AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Robert L. Pollock'un ortalığı karıştıran yazısı (2)

Dünkü yazımda da söylediğim gibi, The Wall Street Journal'ın yazarlarından Robert L. Pollock'un yayınladığı "Türkiye nereye gidiyor?" başlıklı yazı gündeme bir "bomba gibi" düştü... İsmet Berkan'ın (Radikal) önceki günkü yazısında söylediği gibi, yazı gerçekten de "yenir yutulur gibi değil"di. Yazıda yer alan ve bizi gülümseten bir iki "kurnazlığa" dünkü yazımda işaret etmiş ama buna rağmen önümüzdeki yazının bütünüyle "taşlanacak" nitelikte bir yazı olmadığını da belirtmiştim.

İsmet Berkan, yazının anafikri olan "Türkiye'de iyiden iyiye çığrından çıkan Amerikan karşıtlığı"na ilişkin birkaç örnek sıralayıp hemen arkasından Afganistan ve Irak'ta sürdürdüğü savaş, Kyoto Protokolü'nden yan çizmek ve yoksulluğun hızla arttığı dünyada önceliği askeri harcamalara tanımaktan dolayı ABD'ye karşı duyulan haklı kızgınlığı hatırlattıktan sonra şöyle devam ediyordu:

"Oysa korkarım bizdeki anti-Amerikanizm, sadece Amerika'ya ve onun davranışlarına yönelik bir şey olmaktan çıktı. Daha çok izolasyonist, yabancı korkusuna dayanan ve 'Kızıl Elmacı' bir antiemperyalist söylem hâkim durumda. Enver Hocacılık, ruhu itibariyle Türkiye'de hortlamış gibi duruyor. Yakında deniz kenarlarına bunkerler inşa edilmesi gerektiğini söyleyenleri duymaya başlarsak şaşırmayacağım."

Yanlış değil bu tespitler. Gerçekten de (seçmen tabanı ne kadardır orasını bilemem ama) "ulusalcı-milliyetçi" bir tavrı medyadan başlayarak pekçok merkezde gözlemliyoruz. Baksanıza; insana "Gülelim mi ağlayalım mı?" dedirten bir biçimde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "Kurtlar Vadisi"nde rol almasına bile şahit olmaktayız! Söyleyin lütfen: Bügüne kadar benzer bir olayla dünyanın herhangi bir ülkesinde karşılaştınız mı? Yakın zamanda Denktaş'ın "dava arkadaşlarının" da benzer dizilerde rol almaya başladığını görürsek ne yapacağız?

Yanlış anlaşılmasın; Berkan'ın da belirtiği gibi ABD'nin (bırakalım geçmişi) bugünkü özellikle dış politikasını kıyasıya eliştirmek başka bir şey, buradan hareketle ülkede çok uzun yıllar "özgürlük" arayışlarına açıkça köstek olmuş olan kökten "antiemperyalizm"in en hâkim tavır olarak hemen herkesi kuşatması bambaşka bir şeydir. Hatırlayın; "antiemperyalizm" ve bunun tamamlayıcı cüzü olan "bağımsızlık" söylemlerinin cumhuriyet tarihimizde "özgürlükler" meselesini sumen altı etmek pahasına (ve sırasında bu amaçla) herkesin kanını nasıl kaynattığını hatırlayın...

Pollock'un yazısında altını çizdiği hususları desteklemek için hatırlatmıyorum bütün bunları. Ancak kabul etmek zorundayız ki, Amerikalı gazetecinin Türkiye'yi tasviri de bütünüyle "kafadan atma" değil. Yazıda yer alan "AKP'nin sinsi, fakat kurnaz İslamcılığı" gibi tespitler tabii ki "kafadan atma" sıfatını fazlasıyla hakediyor. Pollock'un "çılgınca iddialar" olarak sıraladığı iddialarda da benzer bir durum: Bu iddiaların bazıları gerçekten "çılgınca". İsterseniz burada siz karar verin: Elimize aldığımız hemen her gazete Pollock'un şu tespitini haklı çıkaran örneklerle dolu değil mi: "Ortak fikir şu: ABD'nin dünyada yaptığı neredeyse her şey (tsunami yardımı bile) gizli niyetlere dayanıyor, genellikle Yahudileri koruma amacını güdüyor." Bana göre Pollock şu tespitinde de haklı: "Erdoğan'ın ofisi, geçenlerde Türk yetkililerin, İstanbul'daki büyükelçilik konutunda Ortodoks Kilisesi'nin 'Ekümenik' Başpiskoposu onuruna verilen bir resepsiyona katılmalarını yasakladı. Peki neden? Çünkü 'ekümenik' evrensel anlamına geliyor ve her nasılsa bu, Türkiye'yi bölme komplosunun bir parçası sayılıyordu."

Yani özet olarak, Pollock'un ortalığı karıştıran yazısı "doğrular" ve "yanlışlar"ın (ve bu arada dün hatırlattığım gibi bazı "kurnazlıklar"ın!) harman edildiği bir yazı.

Pollock'un yazısında "Türk medyasından Amerika karşıtı örnekler" çerçevesinde en çok gazetemizin kullanılması da dikkat çekici. Yeni Şafak adının bu çerçevede öne çıkması birçoğumuz gibi beni de şaşırtmadı. Bildiğim kadarıyla Türkiye'deki ABD yetkililerinden ilk ciddi tepki geçen yıl ABD askerlerinin Irak'ta (Samarra'da) gerçekleştikleri ileri sürülen "toplu tecavüz" olayı gazetede haber olunca gelmişti. Bu arada birkaç ay önce ziyaretime gelen ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi İşler Müsteşarı John Kunstadter'den de -örnek verilmeksizin- gazetenin geneline hakim "anti-Amerikan" havaya ilişkin bazı şikayetler dinlemiştim. Ayrıca şunu da ilave edeyim ki, Türkçe'ye hiç değilse "Türk medyası" kadar hâkim olan misafirimin Türkiye tahlili Pollock'un kaleminden okuduğumuzla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir tarzda düzeyli ve ince idi.

Sonuç olarak benim bu konuya ilişkin söyleyeceklerimin özü şu: ABD'nin bugünkü yönetiminin psişik ve politik durumu; ABD'nin Afganistan'ın ardından Irak'ta yürüttüğü "demokrasi çıkarması"nın gülünçlüğü ve çıkmazları; Kyoto Protokolü'nü imzalamaktan ısrarla yan çizen "tek süper güç"ün süper sorumsuzluğu; ABD'nin İran ve Suriye'ye ilişkin "kuluçkaya yatırdığı" yumurtaların çatlamasına az kaldığının anlaşıldığı bu günlerde, dünya barışı açısından temsil ettiği büyük "tehlike"nin varlığı.... ABD hakkında dile getirilebilecek bütün bu ve benzer tespitlerden hepimizin haberi var ve bu konularda canımızın istediğini söylemek tabii ki hakkımız. Ayrıca bu gerçekler karşısında sadece biz değil başka diyarlardaki pekçok insan da kızgınlık ve öfke duyuyor. Avrupalılar da bu ruh hali içinde. Ancak burada bizim öyle bir özelliğimiz var ki, bu gerçekten bize mahsus: Dikkat edin; biz sadece ABD'ye değil, ABD'nin politikasına karşı çıkan AB'ye karşı da benzer şekilde kızgın ve öfkeliyiz! Üstüne üstlük, biz sadece AB-ABD olarak toparlayabileceğimiz "Batı"ya karşı değil, ayni şekilde (ve belki de daha yüksek seviyede) "Doğu" karşısında da kızgın ve öfkeliyiz... Yoksa doğru mu? İsmet Berkan'ın dediği gibi yoksa biz sahiden de hepten "paranoya toplumu" mu olduk?


20 Şubat 2005
Pazar
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED