|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Görmemeniz için özel çaba gösterildiği için dün dikkatinizden kaçmış olabilir: İzmir/Urla'daki çocuk köyü konusunda yeni bir gelişme yaşandı. Son bıraktığım noktadan bayağı farklı bir gelişme bu. En iyisi, konuyu geniş biçimde birinci sayfadan değerlendiren gazeteden durumu aktarmak: Vatan gazetesi, dün, 'Utanç dâvâsı' başlığı altında şu haberi iletti: "Savcı, 'Barbaros Çocuk Köyü'nde 10'u kız 16 çocuk tâciz ve tecavüze uğradı' diyerek 20 sanık için 15 yıla kadar hapis cezası istedi. / İzmir'in Urla ilçesi Barbaros Çocuk Köyü'ndeki tâciz ve tecavüz skandalını soruşturan Urla Savcısı Murat Gök, fezlekesini tamamlayıp İzmir Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Fezlekede, 'Köyde çocuklara yönelik tâciz, tecavüz yaygın biçimde yaşanmış, tanık ve mağdur beyanlarından anlaşıldığı üzere çocuklar bu nedenle sürekli korku, huzursuzluk ve tedirginlik içine girmişler' denildi." Konuyla ilgili önceki iki Kulis'i okumuşsanız bu gelişmeye kendinizi hazırlamışsınızdır. Halbuki, konuyu açılmadan kapatma görevini üstlenmiş bazı gazeteler, son noktayı, "Önemsenecek bir şey yok; tek bir kız sorunlu, o da 'Ben sevdiğimle beraber oldum, kime ne?' diyor" biçiminde koymuşlardı. Emin olun, köyde ne yaşandığını, kimin ne yaptığını hiç mi hiç merak etmiyorum. Projenin kendisi de çoktandır ilgi alanıma girmiyor. İyi ellerde doğru sonuç alınabilecek bir fikir de olabilir proje; hatta 'Save Our Souls' (Ruhlarımızı Kurtar) duasını kendisine logo olarak seçmiş misyoner kuruluşunun maddi desteğiyle kurulmuş olması da artık önemli değil. Bütün ilgi yoğunluğum, böylesine bir konunun tâkipçisi etkili güçler üzerinde ve tabii onların medyayı yönlendirmesiyle yakından ilgiliyim... Bu sebeple, konuyu bu boyutuyla yeniden hatırlatmakta yarar var. Bir gazete üzerinden giderek meramımı daha iyi anlatabilirim. Gazete, 31 Ocak tarihinde şu haberi okurlarına iletti: "Türkiye'nin 'örnek projesi' olarak bilinen, sivil toplum kuruluşları ve devlet desteğiyle 9 yıl önce kurulan Barbaros Çocuk Köyü'ndeki bazı çocuklara 'cinsel tâcizde bulunulduğu ve cinsel ilişkiye girildiği' duyumunu alan jandarma ekipleri, 2 ay süren çalışmanın ardından başlattığı operasyonda, olaya karıştıkları belirlenen 12 kişiyle konuyu bilmelerine rağmen adli mercilere intikal ettirmedikleri gerekçesiyle çocuk köyü idarecisi 3 kişiyi gözaltına almıştı." Gazete, her iyi yayın organının yapması gerektiği gibi, konuyu sonraki günlerde de izlemeyi sürdürdü. 3 Şubat günü "Skandal belgelendi" başlıklı haberi de eğip bükmeden verdi aynı gazete: "Tâciz veya tecavüze uğradığından şüphelenilen 10 kız Adli Tıp'a gönderildi ve 3'ünün cinsel ilişkiye girdiği saptandı." İfadenin keskinliği herhalde sizin de dikkatinizi çekmiştir... Ancak ne olduysa o tarihten sonra oldu ve hem o gazete, hem de aynı grubun diğer yayın organları korkunç bir 'U' dönüşü yaptılar. Biri, muhabir göndererek, önce, "Burada öyle sanıldığı gibi kötü şeyler yaşanmadı; olan biten AKP'li bir resim öğretmeninin müdür lojmanını ele geçirme komplosu" diye takdim etti olayı, sonra da "Bu köyleri kapatmak isteyen AKP'nin oyunu" senaryosu ile devam etti. Birkaç gün üstüste bu tür haberler çıktı gazetelerde, bazı yazarlar da, "Fanatikler bu köylere 'SOS' ilişkisi sebebiyle taktı, yoksa herhangi bir sorun yok" türü tespitlerle yaklaştılar olaya. Örnek seçtiğim gazete, "Artık bu konuyu kapatıyorum" edasıyla, 9 Şubat'ta, "Ne tâciz var, ne tecavüz" başlığıyla çıktı. Haberde tanık olarak mağdur bir genç kullanılıyordu. Okuyalım: "Adli Tıp'ta beni ve diğer kızları muayene ettiler. İçlerinde tek bâkire çıkmayan ben olunca senaryo üzerime kuruldu. Ortada skandal yok. İki hafta önce köye gelen sivil jandarmalar 'seminere' diye karakola götürdü. Orada tâciz, tecavüz iddiaları gündeme getirildi. Birilerinin kız - erkek çocukların bir arada yaşamasına karşı olduğunu düşünüyorum. Köyümüz gibi bir köy başka yerde açılacaktı. Bunun engellenmesi için skandal yaratıldı." Konuyla ilgim, 20 yıl kadar önce, bu tür köyler ilk açılmak istendiğinde yaptığımız yayınlar sebebiyleydi. O sırada, Kinderdof International adlı yabancı bir vakıfla irtibatlı olarak Türkiye'de bu köyleri açma hazırlığı yapan dernek, doğrudan ithamlara cevap vermek yerine, güç kullanmayı tercih etmişti. Konuyu ele aldığım 4 Şubat tarihli Kulis'te şunu yazdım: "Yaklaşık 20 yıl önce yürüttüğümüz o kampanya sırasında öğrendiğim bir gerçeği buraya kaydedeyim: 'Çocuk köyü' projesinin arkasında çok etkili kişiler ve örgütler var... Bunlar, o yıllarda, bizim haklı kampanyamızın başarılı olmasını engellemişlerdi, şimdi de Barbaros Çocuk Köyü'nde patlak veren skandalın etkisiz kalması için mutlaka devreye gireceklerdir. Adı belleğimde silinmez izler bırakmış top sakallı biri vardı sözgelimi; yayına son vermemiz için araya sokmadığı kimse kalmamıştı. Günlerdir Urla'daki skandal konuşuluyor, ancak bizim top sakallının adı hiç geçmedi..." Dikkat edin, şimdi de sessiz ve derinden yürütülüyor işler; kimsecikler ortada görünmüyor da yayın organları birdenbire tavır değiştiriyor. Devredeler, ama galiba her kurum üzerinde etkili olamıyorlar. "Olurlar" dediğinizi duyar gibiyim; ne bileyim, bu kez belki olamazlar...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |