AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Almanya'da 'vatandaşlık' krizi

Bu köşede ben de birçok kere hatırlatmaya çalıştım: Türkiye'nin bu ülkeden kalkıp da başta Almanya olmak üzere Batı'da birçok ülkeyi "vatan belleyen" göçmenlere ilişkin ilgisi (ve belki de "sevgisi") haddinden fazla sınırlıdır. Bu kayıtsızlık Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin bugüne kadar sergiledikleri ve büyük ölçüde "faydacılık" ile malul yaklaşımlarında ortaya çıkmıyor sadece. Söz konusu kayıtsızlık, aynı zamanda, ülkenin medyasından "sivil toplumuna" kadar pekçok gayriresmi alanında da mevcut. Avrupa ülkelerinde sayıları 3 milyonu geçen Türkiye çıkışlı göçmen -her şeyi ile- Türkiye'nin "özel" bir konusu olmamıştır hiçbir zaman.... Dikkat ederseniz, yakın zamanlarda -o da Almanya'nın ödüllendirdiği- birkaç filmi de saymaz isek, "göçmenler" bizim hemen hiç ilgimizi çekmemektedir. Göçmenler çok sınırlı sayıda çalışma dışında bu ülkenin sosyal bilimcilerinin de ilgisini çekmemektedir. Oysa, göçmenlerin sadece tek bir ülkede (Almanya'da) bile yaşamakta-geçirmekte oldukları büyük kültürel dönüşüm bu bilim alanlarını seçmiş araştırmacılara bugüne kadar yüzlerce cilt araştırma kaleme aldırabilecek zenginlikte değil mi?

İçinizden hiç değilse bazılarının bilgisi dahilindedir; son günlerde Almanya'da göçmenler açısından yeni bir kriz, "vatandaşlık" krizi yaşanmaktadır. Konuyu yakın bazı çevrelerin sayılarını 120 bin olarak verdiği "Türk vatandaşı" kökenli Alman vatandaşı, büyük bir çaba sonucunda kazandıkları bu ikinci vatandaşlıklarını kaybetmek üzeredir.

Bir kere daha tam anlamıyla "alaturka" bir uygulama binlerce aileyi tekrar parçalanma tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir. Hikayenin özeti şöyle:

1998'de iktidara gelen Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller koalisyonu, seçim öncesinden başlayarak Almanya'da geçirli olan "kan bağına dayalı vatandaşlık" hukukunu değiştirmeyi vaadetmiş, ancak Alman Sağı'nın son anda yola taş koyması ile vatandaşlık hukuku -bu çerçevede- eskisinden de problemli bir hal almıştır. Bu arada biliyorsunuz: Sosyal Demokrat-Yeşil koalisyonunun sağ karşısında çok küçük bir farkla elde ettiği başarı da "Türk vatandaşı" kökenli göçmenlerin oyları belirleyici olmuştur.

Bu hikaye sonrası bugün gelinen nokta da şöyledir: 2000 yılından sonra Türk vatandaşı kimliğini tekrar alan göçmen Almanlar, tekrar Türk vatandaşı oldukları bir biçimde anlaşılınca Alman vatandaşı sıfatını kaybetmektedirler... Nitekim tamamı 120 bin civarında olduğu söylenen bu insanların şimdilik 48 bin 200'ü Alman vatandaşlığını kaybetmiş durumdadır.

Şimdi haklı olarak soruyorsunuzdur muhakkak: İyi ama, bugünlerde Almanya'daki Türk konsolosluklarının önünde bu sefer Türk vatandaşlığından çıkmak için kuyruklar oluşturan bu insanları Almanya'daki Türk makamları hiç mi uyarmadı, onlara kendilerini bekleyen tehlikeyi hiç mi hatırlatmadı?

Anlaşılan o ki uyarmamış ve hatırlatmamış. Bakın, 1989'da Alman vatandaşı olan, ancak "memleketimizde malımız mülkümüz var, ne olur olmaz" diyerek Türk vatandaşlığına tekrar geçmeyi de aklından bir türlü çıkaramayan Urfalı Mehmet Emin Çiftçi'ye T.C. Köln Konsolosluğu'ndan nasıl bir tavsiyede bulunulmuş: "Alman makamları duymasın, biz sizin haklarınızı saklı tutarız." (!) Sonuç tabii ki tahmin ettiğiniz gibi: M.E. Çiftçi 2001'de tekrar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve 2004'de artık sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.... Alman vatandaşlığı uçtu gitti bile...

Göçmenlerden Selin Ada da şöyle diyor: "Hem Türkiye hem de Almanya bize sırtını döndü. Türkiye'ye güvendik. Yapmamamız gerekiyordu yine tongaya düştük."

Haydar Aydın yine "şanslı" sayılır, çünkü 2000 yılında doğan ikizlerini Türk nüfus dairesine bildirmediği için ailenin diğer fertlerinin Almanlıkları uçup giderken hiç değilse ikizler Almanlıklarını koruyabilmiş...

Düne kadar Alman pasaportu taşıyan, ama bugün eşyalarını toplayabilmek amacıyla ikinci vatanlarına dönebilmek için bile iki ay vize beklemek zorunda kalan bu binlerce insan ile şimdi kim ilgilenecek? Konsolosluklarda "Bir şey olmaz iki devlet bu sorunu muhakkak çözer zaten.." denerek yeniden Türk vatandaşlığına kabul edilen bu insanlar şimdi kimden davacı olsun? Türk Dışişleri ve göçmenler arasında "Nasıl olsa kimse duymaz.." diye düşünülerek gerçekleştirilen bu riskli statüden Almanya'nın bir gün mutlaka haberi olacağı akla gelmedi mi? Bakın, Alman konsoloslukları kendilerine başvuran Türk vatandaşı kökenli vatandaşlarından artık sistematik olarak "vukuatlı nüfus örneği" istiyormuş...

Çok yazık doğrusu... Onca çaba sonunda Alman pasaportunu nihayet cebine koymuşken, bir de bakıyorsun ki açıklanamaz bir ihmal, bir kayıtsızlık sonucu tekrar sadece Türk vatandaşısın...


11 Temmuz 2005
Pazartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED