kere; bugün kendi adıyla birlikte anılıyor o tiplerin, ne yazık... Sonra, bakanın yolsuzluk hassasiyeti derhal algılanacağı için, kendisinin işbaşına getirdiği tipler de daha ihtiyatlı davranacaklar ve yanlışlara bulaşmayacaklardı.”

Benimkiler (burada kast ettiğim ‘medya’) epeyden beri ‘benimkiler’ (burada da kastım Ak Parti) hakkında malzeme topluyor; fakat şimdilerde manşetlerden düşmeyen ‘skandal’ hazırlığı yapılan o büyük kampanya değil. Büyük gürültü için ‘benimkilerin’ dolaylı değil doğrudan ‘benimkileri’ ilgilendiren hayatî bir yasayı çıkarmak üzere harekete geçmesini bekleyeceğiz.

Anlamadıysanız üzülmeyin, fazla beklemeyeceksiniz nasıl olsa...


15 Şubat 2005
Salı
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED