AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Düşmanlık değil, düşkırıklığı...

Burada yazılan her haber, her makale, her yorum, iyi saatte olsunlar, hem derin mahfillerce, hem de "dost ve müttefik" ülkelerin gizli servislerince satır satır taranıp ilgili mercilere havale edildiği, asıl görevi "savaş fizibilitesi" yapmak olan "think-tank" ve sosyal araştırma kuruluşlarının istifadesine sunulduğu, hatta hin-i hacette devreye sokulmak üzere arşivlerde saklı tutulduğu için yazıyorum.

Siz, ABD Büyükelçiliği ve konsolosluklarında "menfa" (mukim), çoğunluğu sarı saçlı, Douglas çeneli "akredite" dostlarımızın, sadece kokteylden kokteyle boy gösterdiğini mi sanıyorsunuz?

The Wall Street Journal editörü Robert L. Pollock'ın zannettiği ve ileri sürdüğü gibi, Türkiye'de "kronikleşmiş" bir Amerikan düşmanlığı yok; kimi Amerikan mamullerine yönelik küçük ideolojik grupların zaman zaman nükseden "boykot kampanyalarını" saymazsanız, bilakis birçok Türkiye Cumhuriyeti vatandaşında tek yanlı, platonik bir "Amerikan aşkı" olduğu bile söylenebilir.

Ne oldu peki?

İlişkiler, kötü yazılmış, kötü kurgulanmış bir roman ("Metal Fırtına") yüzünden mi bozuldu? Yoksa, Pollock'un "susturulmasını" ve "dışlanmasını" istediği bazı gazetelerin yayınları mı neden oldu ilişkilerin bu ölçüde gerilmesine?

Her türlü gazete, her türlü yorumu yapabilir.

Nitekim, Amerika'da da her türlü gazete her türlü yorumu yapmıyor mu? Örneğin, Michael Moore'un yazdıkları/söyledikleri, Türk gazetecilerinin yazdıklarından daha mı az rahatsız edicidir?

Kaldı ki, "Amacının Türk-Amerikan ilişkilerine değer veren Türklerin seslerini yükseltmeleri için uygun ortamı yaratmak olduğunu" söyleyen Türk dostu Pollock'ın üslubu hiç de "dostane" değil.

Özetle diyor ki: "Amerika'yla iyi geçinmezseniz, Amerika'nın istediklerini vermezseniz, hem dünyadan, hem Avrupa'dan dışlanırsınız. Bu da sizin için iyi olmaz."

Belki Pollock ve onun gibi düşünenlerin öncelikle şu soruları yanıtlamaları gerekiyor:

Niçin bütün dünya onlara kuşkuyla bakıyor?

Niçin bütün bir Avrupa ve İslam coğrafyası, 11 Eylül'den sonra bu "değerli" müttefiki kaypak, tarafgir, sözüne ve politikalarına güvenilmez, dostluğundan sakınılacak/sakınılması gereken bir partner olarak görmeye başladı?

Niçin umum kamuoyu, Amerika'yı, varoluşunu insanlık değerlerine saldırarak ikame etmeye çalışan "en büyük tehdit" sayıyor?

Niçin Mağrip ve Uzak Asya halkları, yeryüzündeki Amerikan hegemonyasından rahatsızlık duyuyor?

Bunda mevcut ABD politikalarının hiç mi payı yok?

Kaldı ki, sözkonusu tepki Amerika'ya ve Amerikan halkına değil, Bush'un artık Amerika'da da sorgulanan politikalarına yönelik...

Türkiye'yle ilgili güzel duygular beslediğini söyleyen Pollock, bence, kişisel düşüncelerini dile getirmiştir. Türkiye'de, ABD yöneticilerini alarma geçirecek ölçüde derin ve köklü bir Amerikan karşıtlığı yok. Ayrıca, vehmedilen karşıtlığın bu hükümetle de ilgisi yok.

Bir rahatsızlık olduğu vakıa...

Bir düşkırıklığı, bir kırgınlık, "çuval hadisesi"nden kaynaklanan duygusal bir tepki.

Bu düşkırıklığını da, belki en iyi, ABD'yi bu ölçüde tartışmalı kılan Bush yönetimi anlayabilir ve değerlendirebilir.


22 Şubat 2005
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED