AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Yıldo'yu İngiliz istihbaratı mı attırdı!

Bir zamanlar Yıldo diye birisi Star'da gece yarısı ekrana çıkar "Ne!... A.." dedikten sonra ard arda argo cümleleri sıralar, cinselliği satır aralarında pervasızca kullanarak reyting peşinde koşardı.

Şöhretin en üst basamaklarına çıkmış, patronu Cem Uzan'ın gözdesi olmuştu. Sık sık patrona ulaşıp ekrandaki üslubunu sohbet masasına taşıma cesaret ve cüretini bulan yegane programcılardan, ekranların cinsellik ve argodan doğma kahramanıydı o...

Sonra şöhret basamaklarından tepe taklak düştü. Artık ulaşabileceği ne bir patron, ne de ekran başındaki halkı vardı. Düşmüşlüğün getirdiği kara günlerinde bazı insanlarla tanıştı, uzak kaldığı dinini öğrendi, "Allah, Peygamber" demeye başladı.

Kendini sufi ilan etti. Davet edildiği programlarda karşımıza bambaşka bir kimlikle çıktı. İnançlarında, budizmden gelme çakra-makra enerji hikayelerinin karmaşıklığına bulaşma olsa da, cinsellik ve argo kokan cümlelerle milyonların beynine adını kazıyan Yıldo artık "Tövbekarım" diyordu…

Aylardır, yıllardır işsizdi. Milyarlar kazandığı bir dönemden emekli maaşı 400 milyon lira ile yetinen bir ekran eskisi yıldıza dönmüştü.

İşte böyle bir ortamda geçtiğimiz ay Tatlıses Radyo'da iş buldu. Tam iki milyar lira maaş önerdiler. Haftada üç program yapacaktı. Çıktı radyo programına değişik konulara girdi "Düşmana Hasan Tahsin gibi ilk kurşunu sıkan adam olurum" sözleriyle milliyetçilik ruhunu, "Türk gençliği maneviyatını güçlendirmeli" sözleriyle dindarlık yönünü ortaya çıkardı. Zaman zaman tehditler aldı… Londra Metrosu'nda bombaların patlayıp yüzlerce yaralının, 50 ölünün olduğu günde radyodan "Bizim metroseksüeller metroda bombalandı öldü" gibi bir espri yaptı. Metroseksüel aslında manikür-pedikür yaptıran bakımlı erkek anlamına geliyor. Ancak bunu başka şekilde yorumlayan çok sayıda kişiden tepki aldı. Ve işin en ilginci, Londra Metrosu'nda patlayan bombalarla bizim metroseksüelleri bağdaştırdığı gün muhasebeye çağrılıp, birinci ayında işinden atıldı. Hâlâ neden atıldığını tam bilemiyor. Acaba eskiden argo şov yaparken, şimdi din iman dediğim için mi atıldım diyor. Belki de metro bombaları nedeniyle sarfettiğim sözlere sinirlenen İngiliz istihbaratı ipimi çekti diye düşünüyor.

Tatlıses'in radyosunda işe başlarken her ayın dokuzunda maaş alacak diye anlaşmış. Ancak ayın yedisinde diğer personelin maaş aldığını görünce muhasebeye dalıp "Ben de bugün isterim" diye bağırmış. "Acaba bu posta koyma işi de beni attırmış olabilir mi" diyor.

Olabilir sevgili Yıldo olabilir dedim yüzüne ve sonra başladım anlatmaya. Patronun odasına girip bacak bacak üstüne attığın günler şimdilerde tarihe karıştı. Maaş kaprisi bu devirde geçerli akça değil . Medyada maaş ödeyen patron buldun mu elini öpeceksin artık. Kimi hapse girdi, kiminin medyası elinden gitti. Bazı medya kuruluşları 5-6 ay sonra maaş ödüyor. Kimi de hiç ödemiyor bu dönemde. Krizlerle sarsılmış medya dünyasında mutlaka etkilenen ama buna karşın maaş ödeyen tüm patronlar bana göre birer kahramandırlar. Biraz gecikme var diye kapris asap bozar.

Tatlıses Radyo sonra acıses olur. Normal...


11 Temmuz 2005
Pazartesi
 
BEKİR HAZAR


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED