|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Dünyada hangi ülkeye bakılırsa bakılsın, hemen görülen yüzüyle bilinen ülke yanında kısa sürede farkına varılamayan bir de "öteki" ülke vardır. Öteki ülke deyince Michael Harrington'un "Other America" ve John Kenneth Galbraith'un "Affulunt Society" isimli kitaplarında anlattıkları düşük gelirli Amerikalılar gibi, toplumun yoksul kesimleri akla gelir. Her toplumun tüketim seviyesine göre belirlenen bir yoksulluk sınırı vardır. Bütün ülkeler üretim gücünü büyüterek, toplumun orta kesimi güçlendirmeye çalışır. Toplumlara gelir dağılımı ve tüketim açısından olduğu gibi, üretim ve eğitim seviyesi ile entellektüel olgunluk yönünden bakıldığında da, farklı ülkeler görülür. Her ülkede en azından iki ayrı kesim vardır. Amerika'nın "10 Ekim" sonrası uyguladığı iç ve dış politikalarla toplumdaki ayrışma geçmiş böylesine ileri boyutlara ulaşmamıştı. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, bugün kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış iki ayrı Amerika gözlenmektedir. Başına gelen her olumsuzluğu tedbir eksikliğine yoran Amerikan yönetimi, ülkelerine yöneltilecek terör saldırılarını önlemek amacıyla, hem içeride hem de dışarıda büyük terör rüzgarları estiriyor. Bu bağlamda, Amerika'nın dış politikası iç politikasına, iç politikası da dış politikasına yansıyor. Korku ülkesine dönüşen Amerika kendisiyle birlikte İslam ülkeleri başta olmak üzere, bütün dünyayı ateşe veriyor. Görünen Amerikan'ın silahları yüzünden, öteki Amerika'nın sesi duyulmuyor. Türkiye'deki iki Türkiye gibi, Amerika'da da iki Amerika var. Biri, güçlü ordusuyla her ülkeyi askeri operasyon düzenlenecek bir hedef olarak gören, saldırgan, bütün dünyaya terör korkusu yayan, kendisinden başka güç tanımayan, kendi güvenliği için başkasının güvenliğini tehlikeye atmaya hazır, bilinen Amerika'dır. Diğeri ise, kimseyi inancından dolayı küçümsemeyen, özgürlükleri önemseyen, üniversitelerinde her alanda öncü çalışmalar yapan, yenilikçi, üretgen kurum ve kuruluşlarıyla "Öteki Amerika"dır. "New York'tan Los Angeles'a Yeni Roma" isimli kitabımda iki farklı Amerika'yı anlatmaya çalıştım. Bütün boyutlarıyla iki farklı Amerika'yı anlamadan, Amerika düşmanlığı ya da dostluğu yapmanın hiç kimseye yararı yoktur. Amerika'yı dünya imparatorluğu yapan, bütün okyanusları denetim altına alan orduları değil, ürettiği ürün, hizmet ve bilgilerle dünyadaki rakipsizliğini koruyan kuruluşlarıdır. Bütün zamanını sivil toplum hizmetlerine adayan Bünyamin Çil, Birleşmiş Milletler'in davetiyle gittiği Amerika dönüşünde, derin gözlem gücüyle ana dinamiklerini yakaladığı iki Amerika'yı çarpıcı bir biçimde özetlemişti. Anadolu insanının Özal döneminde olduğu gibi, Türk ve İslam dünyasındaki dönüşümlere öncülük yapabilmesi için, hem Washington'u hem de Brüksel'i görünen ve görünmeyen yüzleriyle yakından tanımak zorundadır. Orta çağların Roma İmparatorluğu ne ise, bugünün Amerika'sı da odur. Nasıl Müslümanla o dönemin Roma'sı ile her alanda yüzleşmişlerse, bugünün Türkiye'si de, İslam dünyasında köklü bir dönüşüme öncülük yaparak, Amerika ile yüzleşmek zorundadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye olmasıyla Müslümanlar, Batı ile yüzleşmekten kurtulamazlar. Ancak bu yüzleşmede ağırlık, askeri alandan ekonomik ve kültürel alana çoktan kaymıştır. Müslümanlar Mekke'yi hiç kan dökülmeden nasıl dönüştürmüşlerse, Yeni Roma'yı da aynı şekilde hiçbir baskı ve şiddete başvurmadan öyle dönüştürmelidirler. Dünyadaki değişimin öncüleri, Amerikalılar değil, savaşları cephelerden pazarlara çekmesini bilenler olacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |