|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Savaş öncesinde ATV'de Ali Kırca'nın hazırlayıp sunduğu Siyaset Meydanı programında Türkmenlerin bir kısmının Sünni, bir kısmının da Şii olduğunu ve kendi aralarında birçok sorun yaşadıklarını söylediğimde programa seyirci olarak katılan Türkmen dostlarımız program arasında ve sonrasında bana saldıracak kadar çok kızmıştı.. Onlara göre Türkmenlerin tümü Sünni idi ve Türkmen Cephesi de Irak'taki 3 milyon Türkmen'in büyük bölümünü temsil ediyordu.. Bu sayının da abartılı olduğunu söyleyince kızgınlıkları daha artmıştı.. Son seçimlerde Türkmenlerin nasıl bir durumda bulundukları çok net olarak anlaşıldı .. Türkmen Cephesi tüm Irak'ta 93 bin oy aldı.. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün bu konu ile ilgili yorumları ile yetinmek istiyorum.. Türkmenler ve özellikle Türkmen Cephesi ne Türkiye içinde ne de Irak'ta gerçek bir varlık gösteremedi.. Yok eğer bunun tersi doğru ise, o zaman Türkmen Cephesi'ndeki dostlarımızın önünde bir fırsat daha var.. O da yıl sonu yapılacak seçimler .. O zamana kadar çalışıp tüm Türkmenlerin oyunu almalıdırlar.. Gelelim Kürtlere.. Seçim öncesi ve sırasında televizyonlara çıkan birçok 'Kürt uzmanı' çok ilginç değerlendirmelerde bulunuyordu.. Bazılar da ne pahasına olursa olsun Kuzey Irak'a girip Kürtlere hadlerini bildirmeyi savunurken diğerleri Kürt lider Barzani ve Talabani'ye veryansın ediyordu.. Bu uzmanlara göre bu ikili bazen terbiyesiz, küstah ve Türkiye'ye dil uzatan bazen de aşağılık, nankör, aşiret reisi ve çete başları oluyordu.. Dili olan konuşuyordu… Hele birisinin söylemi çok ilginçti.. Bu uzmana göre 'Tezkere çıkmalıydı ve Türk ordusu Irak'a girmeliydi. Hem de Amerika ve Kürtlerin itirazına rağmen Kuzey'de yerleşmeliydi'.. Ya 'Kürtler karşı koyarsa' diye sorulduğuna 'onları ezer geçerdik ve bu iş de o zaman biterdi' deyiverdi.. Hayretle izlemiştim emekli generalin bu söylemini.. Son 15 yılda Kuzey Irak'taki Kürtlerle ilgili olarak Türk medyasında çok garip ve bir o kadar şaşkınlık yaratan söylem ve yazılar gördüm.. Ama işin en ilginç yanı bu yazı ve söylemlerin sahipleri bir hafta önce söyleyip yazdıklarını kendileri unutarak tümüyle ters şeyleri savunuyorlar.. Belki de Türkiye'deki (tabiî tüm coğrafyada) 'herşeye maydanoz' uzmanların sorunu da budur.. Yani unutkanlık, ilkesizlik ve döneklilik.. Herkese dostça bir tavsiye 'Lütfen arada bir arşivlerinizi gözden geçirin' .. Örneğin bir zamanlar Barzani ve Talabani'yi göklere çıkaranlar şimdi onları yerin dibine batırma yarışına giriyorlar.. Peki yakında Irak Cumhurbaşkanı olması beklenen Celal Talabani Ankara'ya gelip Çankaya'da resmi törenle karşılandığında acaba bu kişiler ne yapacak? Ya da Talabani ilk dış gezisini Türkiye'ye yapıp Ankara ile her alanda işbirliği yapmak istediğini söylediğinde acaba bu kişiler 'hayır istemiyoruz mu' diyecekler'.. Ya da Kuzey Irak'ta Federal Kürt Bölgesi'nin Başkanı olacak olan Barzani Ankara'ya gelip 'sizinle PKK dahil her konuda işbirliği yapmak istiyoruz ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya açılmak istiyoruz' dese ne olacak.. Tabiî buna benzer söylemleri çoğaltmak olası.. Barzani ya da Talabani birer Irak vatandaşıdır.. Irak ile ilgili söylemleri asla ve hiç kimseyi rahatsız etmemelidir. Hiç kimsenin de buna hakkı yok.. Talabani Cumhurbaşkanı olacaksa bir Kürt ve aynı zamanda bir Sünni olarak değil, bir Irak vatandaşı olarak olacak.. Buna da Irak halkının seçtiği (Şaibeli de olsa) Meclis karar verecek.. Üstelik Kürtler bu Meclis'te 75 sandalye kazanmış durumda.. Keşke Türkmenlerin de bu kadar gücü olsaydı.. Ayrıca tanıdığım kadarıyla belki de Talabani var olanlar arasında bu makama en uygun kişidir. Önemli olan Talabani ya da Barzani'nin ya da başka birisinin Amerika, İsrail ya da başka bir ülkenin çıkarı doğrultusunda değil de yalnızca Irak halkının çıkarına hizmet etmesidir. Irak halkının bir bütün olarak çıkarı tüm bölge ülkelerinin çıkarı demektir.. Birçok davranışından hoşnut olmayabiliriz ve birçok politikasına karşı olabiliriz ancak hiçbir şekilde ne Talabani'ye ne de Barzani'ye 'terbiyesiz' ya da benzer tanımlamalarla hitap etme hakkını kendimizde bulmamalıyız.. Bu ne kişisel kültür ne de toplumlararası ilişkiler açısından kabul gören bir davranış biçimidir.. Bölgenin en son ihtiyaç duyduğu şey düşmanlıkları körüklemektir.. Düşmanlıklar bu coğrafyada sonsuza dek yaşamak zorunda olan bu coğrafyanın insanlarına asla yarar sağlamaz.. Türkler, Kürtler, Araplar ve Acemler artık bu gerçeğin farkında olmalı ve gereğini yapmalıdır.. En kötü koşullarda bile diyalog ve insanca ilişkiler tüm sorunlara çözüm bulmaya yardımcı olacaktır.. Elbette karşı tarafın yanlışlarını göreceğiz ve söyleyeceğiz.. Elbette bu yanlışları düzeltmek için her türlü barışçıl ve hukuksal yola başvuracağız.. Tüm köprüleri havaya uçurarak bir yere varamayız.. Hiç kimse de varamaz.. Tarih bunu bizlere öğretmiş olmalı.. Her kavga sonrasında ayrılanlar tekrar merhaba diyebileceklerini asla unutmasınalar.. Tıpkı bana tepki gösterenler gibi.. Kürtlerle ilgili olumlu bir şey yazdığımda milliyetçi dostlar kızıyor.. Türkiye ve AK Parti'nin bölgesel politikaları ile ilgili yazdığımda da bu kez Kürtler beni 'faşist Türk' olmakla suçluyorlar.. Filistin, Irak ya da Arap halkları ile ilgili bir şey yazdığımda bu kez hem milliyetçiler hem de Kürtler kızıyor ve ben Irkçı bir Arap oluveriyorum.. Ama işin en hoş tarafı bu suçlamaların tümünü birden yapanlar da var.. İsrail yanlısı siteler ya da kişiler.. Onlara göre ben Irkçı Arap, Türk ve Kürt milliyetçisiyim ama hep Yahudi düşmanıyım. Oysa ben hiçbir yazımda ve söylemimde bir din olarak Yahudiliğe ya da ona inanan Yahudilere herhangi bir saldırıda bulunmadım ..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |