AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
6 5 7 ' L İ L E R   A İ L E S İ
Bu köşede son iki yıldır çok sayıda sorunu gündeme getirdik. Ancak, önemli gördüğümüz üç sorunu bir kez daha ele almakta yarar görüyoruz.

1-2005 yılında KPSS Yapılacak mı, Yapılmayacak mı?

2004 yılı KPSS'ye bir milyonu aşkın kişi girdi. Bu sınav sonuçları hem 2004 yılı hem de 2005 yılı memur alımlarında kullanılacak. Ama, 2005 yılında yeni bir sınav yapılıp yapılamayacağı hala bilinmemektedir. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısına sorulacak olursa, yapılmayacak… ÖSYM Başkanına sorulacak olursa, sınırlı alanda yapılacak… Milli Eğitim Bakanlığına sorulacak olursa, öğretmenler için kesin yapılacak…

Ama sorun orta yerde duruyor. Sorunla birinci dereceden muhatap olan Devlet Personel Başkanlığı kafasını kuma gömmüş durumdadır. Yüzbinlerce kişiyi ilgilendiren bir konuya duyarsız kalan yöneticiler ne yazıkki ihale yolsuzluğu kadar ilgi çekmemektedir. Bir kez daha soruyoruz… Bu yıl mezun olanlar nasıl Devlet Memuru olacak? Bu sorunun birinci dereden sorumlusu yetkililer lütfedip cevap verirlerse, binlerce adayı bilgilendirmiş olacaklardır.

2- Memur Maaşları Üzerinden Menfaat Elde Edilmesi Ne Zaman Önlenecek?

21.01.2005 tarihli yazımızda, il ve ilçelerde, oldukça önemli görülen bir sorunu tüm boyutları ile almıştık. Yazımızın başlığını "Memur maaşlarının satılığa çıkarılması problemi çözümlensin" olarak belirlemiştik.

Ancak sorunun birinci muhatabı, Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık, bu sorunu hala sorun olarak görmemektedir. Dolaysıyla taşradaki tüm sendika örgütleri, kendilerine danışılmadan bankalarla imzalanan anlaşmalar hakkında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunmaktadır. Sorun bir an önce çözülmek için orta yerde hala durmaktadır. Konuya ilişkin köşemize gelen bir öneriyi kısaltarak yayımlıyoruz.

"Kamu, ihtiyacı olduğu hizmetleri ihale ile temin etmektedir. Personelin ücretinin ödemesi hususu kamunun hizmet alım sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilir. Kamu hizmet ihalesi ile bankalara maaş ödemesi işlemini yaptırabilir. 657 DMK 34. maddesinde; yardımcı hizmetlere giren hizmetler 3. şahıslara ihale ile gördürebilmektedir. Bunun karşılığında ücret ödemektedir.Kamu personelinin ücretinin ödenmesi hususunda düzenleyeceği hizmet sözleşmesine en uygun fiyatı veren bankaya ihaleyi verecektir. Bu şekilde kamu gelir elde edebilir. Kamu çay ocakları ve tesislerini ihale ile 3. şahıslara devrederken bu konuda işlem yapmaması düşündürücüdür. Daha önce bu konuda kamunun ihale yapmamasında kamu vakıflarının etkisinin olduğu görüşündeyim. Selamlar/B. BIYIKLIOĞLU"

3- Memurun, Eşi ve Çocuklarına Niçin Sevk Alınır?

Hem SSK'lı olarak çalışan kişinin eş ve çocukları hem de emekli memurlar, sağlık kurum ve kuruluşlarına sağlık karneleri ile direkt olarak gidebilmektedir. Ancak, devlet memurları için durum böyle değildir. Devlet memurunun hastalanan eşi, çocuğu, anne ve babası için mutlaka kurum tabibinden sevk alınması gerekmektedir. Yıllardır uygulana gelen bu yöntemin değişmesi gerekmektedir. Zira, sevk işleminde aslolan memurun takibini sağlamaktır. Memurun eşini, çocuğunu veya anne ve babasını bu tür bir takibe zorunlu kılmak uygun değildir.

Konunun ne kadar önemli olduğunu göstermek için bir örnek verelim. Ankara'nın Keçiören semtinde otuyor ve Maliye Bakanlığında çalıştığınızı varsayalım. Her gün Kızılay'a geliyorsunuz. Siz işteyken, çocuğunuz hastalanmış ve eşinizin de çocuğu sağlık ocağına götürdüğünü varsayalım. Ancak sevk olmadan işlem yapılması mümkün değildir. Dolaysıyla memurun, kurumdan sevk alarak Keçiören semtine geri dönmesi gerekmektedir. Oysaki sevk işi olmasaydı, anne, çocuğun tedavisini rahatlıkla tamamlayabilir, memur da işine devam edebilirdi.

Her gün performans denetimi ve kamuda etkinlik söylemini dillendirenler… Lütfen sorunun önemini fark edin.


Daire Başkanının Emeklilikteki Makam Tazminatı

1999 yılında 5 ay süreyle Daire Başkanı olarak görev yaptıktan sonra görevden alındım. Emeklilikte makam tazminatından faydalanabilir miyim?

Emeklilikteki makam tazminatı ödemelerine ilişkin düzenlemeler 5434 sayılı Kanunda yapılmıştır. Bu Kanunun ek 68'inci maddesinde makam tazminatını almak için en az 2 yıl görev yapmak gerektiği hüküm altına alınmıştır. Makam veya yüksek hakimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde toplam en az iki yıl bulunmadan veya bu görevlerde hiç bulunmadan emekliye ayrılanlara ise, en az altı ay süreyle bulundukları en üst görevleri için belirlenen görev tazminatı veya hizmet yılları itibarıyla belirlenen görev tazminatından yüksek olanı ödenecektir.

Ancak, bu Kanunun geçici 208'inci maddesinde, 12.2.2000 tarihinden önce görevleri sona ermiş olan iştirakçiler için, Kanunun ek 68 inci maddesinde söz konusu edilen makam tazminatının ödenmesinde iki yıllık görev süresinin doldurulması şartının aranmayacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; 4505 sayılı Kanunun (geçici 208'inci maddenin düzenlendiği Kanun) yürürlük tarihi olan 12.2.2000 tarihinden önce makam tazminatlı bir görevde bulunmanız nedeniyle; emeklilikte makam ve görev tazminatından faydalanmanız için 2 yıllık sürenin sizin hakkınızda uygulanması mümkün değildir. Hatta bu görevde 1 ay dahi görevde bulunmuş olsaydınız bu haktan yararlanırdınız. Ancak, 12.2.2000 tarihinden sonra atananlar için iki yıllık süre şartı aranacaktır.



Eş Durumu Nakilleri İçin Başbakanlık'tan İzin Bekleniyor

Mevcut düzenlemeye göre, eşi KİT'de çalışan bir memur veya eşi sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışan bir memur, eşinin bu statüsünden dolayı nakil isteyememektedir. Zira mevcut mevzuata göre sadece eşin statüsü memur ise memur nakil isteyebilmektedir. Diğer taraftan, konuya ilişkin yönetmelik değişiklik taslağı, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin tarafından, Başbakanlığa gönderilmesine rağmen hala bir netice alınamamıştır. Bize gelen bilgilere göre yönetmelikte yapılacak bir değişikliğin Kanuna aykırı olup olmayacağına ilişin bir tartışma yaşanmaktadır. Konunun önemine binaen birkaç hususu belirtmek istiyoruz.

1- 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 58'inci maddesinin ikinci fıkrasında "Sözleşmeli personele ilişkin olarak bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.

2- Yine sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına ilişkin esasları düzenleyen 4924 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna tabi personel hakkında diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Bu iki hüküm, hem 399 sayılı KHK'nın II sayılı cetveline tabi olarak çalışanları hem de sözleşmeli sağlık personelini, memur olmamalarına rağmen, memur gibi muameleye tabi tutmaktadır. Bu konuda 4/B'ye ilişkin esaslarda da benzer bir düzenleme bulunmaktadır. Bu çerçevede, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Genel Yönetmelikte yapılan düzenlemenin Kanuna çok açık bir şekilde aykırı olduğunu söyleyemeyiz.

Bu noktada şu hususu da gözden kaçırmamalıyız.1982 Anayasasının 41'inci maddesinde yer alan "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." hükmü, herkesten önce Devletin merkezi sayılan Başbakanlığa sorumluluk yüklemektedir. Burada yer alan hüküm ne yönetmelik ne de Kanun hükmüdür. Bahis konusu olan Anayasa'nın amir bir hükmüdür.

Diğer taraftan, konuya ilişkin hem 657 sayılı Kanunun 72'nci maddesinde hem de Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Genel Yönetmelikte değişiklik yapılması gerekmektedir. Ancak, sorun yönetmelikte yapılacak bir değişiklik ile çözülmeye çalışıldığı için tartışma çıkmaktadır. Biz, Anayasa'nın aile birliğine ilişkin maddesi düşünüldüğünde, her ne kadar bu düzenlemenin yürürlükteki 657 sayılı Kanunun 72'nci maddesine aykırı olabileceği yönünde görüşler olsa da, mevcut Kanuni düzenleme yapılıncaya kadar, bu şekildeki bir düzenlemenin, yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar çerçevesinde, sorunları çözeceği kanaatindeyiz.

  • Vergisi Tam Kesilen Özürlü Memurun Durumu

    Özürlüyüm. 1997 Kasım ayında öğretmen olarak atandım. 2001 yılına kadar çalıştım ve 2001'in Eylül'ünde istifa ettim. Özürlü olmama rağmen vergilerim tam kesilmiş ve tam yatırılmış. Gelir vergilerimden bana vergi indirimi olarak muafiyet tanınan kadarını geri tahsil edebilir miyim?

    193 sayılı Kanunun Sakatlık indirimini düzenleyen 31'inci maddesinde önce sakatlıkların tanımı yapılmıştır. Buna göre;

    Birinci derece sakat:Çalışma gücünün asgarî % 80'ini kaybetmiş bulunanlar.

    İkinci derece sakat:Çalışma gücünün asgarî % 60'ını kaybetmiş bulunanlar.

    Üçüncü derece sakat:Çalışma gücünün asgarî % 40'ını kaybetmiş bulunanlar.

    Yukarıda yer verilen tanımlar kapsamına girenler için Kanun aşağıdaki miktarların ücretinden indirileceğini hükme bağlamıştır. İndirilecek miktarlar şu şekildedir.

    "- Birinci derece sakatlar için 440.000.000 lira,

    - İkinci derece sakatlar için 220.000.000 lira,

    - Üçüncü derece sakatlar için 110.000.000 lira"

    Sakatlık derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usuller Maliye, Sağlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca bu konuda müştereken hazırlanacak bir yönetmelik ile belirlenir."hükmü yer almaktadır.

    Kanuna dayanılarak çıkarılan "Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmelik"de ise sakatlık indiriminden yararlanmak için başvuru yapılması gerektiği belirtilmiştir. Öyle ki Yönetmelikte "başvuru üzerine yapılacak işlemler" başlıklı bir bölüm bulunmaktadır.

    Bu Yönetmelik doğrultusunda herhangi bir işlemde bulunmadığınız için geçmişe dönük olarak mali haklarınızı almanız mümkün değildir.



    Hazırlayan: Ahmet Ünlü
    (memurlar.net editörü)

    Faks: (0312) 472 68 80

    19 Şubat 2005
    Cumartesi
     
    HAZIRLAYAN: Ahmet Ünlü


    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED