|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir diplomatın tepkisi
İspanyol kökenli yüksek bir diplomat TBMM Dışişleri Komisyonu'nu ziyaret etmekteydi. Karşılıklı müzakereler yapılırken komisyon üyelerinden birisi 1492 yılında, Musevilerin İspanya'dan kovulmaları ve bunların Türkler tarafından kabul edilmesi olayından bahsederek sözlerine başladı. Üye, henüz konuşmasını bitirmemişti ki, İspanyol diplomat beklenmedik bir tepki gösterdi, ''Bu konuyu neden açıyorsunuz?'' diye bir sual sordu. Komisyon üyemizin bu konuya dokunması aslında manasızdı; fakat İspanyol diplomatın gösterdiği aşırı tepki de hepimizi şaşırtmıştı. Düşünüyorduk ki, bu hadisenin üzerinden 500 yıl geçmişti. Musevileri İspanya'dan sürenler artık hayatta yoktu. Olay yersiz olsa bile, 500 yıl önce yapılan bir zulümden, orada bulunan İspanyol diplomat sorumlu tutulamazdı. Fakat İspanyol: ''Bu zulmü 5 asır önce yaşayanlar yapmışsa bana ne?'' diyebilirdi. Bunu demedi; diyemedi. Bu konuşmayı kendi İspanyol kimliğine hakaret saydı; hiddeti bundan ileri geliyordu. Avrupa'da artan Yahudi düşmanlığı
Medyada çıkan haberlere göre, başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde Yahudi düşmanlığı yayılmaktaydı. Almanya'da Neo Nazi militanları türemeye başlamıştı. Oysa Alman gençlerinin Hitler Almanya'sı tarafından uygulanan Musevi soykırımından ders almış olmaları ve mağdur edilmiş Musevi halkına karşı sempati duymaları gerekirdi. Buna rağmen Almanya'da, Avrupa'da Yahudi düşmanlığının neden genişlemekte olduğu konusu üzerinde düşünmek gerekmektedir. Hatırlardadır ki, İkinci Cihan Harbi sırasında Hitler tarafından Yahudilere uygulanan soykırım olayı, birçok filmin, kitabın, makalenin konusu olmuştur. Bu konuda yapılan yayınların çoğu Yahudiler tarafından yapılmış veya yapımı teşvik edilmiştir. Bu zulüm öyle fecidir ki, yürekler dayanamaz. Olanlardan ders alınması için bunların yapılması gerekir diye düşünenler olabilir. Aradan geçen elli yıldan fazla zamanda bu konuda o kadar çok film çekilmiş, kitap yazılmış, televizyon ekranları o kadar işgal edilmiştir ki, amiyane bir deyimle "Gına gelmiştir." Konuya taraf olmayan kişiler bile, adeta yeter artık diye feryat etmişlerdir. İsviçre'nin Cenevre kentinde bu konuda açılan bir "Soykırım Müzesi'' vardır. Bu müzedeki sahneleri gördüğünüz zaman, sadece Almanlardan değil, insanlığınızdan utanırsınız. İçinizden, bu olanlardan ders almak yerine bu müzeyi yapanlara karşı bir nefret duygusu geçirirsiniz. Konuya daha fazla açıklık getirebilmek için bir misal verelim. İstanbul'da bir trafik kazası olmuş ve birkaç aylık bir bebek yaşamını yitirmişti. Ertesi gün, büyük tirajlı gazetelerimizden birisinde bu kaza ile ilgili haber ve renkli bir resim vardı. Bu resimde, kazada ölen bebeğin dışarı fırlamış beyni ve üzerindeki kılcal damarlara varıncaya kadar her şey görünüyordu. Bu resmi gören kimse, trafik kazasının olmasından çok, haberin bu şekilde verilmesinden rahatsız oluyordu. Dersiniz ki: "Evet, bir soykırımı olmuştur; amma bunu bahane ederek bir kısım insanların kötü ve çirkin yüzünü belgelemeye çalışmak neye yarayacaktır?'' Siz bu soykırımda taraf olmadığınız halde, kızmaktasınız. Düşünün ki siz, bu soykırımı yapan bir neslin torunlarısınız. Bir Alman gencisiniz. Siz neler hissedersiniz? Eğer aklınız ve mantığınız, heyecanlarınızın önüne geçemiyorsa sizler de birer Neo Nazi olusunuz. Selanik'te yapılacak bir toplantı
Gazetelerden öğrendiğimize göre, yakında Selanik'te ırkçılığı lanetlemek için Avrupa Gençlik Konferansı toplanacaktır. Bu toplantının gündemi ve sloganı "Türkleri Avrupa'dan kovalım!" olacakmış.'' "Irkçılık üzerine yapılan bir toplantı ile Türkiye'nin ne ilgisi var?'' diye sorabiliriz. Ancak son zamanlarda, Avrupa'da yetkililer Türkiye aleyhine o kadar konuşmuşlardır ki, bunların genç beyinlerindeki etkisi, düşmanlık şekline dönüşmesi olmuştur. Avrupa kamuoyunda güçlü bir yabancı düşmanlığı vardır. Avusturya, Almanya, Fransa ve Hollanda'da son yapılan seçimlerde, aşırı sağcı ve ırkçı partiler oylarını artırmışlardır. Bu durum Avrupa demokrasisi için bir tehlikedir. Hatta bu gelişme, Avrupa Birliği'ni oluşturan ideallerin içine yerleştirilmiş bir bomba gibidir. Fakat bizim için asıl tehlike sadece Avrupa'daki yabancı düşmanlığının gelişmekte olması değildir. Asıl üzerinde durulması gereken nokta, Avrupada ''yabancı''kelimesinin ''Türk'' kelimesiyle eş anlamlı kullanılır hale gelmiş olmasıdır. Bizler, durup dururken Almanya, Polonya parlamentolarının Ermeni soykırımı kararını almış olmasını anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bunu anlayabilmek için Avrupa'daki harp sonrası yetişen üçüncü kuşaklarda oluşan savunma, ortak arama, ekonomik ve sosyal bunalımlara sebep bulma gibi içgüdülerin varlığını gözden kaçırmamalıyız Dikkat edilmesi gerekir ki, Avrupa'da antisemitizm yeniden canlanmaktadır. Buna yabancı düşmanlığı faktörü de ilave edilmiştir. Avrupa Birliği'ni kuranlar, yaşatmak isteyenler yeteri kadar bilge iseler bu akımın önünü almak zorundadırlar. Bundan 500 yıl önce cereyan etmiş Musevilerin İspanya'dan kovulması olayı, İspanyolların bir utancıdır. Bu olayı pek az kimse hatırlar. Bu acı gerçeğin, gereksiz bir üslupla ve gereksiz bir zamanda ortaya atılması, tecrübeli bir diplomatın üzerinde bile ölçüsüz bir tepki yaratmıştır. Almanya'da İkinci Cihan Savaşı sırasında yapılan soykırım olayının her vesileyle Alman ulusunun suratına çarpılması da savunma içgüdüsünün itmesiyle Yahudi düşmanı yeni bir nesil yetiştirmektedir. Avrupa kendi içinde bir canavar yaratmıştır. Bu canavar, yabancı düşmanlığıdır. Avrupa Birliği bir gün çökecekse, bu canavar tarafından çökertilecektir. Antisemitizm; yabancı düşmanlığı, Türkiye karşıtlığı el ele vermiş üzerimize doğru gelmektedir. Avrupa'nın bilge düşünürleri, bilge politikacıları şapkalarını önlerine koyup kopacak fırtınayı görmeli ve bunu önlemenin çarelerini düşünmelidirler...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |