AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Oçen Jalko / Çok yazık!

25 Haziran 2005 Cumartesi günü ikindiden sonra Prof. Dr. Mehmet Demirci, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin çiçekli böcekli bahçesinde dinleyicilerine Türkistan İzlenimleri'ni anlattı. Konuşmasında Kubbealtı Neşriyat'ın çıkardığı kendi eseri Türkistan Notları'ndan çok, Ahmet Nezihi'nin Oçen Jalko adlı eserinden söz etti. Kitabı hemen edinip okudum. Güzel, ilginç, sürükleyici, öğretici, uyarıcı, eğlendirici, ufuk açıcı, iç burkucu… bir eser okumak isteyen herkese hararetle tavsiye ederim.

Ahmet Nezihi, açık yürekli, açık sözlü, bilgili ve dikkatli bir yazar. SSCB'nin dağılmasından sonra ortaya çıkan duruma ve yeni devletlere bakışımızda ortaya çıkan az çok Turancı diyebileceğimiz heyecanların, hamasetin karşılıksız kalışını, tarihsel ve güncel gerçekliklerin bilinmesi ve onlara göre davranılması gerektiğini işaret ediyor. 2000 güzünden 2002 yazına dek Kırım Akmescid'de yaşadıklarını yansıtan Ahmet Nezihi, kitabını kurgularken, ilginç bir yöntem izlemiş. Oçen Jalko'nun alt başlıkları "Üç Günlük Dünya / Bir Günlük Hikâye". Bu adlandırmalar, yazarın dünyaya bakışını olduğu kadar, eserin içeriğini de az çok yansıtıyor. "Üç günlük dünya" diyebilen kişi, belki dünyayı değil ama "dünyalık peşinde koşma"yı küçümsüyor; maddeden, paradan, ünden daha önemli şeyler bulunduğunu ve o şeylerin daha değerli olduğunu sezdiriyor, demektir. "Bir Günlük Hikâye" ifadesinde de, eserde anlatılanların, hikâyenin "günlük" biçiminde kaleme alındığına dair bir hatırlatma saklı. Kitabı okuyup bitirdiğinizde başlıklarda yer alan bu inceliklerin karşılıksız kalmadığını görüyorsunuz. Kitabın sonunda yer alan mektuplar, eserin hayatiyetini ve bu hayatiyetin devam etmekte olduğunu gösteren, çok tatlı, çok sevimli unsurlar olmuş.

Kitabın asıl adını "Oçen Jalko"yu öğrenmem pek kolay olmadı. Gorbaçov'un dünyaya öğrettiği "Glasnost" (Açıklık, şeffaflık, saydamlık) ve "Perestroyka" (Yeniden yapılanma) kelimelerini daha kolay öğrenmiştim. Ülkemiz, maalesef bu iki kelimeyi öğrenemedi ve onların gerektirdiği dönüşümleri, aradan geçen çeyrek yüzyıla rağmen başaramadı. Glasnost ve perestroyka yolunda işe yarar adımlar atmayı, kendi iradesi ve aklıyla başarmak yerine, AB gibi, ABD gibi dış etkenlere bağlı olarak ve çok ağır, çok aksak, çok kör topal bir çizgide götürmeye çalıştı. Durumun böyle olmasında, çok partili hayata, hattâ belki cumhuriyet rejimine geçişte iç dinamiklerimizden çok, dış etkenlerin rol oynamış olmasının da bir payı olsa gerek.

Toplumsal olgunluk, milletin rüşde ermesi, kavmin kendini değiştirmesi, kolay olmuyor, zaman istiyor, diyebiliriz elbette. Fakat, yakın tarihte yaşadığımız ve hem ülkemiz, hem halkımız adına hiç de yüz ağartıcı olmayan, üzücü, bazen onur kırıcı durumlar karşısında "oçen jalko" (çok yazık!) demek, diyebilmek, bu olumsuzluklardan kurtulma yoluna girmenin gerek şartıdır. "Çok yazık!" demek, pes etmenin, çaresizliğin değil, duyarlı ve tepkili olmanın belirtisi oluyor.

Paradigma Yayınlarının yayımladığı 264 sayfalık Oçen Jalko, sayfa düzeninin rahatlığı ve kolay okunabilirliğiyle de dikkat çekiyor. Ahmet Nezihi'nin yürürlükteki imlâ kurallarından birini, "ünsüz benzeşmesi gereği sertleşme"yi benimsemediği anlaşılıyor; "Rusça" yerine "Rusca", "Türkçe" yerine "Türkce" yazması bundan.

Oçen Jalko'dan öğrendiğim ilginç gerçeklerden biri şu oldu: Ruslar bir zamanlar mahkemelerde "jüri" uygulamasına kalkışmışlar. Bütün jüriler, suçu sanıklarda değil de, toplumda bulmuş!


5 Temmuz 2005
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED