|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Carmine Meo adlı albümü iki milyondan fazla satarak, bu kulvarda Madonna ve Celine Dion gibi yıldızları sollayan son yılların 'ses harikası' Emma Shapplin, 44. Uluslararası Bursa Festivali çerçevesinde 5 Temmuz gecesi verdiği konserle Bursalıların büyük ilgisini topladı. Şarkıcı, Carmine Meo ve son albümü Etterna'dan seçtiği/seslendirdiği parçalarla tam anlamıyla bir müzik ziyafeti çekti izleyicilere. Emma Shapplin, 1974 doğumlu bir Fransız. Doğal olarak, müzik ilgisi çok küçük yaşlarda başlamış. Ancak küçüklüğünde "Değil şarkı söylemek, ses bile çıkaramayacak" kadar utangaç biri olduğunu ifade ediyor. O dönemde klâsik müzik eğitimi almış. Lise yıllarında arkadaşlarının kurduğu bir rock grubunda şarkı söylüyor ve çığlık atabilecek bir erkek vokalist arandığında, imdada Emma yetişiyor. Gerçekten de Shapplin'in volüm düzeyi çok yüksek. Ama aynı zamanda, ses perdeleri arasındaki çeşitli açıları peş peşe seslendirmede olağanüstü başarılı. Ki, müzik tarzının temelde opera oluşu da bunu gösteriyor. Esasen, bugün geldiği noktada opera, rock ve pop karışımı bir müzik deniyor. Müzik eğitimine Fransa'da başlayıp New York'ta sürdüren Emma Shapplin, Fransa'ya tekrar döndüğünde, bir gün müzik hocası, onu, ünlü bir aryayı değiştirerek söylemekle suçlayınca, operayı bırakmaya ve kendi tarzını oluşturmaya karar verir. Ünlü Fransız besteci ve şarkıcı Jean-Patrick Capdvielle ile çalışır ve 1997'de ilk albümü Carmine Meo çıkar. Albüm büyük ilgi görür, satış grafiği hızla yükselir ve bu arada Emma'ya da uluslararası çapta bir itibar ve şöhret kazandırır. İkinci albümü Etterna, Graeme Revell ile çalışmanın ortak bir ürünü olur. Sözleri Emma yazar. Albümü için "Bakabileceğiniz bir müzik olmasını hayâl ediyorum" diyen sanatçı, şarkı sözlerini İtalyanca olarak kaleme alır, hatta eski ve şiirsel Ortaçağ İtalyanca'sını dener ve bu tutumunu albümünün "Bir rüyâya benzemesini" istemekle açıklar. Emma Shapplin, sahnede fazla hareketli bir şarkıcı değil. Kimi parçalarının arka plânında kilise tınılarıyla beslenen müziğiyle uyumlu, irtibatlı bir sahne duruşu söz konusu. Çıplak ayakla çıktığı sahnede, aralarda kuşandığı eski tarz kostümlerin içinde bazen bir heykeli andırıyor. Kendisine eşlik eden ikisi gitarist, biri davulcu, biri de elektronik piyano sanatçısı dört müzik adamının performansını -verilen bir arada geçtikleri solo unutulmazdı- harika diye nitelendirebilirim ancak. Oysa, Emma'yla sahneyi yer yer paylaşan iki dansçı için, kendi payıma aynı nitelendirmede bulunamayacağım. Simetri, uyum, denge, görsel birliktelik bakımından hayli sorunlu bu ikili. Dolayısıyla Emma Shappilin'in sahne koreografisini zaafa uğrattıklarını söylemek, hiç de haksızlık sayılmamalı. Zaten, baktım olacak gibi değil; ben de konserin ilerleyen dakikalarında sahneyi 'izlemek'tense, Emma Shapplin'in o müthiş sesini 'dinlemeyi' yeğledim.. Daha önce Emma'yı hiç dinleme şansı bulamayan bizim Lâmia, konser sonrası büyülenmiş gibiydi…
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |