AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Terör neye darbe vurdu?

"Terör bu kez Londra'yı vurdu." Bu, herkes için sıradan bir haber cümlesidir, ama hayatının bir bölümünü İngiltere başkentinde geçirmiş benim için, o cümle, pek çok anının canlanmasına sebep oldu. Londra ha!

Televizyonlar daha çok Aldgate metro istasyonunu gösteren yayınlar yaptılar, bir de Edware Road... Bunlar, Londra'yı bilenler hatırlayacaktır, İngiliz başkentinin 'Arap mahalleleri' sayılan bir bölgedeki iki metro istasyonudur. Daha çok da zengin ve paralı Arapların rağbet ettiği mahalleler... O bölgedeki mağazalarda Arapların her türlü ihtiyacına cevap verecek, onların fazlaca rağbet ettiği mallar satılır... Önemli bir olay olduğunda, "Acaba Arap basını ne diyor?" sorusuna cevap bulmamı sağlayacak gazete ve dergileri o muhitteki bâyilerden edinirdim... Kitapçı 'Al Saqi' de oralardadır. Tereddütsüz yiyebileceğiniz etli yemekler de yine o bölgedeki Arap lokantalarında bulunur.

O sokaklarda dolaşırken kulağa çarpan cümleler, ziyaretçiye, "Ben gerçekten Londra'da mıyım?" sorusunu mutlaka sordururdu. İngiliz mahallelerinde sokakta çocuk görmek neredeyse imkânsızdır; o muhitte ise, çocuklar, sokaklarda oyun oynarlar, aralarında Arapça konuşarak...

Böyle bir bölgeyi de vurdu terör...

Şiddete başvuranların, hele gözleri sivilleri hedef alacak kadar dönmüşse, ölülere kimlik kontrolü yapacaklarını hiç sanmam... Trenlere ve bir otobüse bomba yerleştirenler için, ertesi gün yapılacak tek şey, eylemlerinde kaç kişinin öldüğünü merak etmekten ibarettir. O kadar zahmete katlandılar, kendilerini riske attılar ya, değdi mi acaba? Ölenlerin kişisel özellikleri, dinleri, milliyetleri, yaşları, umutları, üzüntüleri, hayattan beklentileri... Öldüren açısından herhalde hiçbir anlam taşımaz...

Filmi bir 30 yıl geriye sarsanız, o sırada yapılacak bir kör terör eyleminde ben de o trenlerden birinde veya otobüste bulunuyor olabilirdim... Hatta aradan geçen yıllar boyunca kimbilir kaç kez Londra'ya gittiğimi, o sokaklarda nostaljik dolaşmalar yaptığımı hesaba katarsanız, şimdiki eylemde bile, benim veya bir yakınımın hesapsız hedef olması pekâlâ mümkündü.

Aklıma bir soru üşüşüyor: Acaba, eylemi planlayanlar, yakınlarının kendi elleriyle ölmesini engellemek için çevrelerine herhangi bir uyarıda bulunmuşlar mıdır? Netanyahu'ya, İsrail Büyükelçiliği ulaşıp "Otelinizden çıkmayın" demiş ya, benzer bir uyarı teröristler tarafından kendi yakınlarına yapılmış mıdır? Edware Road ve civarı, "Benim yakınlarım nasılsa bulunmaz" düşüncesine pek uymuyor çünkü...

Bu garip soruyu kendime sormamın sebebi, Londra terör eyleminde, 'El-Kaide' mensubu olduğu bilinen eylemcilerin, hedef olarak, Müslüman mahallesini de seçmeleridir... New York ve Washington'dan sonra İstanbul'u seçmeleri de o zaman garibime gitmişti... Adam terör eylemi yapıyor, öldürdüğü Müslüman... Şimdi de, Müslüman olmayan bir ülkedeki eyleminde Müslümanların yaşadığı bir muhiti seçebildi El-Kaide eylemcileri...

"Daha kolay olduğu içindir" veya "O civarda farklılığı dikkat çekmeyeceği içindir" kuşkusu taşıyanları bu kuşkuları üzerinde bir kez daha düşünmeye davet ediyorum... İngiliz polisi ve istihbarat örgütlerinin, etraflı araştırmalarında, bana olağanüstü batan garipliği de göz önünde bulunduracağına eminim...

Bir gazetenin dikkatini çektiğini görmüştüm, yeniden arayınca hangisiydi bulamadım, ama tespit genel hatlarıyla doğru: Yabancı medya El-Kaide eylemleri konusunu işlerken, Londra öncesi terör olayları arasında İstanbul'da yaşanan o iki korkunç bombalama olayını anmıyor... New York, Washington, Madrid ve Londra... Aradaki İstanbul eylemleri genellikle unutuluyor... Neden acaba?

Oysa, hep bildiğimiz gibi, İstanbul'da bankaları, ibadethaneleri, diplomatik temsilcilikleri hedef alan eylemler de 'El-Kaide' imzalıydı. İki kez tekrarlanmıştı ve her defasında eşzamanlı iki hedef seçilmişti. (Londra'da eşzamanlı dört eylem yapıldı). Olaya karışanların kimlikleri de genel şablona uyuyordu.

Böyle olduğu halde, diğer merkezlerdeki terörist saldırılar sıralanırken İstanbul'daki eylemler neden atlanıyor?

Aslına bakılırsa, bir amatör dedektif olarak, İstanbul'da yaşadıklarımız bana da sanki genel şablona fazla uyumlu değil gibi geliyor. Eylemler olduğunda da bu kuşkuyu bir parça duymuştum, ama sonraki gelişmeler o kuşkumu iyice derinleştirdi. Şimdi ise şöyle düşünüyorum: İstanbul'daki eylemleri diğerlerinden farklı kılan birden fazla yön var. Biz de terörün hedefi olduk, biz de çok can kaybettik İstanbul'daki eylemlerde; ancak Madrid ve Londra'da vuranlar ile İstanbul'da eylem yapanlar aynı motiflerle harekete geçmediler... Bu, duyulması bana meşru gelen bir kuşku...

Sadece bir kuşku bu, ama araştıranlar tarafından ciddiye alınmasında yarar bulunan bir kuşku...

Vaktiyle Londra sokaklarında dolaşırken dünyamızın daha güzel günlere doğru yol aldığı umudunu taşıyorduk. Bizler de o günlerin daha çabuk gelmesi için çaba gösterecektik. Umudun altında, İngiltere'de yaşayan dünyanın dört bir tarafından Müslümanların o geleceğin mükemmelliği için çalıştıkları güvencesi de yatıyordu. Terör, o umuda, tuttu Londra'da da korkunç bir darbe vurdu.

Ne kadar üzgünüm, bilemezsiniz...


11 Temmuz 2005
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED