|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinde ciddi sıkıntıların olduğu belirtiliyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en önemli aşamadan geçmekte olduğu belirtiliyor. Altmışlı ve yetmişli yılların ortalarındaki krizlerin mahiyeti farklıydı. Bugünkü daha farklı gözüküyor. Bugünkü krizde pekçok faktörün rol oynadığı kesin. Önce Türk kamuoyunun ABD ile ilgili tutumuna bakalım. Kendilerine 'ABD ile ilgili nasıl bir kanaate sahipsiniz?' sorusu sorulan kişilerden dörtte üçü olumsuz bir kanaate sahip olduğunu açıklamıştır. ABD ile ilgili olumlu kanaate sahip olan sadece yüzde 14.6 gibi küçük bir kesimdir. Bu konuda fikrim yok diyenlerin oranı sadece kitlenin onda biri kadardır. Bu basit verilerden ABD konusunda Türk halkının sadece yüzde 14.6'sı olumlu, yüzde 75'i olumsuz ve yüzde 10'unun da herhangi bir kanaate sahip bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda Türk halkının ABD konusunda oldukça hassas olduğu ve belli bir kanaate sahip bulunduğu rahatlıkla söylenebilir. Belki ABD'de halka Türkiye konusunda ne düşündükleri sorulsa kitlenin büyük bölümü fikrim yok diyecektir, ama Türkiye'de durum farklı ve halkın ABD konusunda net bir tutumu var. ABD konusunda bu eğilimleri kısmen açıklayacak başka veriler de var. Mesela Türk toplumunun yüzde 47.4'ü Suriye'ye, yüzde 54.8'i de İran'a ABD'nin yakın zamanda askeri bir harekat başlatacağını düşünmektedir. ABD'nin Suriye ve İran'a askeri bir harekat başlatmayacağını düşünenlerse sadece toplumun dörtte biri civarındadır. Bu konuda bir başka veri ise ABD'nin Irak'ta hedeflerini gerçekleştirmede başarılı olacağına inananların oranının ortalama dörtte bir civarında olduğu ve toplumun yüzde altmışının başarılı olamayacağına inandığıdır. Bu verilerden en önemlisi ve anlamlısı ise kuşkusuz Irak'ta ABD ve müttefiklere karşı mücadele eden grupların yüzde yetmiş gibi oldukça yüksek oranda haklı bulunmasıdır. ABD ve müttefiklere karşı mücadele edenleri haklı bulmadığını açıklayan sadece yüzde 17.8'dir.
Türk dış politikası araştırması…
2004 yılının ortalarında yapılan NATO ve Türk Dış Politikası adlı bir kamuoyu araştırmasında yukarıdaki eğilimleri doğrulayan ve Türk halkının ABD ile ilgili eğilimlerini ortaya koyan veriler tespit edilmiştir. Bu araştırmanın tespitlerine göre; Türk halkı dünya barışı için en büyük tehdit olarak ilk sırada ABD'yi (yüzde 33.8), ikinci sırada da terörü (yüzde 20.4) görmektedir. Ortadoğu'da kalıcı bir barışın sağlanmasının önündeki en büyük engel olarak yüzde 43,8 oranla ABD ilk sırada gelirken yüzde 34,2 ile İsrail ikinci sırada gelmektedir. Türk halkının yüzde 83.2'si gibi çok büyük bir bölümü ABD askerlerinin Irak'ta bulunmasını olumsuz bulurken olumlu bulan sadece yüzde 8.6 gibi küçük bir bölümdür. Filistin ve İsrail arasındaki çatışmada Türk halkının yüzde 77.7'sinin Filistinlileri haklı bulduğu ve devletin Filistinlilerin yanında yer alması gerektiğini belirtmiştir (yüzde 67.7). Belirtilen Dış Politika Araştırması'nda ve diğer çeşitli kamuoyu araştırmalarında Türk halkının Amerikan politikalarını tasvip etmediği, bölgede giriştiği eylemleri desteklemediği ve adil davranmadığı kanaatinde olduğu ortaya çıkmıştır. Sanıyorum Amerikalıların anlamadığı veya anlamaktan kaçındıkları durum Türk kamuoyunda Amerika hakkında bu derece olumsuz bir tutumun ortaya çıkmasında nelerin rol oynadığı ve bu tablonun ortaya çıkmasında hangi olayların başı çektiğidir. Sosyal ve siyasal olayları basit mekanistik bir bakışla açıklamaya çalışan bazıları bu durumu 2002'den bu yana ülkeyi yöneten Ak Parti'nin ideolojik ve liderlik yapısına fatura etmektedir. Bu yöntem ucuz ve basit bir yöntem olduğu kadar yanıltıcıdır da. Ak Parti iktidarının takip ettiği dış politika stratejisi bölgeyi gözeten ve nüfuzunu artıran bir Türkiye amacına yönelik olduğu kadar ABD ve AB ile ilişkileri mümkün olduğu kadar geliştirmeye yöneliktir. ABD ve müttefikleri Türk halkının olumsuz tutumundan şikayet etmeden önce 2001'den bu yana takip etmekte olduğu hukuksuz, tek yanlı, sadece güce dayalı, haksız ve asla adil olmayan politikalarına bakmalıdırlar. ABD ve müttefiklerine Suriye'yi, İran'ı ve başkalarını tehdit etme, işgal etme hakkı ve yetkisini kim vermektedir? ABD'nin demokrasi, özgürlükler ve insan haklarını hukuksuzluklarına alet etmesinden daha çirkin başka bir şey yoktur. 19.yüzyıl sömürgecilerini hatırlatmaktadır! Böyle bir politikaya ancak karşı çıkılabilir ve Türk halkının da yaptığı bundan başkası değildir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |