|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bazen değişim, her şeyin aynı kalması için meydana geliyor (veya getiriliyor) olabilir. Daha önemlisi, değişim katmanının altında, değişmeden kalan katmanlar olabilir ve bunları tanımadan yüzeydeki gelişmeleri değişim sanıyor olabiliriz.
Modern insanın dilinden hiç düşmeyen bir tek kelime varsa, her halde "değişim" kelimesidir. En sık duyduğumuz sözler şunlar değil mi: "Değişmeyen tek şey değişimdir!", "Hızlı bir değişim çağındayız!", "Değişime ayak uyduramayan nalları diker!" Bu ifadelerde hakikat payı olmakla beraber, her şeyi değişim prizmasından görmek, bazen hiçbir şeyi görmemekle sonuçlanabilir. Bazen değişim, her şeyin aynı kalması, hiçbir şeyin değişmemesi için meydana geliyor (veya getiriliyor) olabilir. Daha önemlisi, değişim katmanının altında, büyük ölçüde değişmeden kalan katmanlar olabilir ve bunları tanımadan yüzeydeki gelişmeleri değişim sanıyor olabiliriz. Ticarî hayatta da elbette birçok değişimler yaşanıyor. Takastan madenî para ekonomisine, kâğıt paradan elektronik para ve ticarete geçildi. Fakat ticaretin, iş yapmanın ana ilkeleri de değişti mi acaba? Sanmıyorum. Bin yıl kadar önce yazılmış klasik bir eserdeki fikirleri, çağdaş yazarların fikirleriyle karşılaştırdığımızda hiç de temelli bir fark görmüyoruz. Keykâvus b. İskender, Hicretin 475. yılında yazdığı (M. 1082) ve İlyasoğlu Mercimek Ahmed tarafından 1432'de Osmanlı Türkçesine aktarılan ünlü Kâbusnâme'sinin 32. bölümünü "Bezirgânlık Yolunu ve Alıp Satmak Töresini Beyana" ayırır. Bu bölümde dile getirilenler, 20. yüzyıl işletme gurularının girişimci yöneticiler için dile getirdiklerinden çok farklı değil. Birkaç maddesini ele alalım: 1. "Bezirgân gerektir ki gayet dindar ve doğru olsun, yalancı olmasın, kendi kazancı için başkasının zararını istemesin." Warren Bennis, iş hayatında liderliğin altı bileşeni olduğunu söylüyor: Rehber vizyon, tutku, dürüstlük, itimat, merak ve cüret. Keykâvus sadece sırayı değiştiriyor, o kadar. 2. "Fazla fiyata tamah edip veresiye satma, çünkü çok tamah çok ziyan getirir." Kayserili dostlarımdan işittiğim güzel bir söz var: Alışverişte, tamahkârla sahtekâr çabuk anlaşır. Tamahkâr sadece koyduğu yüksek fiyata bakar, sahtekâr ise malı bir an önce kapıp üstüne yatmaya. 3. "Sakın telefkâr olma, boş yere akçayı çürütme. Bezirgânların zevali telefkârlıktan, sebatı tasarruftandır." Girişimci hem verimsiz yatırımdan, hem gelişigüzel harcamalardan uzak durmalıdır. Özel hayatında tasarrufa yatkın olmalıdır. "Tasarruf budur ki kazancının birazını harcasın, birazını sermayeye katsın. Böyle olursa, bezirgânlığı sabit olur. Ne zaman kazanç ve sermaye birlikte harcanır, mal tez günde elden gider." Max Weber, kapitalizmin ruhunun Protestan ahlâkına dayandığını, bu ahlâkın en önemli bileşeninin de zahidâne yaşamak, yani israftan kaçıp tasarruf etmek olduğunu söylüyordu. 4. "Muamelede hiç utanma, fayda bulmaya çalış. Akıllı kişiler demişlerdir ki, utanma rızkı engeller." Stephen Covey'e göre başarılı girişimcinin birinci vasfı proaktif (etkici) olmasıdır. İnisiyatif kullanmayan, sadece tepki göstermekle yetinen kişi, iyi bir girişimci olamaz. Tepkici olma, etkici ol! 5. "Bezirgânlıkta az az alıp geç geç satılacak mal alma. Çok çok alıp tez tez satılır malı alıcı ol. Geç satılan kumaşın çok kârından, tez satılan kumaşın azıcık kârı yeğdir. Zamanla bu az, o çoktan daha çok olur." Japon girişimciler 150 yıldır bu ilkeyi uyguluyor, çok çok satıp sürümden kazanıyorlar. 6. "Gün görmemiş kişileri işinin başına bırakma ve sınanmamış kişilerden emin olma. Sınanmış kişiyi, sınanmamışa değişme. Önce dene, sonra güven." John Gardner, liderin önde gelen vasıflarından birinin insanlarla uğraşma becerisi olduğunu söylüyor. Sınamak, denetlemek, sonra itimat etmek. Gorbaçov'un SSCB'nin başına geçtiği günlerde (1985) Cenevre'de uluslararası bir toplantıya katılmıştım. Kanadalı bir diplomat, Gorbaçov'un yüksek dereceli bir Sovyet yetkilisi sıfatıyla yıllar önce Kanada'ya yaptığı ziyareti anlatmıştı. Bir süpermarketi dolaşırlar; Gorbaçov fiyatları gözden geçirdikten sonra, rafları düzelten işçilere maaşlarını sorar, not alır. Sırada bir müze gezintisi vardır; fakat yol üzerinde başka bir süpermarket görürler ve Gorbaçov onu da dolaşmak ister. Kanadalılar müzenin kapanabileceğini söyleseler de dinletemezler. İkinci market dolaşılır ve orada da hem fiyatlar, hem çalışanların ücretleri not edilir. Kanadalılar biraz bozulmuşlardır. "Bize itimadınız yok, demek ki!" Hayır, der Gorbaçov: "Confidence is good, but control is better!" (İtimat iyidir, fakat denetim daha iyidir!) Şimdi size itimadım sonsuz, çünkü fiyatlar da, ücretler de birbirine çok yakın çıktı. 7. "Bezirgânın kâr ve zararını daima yazması gerek. Tâ ki yanılmaktan ve unutmaktan emin olsun. Kişinin kârını ve zararını bilmemesi çok ayıptır. Nitekim, birini yermek isteseler, ne kârını bilir ne zararını derler." Muhasebe fikri, maalesef, hâlâ aşina olmadığımız bir şeydir. Hukukî zorunluluk olmasa, belki çoğu şirketlerimizin o çok iptidaî muhasebeleri bile olmayacaktı. Oysa Sombart, çift-yönlü muhasebenin mekanistik düşünce temeli üzerinde yükselen ilk kozmos olduğunu, onda yerçekimi, kan dolaşımı ve enerjinin sakınımı yasalarının tohumlarının saklı olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor. Muhasebesiz şirket, pusulasız gemidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |