AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Çocukları konuşmak

Türkiye bir süredir çocuklarını konuşuyor. Ama ne konuşma! Çocukla yanyana düşünülmesi imkansız ne kadar alan varsa orada konuşuyoruz çocukları.

Sokağa, cami avlusuna bırakılmış çocuklar, kimsesiz çocuklar, çocuk esirgeme ya da kimsesizler yurdunda şiddete, cinsel tacize maruz kalmış çocuklar, hırsızlıktan gasba kadar her türlü pisliğin içine düşmüş suçlu çocuklar...

Daha?

Okula ulaşmak için geçtiği dağ yollarında donup can veren çocuklar...

Okul kademelerinde dökülen çocuklar...

Bir kase aşure için birbirini çiğneyen çocuklar...

Sigara satan, trafik ışıklarında cam silen, annesinin kucağında ömrünün ilk senelerini dilencilik okulunda geçiren çocuklar...

Hepsi bizim çocuklarımız. Yaratan'ın bize emanet ettiği can pareleri...

Bir yandan genç nüfusu stratejik değer olarak niteleyen, bir yandan da genç nüfusu öğüten bir ülke olmak nasıl bir şey?

Böyle durumlarda bilinir ki çocuklarda değildir sorun... Bataklığı küçücük elleriyle onlar üretmedi... Onlar düştü bataklığa, onlar kurbanı bataklığın...

Sorulacak o kadar çok soru var ki?

Ana nerde, baba nerde? Nerde onların ana - baba sorumluluğu? Kim aldı götürdü onu? Yoksa ana - babayı bile içine çeken bir bataklıktan mı söz etmek lazım?

Devlet nerede olmalıydı iş bu kadar facia haline gelinceye kadar?

Devletin kurduğu koruma kurumlarında neden dramatik hadiseler cereyan eder?

Devletin bürokratı neden bataklığın bir parçası haline gelir?

Sokaktaki düzinelerle insanın anası, kızı, kızkardeşi yok mudur ki, hiçbir şeyi yoksa insanlığı nereye gitmiştir ki, kimsesiz bir çocuğu cinsel meta olarak kullanır?

Bazan, acaba, diyorum, bu medya ilgileri bile, yüreklerin konuşup rahatlaması ve uzunca bir süre unutması için, bataklığın uzantısından mı ibarettir?

Gündeme getirdik, bitti! Oh be!

Ötede çocuklar bataklıkta çırpınmaya devam etsin...

Anne - babalar gene öyle, devlet gene öyle, kurumlar, bürokratlar gene öyle, sokaktaki değerleri pörsümüş adam gene öyle...

Bizim bir insan problemimiz var, bizim bir toplum problememiz var ve bizim bir devlet problemimiz var.

En zayıflar en altta kalıyor ve altta kalanların canı çıkıyor ve en altta hep çocuklar kalıyor.

Aslında "sokak çocukları" dediklerimiz, belki ana - babalar dahil herkesin gözden çıkardıklarından oluşuyor. Bir de, evlerinde - barklarında - okullarında yaşayıp da, ihmal edilen, yeterli, gerekli özen gösterilmediği için değirmende öğütülen çocuklar var. Bin çocuk ilköğretime başvuruyor, üniversiteden 120'si mezun oluyor, geriye kalan 880 çocuk, ya da yüzde 88'i ara kademelerde dökülüyor... Ne oluyor onlar? Kimin derdi onlar?

Türkiye'nin, çocuklarını kurtarmak için, genç nüfusunu geleceğin özgül ağırlığı yüksek toplumu haline getirmek için ağıttan daha çok şeye ihtiyacı var.

Ana - babaya ana babalık öğretecek, devlete yakıp kavuracak bir sorumluluk duygusu kazandıracak, sokaktaki insana, insanlık öğretecek, kurumlara emanet hassasiyeti yükleyecek bir sıçrama gerekiyor...

Hani 10 -15 yıl sonra yaşlanan Avrupa'nın yetişmiş insana ihtiyacı olacak da, bizden yetişmiş insan talep edecek...

10 - 15 yıl içinde Türkiye'yi omuzlarında taşıyacak yetişmiş insan gerekiyor öncelikle...

Yüzde 50'si 35 yaşın altında olan, ilk öğretim çağında, bir çok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla çocuğu bulunan bir ülkenin çocuklar üzerine, çok çok konuşması ve çok çok işler yapması gerekiyor.

2004 itibariyle 1980 çocuk hapiste imiş...

Çocuklar ve az sonra gençler için hapishane yetiştirmemiz mümkün değil. Buna bütçeler yetmez. Heba olmuş bir gençliğin enkazını kaldırmaya da güç yetmez.

Türkiye büyük bir potansiyele sahip...

Eğer kafasını, yüreğini toplar da, çocuklarına adarsa kendini, yarınların büyük ülkesi olmaması için hiçbir sebep yok.

Eğer bunu yapamazsa, yüreğine kurt düşmüş bir gençlik, her ülke için zaptedilmez bir tehlike potansiyelidir. Kendi çocuklarıyla boğuşan ana - babanın da, devletin de iflah olması mümkün değildir.


22 Şubat 2005
Salı
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED