|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İşareti aldılar. Kurulmuş saat gibi çalmaya başladılar. ABD'nin yaşadığımız bölgeyi kana bulayan saldırganlığının önde gelen savunucuları ve meşruiyet avcıları uzun zamandır kendilerinden beklenen ancak bir türlü başaramadıkları kamuoyu mobilizasyonu için seferber oldular. Şimdilik medyada kendini gösteren bu "görev aşkı" yakında "sivil toplum kuruluşları"nda ve başka çevrelerde de kendini hissettirebilir. Türkiye kamuoyunu "paranoyak" olarak nitelemekten, aşağılamaktan haz alan, Amerika adına "terbiye etme", "ehlileştirme", "hizaya sokma" misyonuna soyunan bu çevrelerin en önemli referans kaynakları Afganistan'da Karzai modeli, Irak'ta da Allavi yöntemi. Türkiye kendi Karzai'sini bulana kadar memnun olmayacaklar. Türkiye teslim olana kadar, Ankara'ya bir "Genel Vali" atanana kadar da susmayacaklar. Kimin çıkarını temsil ediyorlar? Kimlerden talimat alıyorlar? Kimlere hoş görünmeye çalışıyorlar? Hangi görev için kendilerini hazırlıyorlar? Türkiye'nin yarınını nasıl görüyorlar? Dünyaya, bölgemize Türkiye topraklarından mı bakıyorlar yoksa Washington ya da Londra'dan mı? Türkiye'nin geleceğine bakışlarıyla soyundukları misyon arasında ne tür bir ilişki var? Küresel işgal cephesinin sözcülerinden The Wall Street Journal gazetesinin bir yazarı bile bu ülkeyi hizaya sokmaya yeltenebiliyor. Daha kötüsü, Türkiye'de köşe başlarını tutmuş bir koro, bir yazıyla harekete geçebiliyor. Ne zamandan beri bu işareti bekliyorlardı? En önemli özellikleri kendilerine güvensizlik. Kendine yabancılık. Yaşadığı ülkeye düşmanlık, tarihe düşmanlık, kültüre düşmanlık… Amerika'nın onaylamadığı devlet kötü. Amerika'nın onaylamadığı millet kötü. Amerika'nın onaylamadığı kültür kötü. Amerika'nın onaylamadığı tarih kötü. Amerika'nın onaylamadığı din kötü. Amerika'nın onaylamadığı özgürlük kötü. Amerika'nın istediği kadar özgür, o kadar Müslüman, o kadar onurlu, o kadar mutlu olacaksın! Şimdi sevinçliler. Yüzyıllardır beklenen kaos geldi. Moğollar'dan, Haçlılar'dan sonraki en büyük terbiye edici geldi. Ellerini ovuşturuyorlar. Irak işgal edilmiş, on binlerce insan ölmüş, tarih yağmalanmış, katliamlar, tecavüzler yaşanmış… Onların umurunda mı? Lübnan'a saldırıyı bekliyorlar. Suriye'ye saldırıyı bekliyorlar. İran'a, Sudan'a ya da başka bölgelere saldırıyı bekliyorlar. Sıra Türkiye'ye gelene kadar her barbarlığı alkışlayacaklar. Onların Amerika'dan başka kutsalı yok. Onlar işgallerle, yağma ve talanla semiriyor. Türkiye'de Amerika karşıtlığı yüzde seksenlerdeymiş! BBC'nin aynı anketine göre Almanya ve Fransa'daki Amerika karşıtlığı yüzde 75'lerde. Almanlar ve Fransızlar da mı paranoyak? Türkiye kamuoyu cahil, komplo teorileriyle hareket ediyor. Alman ve Fransız kamuoyu ne ile hareket ediyor? Wall Street Journal yazarı neden Jacques Chirac'ı, Gerhar Schröder'i terbiye etmiyor? Neden Alman ve Fransız basınını, hükümetini, aydınlarını "nedir bu küstahlık" diye azarlamıyor, aşağılamıyor, tehdit etmiyor? Mesele Amerika karşıtlığı değil. Onların derdi "neden bizi sevmiyorsunuz, neden işgalleri, katliamları desteklemiyorsunuz" meselesi. Onlara göre Türkiye kendini ne sanıyor? Türkiye kamuoyu bu cesareti nereden alıyor? Kendilerine dikte edilenin dışında nasıl düşünebiliyor? Nasıl tavır alabiliyor? Ellerinde kırbaç, köle taciri gibi hareket ediyorlar. Ne söyleyeceğimizi, ne düşüneceğimizi, nasıl davranacağımızı, kimi seveceğimizi tayin ediyorlar? Hem kim bunlar? Bunlar Amerika değil. Bunlar, yer yüzünün tamanına sahip olmayı, kaynaklarını yağmalamayı, karşı duranları yok etmeyi, insanlığın ortak değerlerini çiğnemeyi amaç edinen, mafya usulüyle çalışan bir karanlık grup, bir odak. Yeni Amerikan Yüzyılı savaşçıları. Hristiyan Siyonistler-Yahudi lobisi ittifakı. Orta Afrika'dan Filipinler'e kadar fitne tohumlarını her yere ekiyorlar. Amerikan askeri, siyasi ve ekonomik gücünü ele geçirmiş bir aşırılar grubu. Her ülke için planları var. Irak ve Afganistan senaryosunu onlar yazdı. Yeni Ortadoğu tasarımını onlar geliştirdi. Hangi ülkelerin parçalanıp hangi milletlerini öne çıkarılacağını onlar belirliyor. Ellerinin altındaki think-tanklar'la güya düşünce üretiyorlar. Çoğu Ariel Şaron'ın Likud Partisi'ne bağlı. Sıkıntıları Türkiye'deki Amerika karşıtlığı değil. Sıkıntıları Türkiye üzerindeki kontrolü kaybediyor oluşları, Türkiye'nin kendine gelmesi. Sıkıntıları Türkiye-İsrail ilişkilerinin geriliyor oluşu. Onlar Amerika için değil, İsrail için endişe ediyorlar. Tam da bütün Ortadoğu'yu İsrail adına fethe çıkmışken Türkiye'yi kontrol edememenin hazımsızlığını yaşıyorlar. ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, "İsrail politikalarını eleştirmek anti-semitizm değildir" demişti. Amerikan politikalarını eleştirmek, ona karşı çıkmak da Amerikan karşıtlığı değildir. Bunu kendileri de biliyor. Ama yapay bir şekilde "Türkiye'de Amerikan karşıtlığı" üzerinden politika geliştiriyorlar. Niçin. Suriye için, Lübnan için hatta İran için. Yarın bu ülkelerle ilgili programlarını uyguladıklarında Türkiye'ye Amerika'nın safında yer almaktan başka seçenek bırakmamak için. İktidarı ve halkı sindirmek için. Bu çalışmanın arkasında Şaron yanlısı Middle East Forum, United States Committee for a Free Lebanon, neo-con'ların mabedi American Enterprise Institute, Jewish Institute for National Security Affairs ve daha bir sürü ABD-İsrail ortak kuruluşu ile William Kristol, Elliott Abrams, Douglas Feith, Paula Dobriansky, Michael Rubin, David Wurmser, Richard Perle, Michael Ledeen, Daniel Pipes, Poul Wolfowitz gibi isimler var. Onların planlarından Amerikan halkının bile haberi yok. Ama ne önemi var. Robert L.. Pollock, "kamuoyunun yönlendirilebilir" olduğunu yazmıyor mu? Amerikan halkının fikrinin ne önemi var? Ellerinde bir liste, bir dosya. Her yerde gezdiriyorlar. Her yerde aynı dosya ortaya çıkıyor. Bir andıç listesi. Bundan sonra ne olacak? Tehditler mi başlayacak, şantajlar mı başlayacak? Kimler susturulacak? Kimler parlatılacak? Türk baskını, hükümeti, milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları böyle mi yola getirilecek? Amaçları Amerikan karşıtlığına çözüm bulmak değil. Senaryo, gelecek günlere hazırlık. Köşeye sıkıştırma, teslim alma operasyonu!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |