AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
YÖK ve siyaset

Bazı tartışmalarda bir tarafın bütünüyle haklı diğer tarafın da bütünüyle haksız olduğu daha en baştan bilinir. Türkiye'de YÖK sistemi ve uygulamaları konusundaki tartışmalar bu cinsten... Yüksek öğretim sistemi her bakımdan sorunlu bizde; bugünkü yapısıyla YÖK devam ettiği taktirde, yöneticileri iyi niyetli olsalar bile, şikâyetlerin bütünüyle ortadan kalkması imkânsızdır. Bu yüzden de, YÖK adına ağızlarını açanlar, ne yaparlarsa yapsınlar, toplumdan destek bulamazlar.

Bugünkü YÖK yönetimi bu açmazı aşmanın çaresini tartışmayı sadet dışına çıkarmakta görüyor. YÖK ile ilgili tartışmaların eğitimin kalitesi ile sınırlı kalmayışını ve konunun kapağı ne zaman aralansa gündeme derhal 'katsayı' veya 'başörtüsü' konularının sokulmasını buna bağlayabiliriz. Tartışmalarda, YÖK veya YÖK adına konuşanların savunma sadedinde söyleyebilecekleri fazla bir şey yok...

Bunun son örneği 'üniversiteler ve bilimsel düzey' konusundaki tartışmada açık seçik yaşanıyor. Yansız derecelendirme kuruluşlarının hazırladıkları 'ilk 500 yüksek öğretim kurumu' listesinde Türkiye'den tek bir üniversite bile bulunmuyor. Konu siyasîlerin ağzına düşünce, YÖK, önce işitmezden geldi, itiraz sesleri ısrarcı olduğunda ise, hazin tablo ile bugünkü hükümetin YÖK'e tavrı arasında irtibat kurulmaya çalışıldı.

Demek istenen şu: Üniversitelerde kalitenin düşmesi son iki yılın sorunu; bunda da sorumlu olan, YÖK'ün 'başörtüsü' ve 'katsayı' politikalarından hoşlanmayan Ak Parti iktidarının yüksek öğretime ayırdığı bütçede kısıtlamaya gitmesi...

Oysa, açıklanan liste son iki yıldan önceki verilerin mukayeseli değerlendirilmesiyle ilgili; yani son yıllardaki durum henüz o listeye yansımıyor. Yanlış bilgi bununla da sınırlı değil; Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki, 1999 yılından buyana bütçeden yüksek öğretime ayrılan rakamları dün açıkladı; en fazla kaynak aktarımı son iki yıl içerisinde gerçekleşmiş (1999'da 14 milyon dolarken 2005'te 95 milyon dolar ayrılmış üniversitelere). Artırılan TÜBİTAK bütçesinden üniversitelerde yapılacak araştırmalar için ayrılan 300 milyon dolar bu rakamların dışındaymış...

Kalite sorununun bugünkü hükümetle bir ilgisinin bulunmadığı çok belli...

Bu noktada durup şu soruyu sorabiliriz: Acaba, eğitim ve araştırma noktasında sergilenen düzey sıkıntısı, YÖK'ten ve YÖK'ün üniversitelerin başına getirdiği kadroların siyasî tavırlarından kaynaklanıyor olamaz mı?

Bu soruyu sormamın sebebi, üniversitelerin, enerjilerinin en büyük bölümüyle çok değerli zamanı, üzerine vazife olmaması gereken siyasal konulara ayırmasından... Yatıp kalkıp tartıştığımız yüksek öğretime ait konuların neredeyse bütünü siyasal içerikli; hepsi de belli bir ideolojik yaklaşımın "Ya sev ya terket" mantığıyla dayatılmasından kaynaklanıyor. Oysa, eğitim ve öğretim, özellikle de çağdaş yüksek öğretim, konulara ideolojik açıdan yaklaşmayı öğrencilere serbest bırakır ve sonuna kadar tartışmacı bir yapıyı özendirirken, yönetimi ideolojik önyargılardan uzak tutmaya çalışır. Yani, bizde gerçekleşenin tam aksi egemendir bugünün eğitim anlayışına...

YÖK'ün adı konulmamış bir ideolojisi var, hep oldu; eğitimin kalitesinin yükselmesini ve çağın şartlarına uyum sağlayacak bir nesil yetişmesini engelleyen de o ideolojik saplantı. Yasaklanması gereken tavra kapılarını ardına kadar açan, buna karşılık teşvik edilmesi gereken hoşgörüyü kurduğu nizamiyenin kapısından çeviren bir üniversite eğitiminin kaliteli olması nasıl beklenebilir?

YÖK değişmeden Türkiye'yi ileriye taşımak çok zor...


« Geri Dön

5 Temmuz 2005
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED