|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
TBMM tatil oluyor ve Ak Parti milletvekilleri, seçim bölgelerine dağılıp köylere ve ücra mahallelere kadar, hükümetin ekonomide geldiği aşama odaklı ve artık iktisadi krizden çıkışın gerçekleştiği ve gelir dağılımında olumlu süreçlerin katedildiği ve hükümetin 3 yılından sonra bireylerin ceplerine refah payı artışı anlamında müspet girdilerin gerçekleşmeye başlayacağı tezlerine dayalı çalışmalar yapacaklar. Bu çalışmalarda elbette övgü kadar yergi de alacaklar. Çünkü iktisadi gelişmenin bireylere yansıması, sektörden sektöre, yerleşim birimlerine, işli ve işsiz bireylere göre farklı olabilmektedir. İktisadi krizlerin cenderesinden sıyrılabilen bireylerle firmalar, elbette mutluluğu tarifte zorlanmayacaklar; buna karşılık, henüz bu süreçleri başaramayanlar ise hüznün ve karamsarlığın yüzlere ve bezlere dokuduğu olumsuzluğu yansıtmaya devam edeceklerdir. Gönül isterdi ki, bu çalışmalara temel olacak rakamlar, Ak Parti yayınlarıyla kamuoyuna da aktarılmış olsun. Makro gelişmelerle mikro hedeflerin de doğru işaretlemesi gerçekleştirilsin. Ekonominin iki yıllık olumlu performansı, hızlı ekonomik büyüme, düşen enflasyon ve faizlerle analiz edilmektedir. Yaşanan siyasal istikrarın, Merkez Bankası'nın bağımsızlığının, uygulanan mali disiplinin, AB ile müzakerelere başlama tarihinin alınmış olmasının ekonomideki hızlı iyileşmeyi getirdiği ve dünyanın dikkatinin Türkiye'ye çevrilmesine yol açtığı kabul edilmektedir. Böylece beklenen şekilde, yabancıların doğrudan yatırımlarının artacağı umulmaktadır. Yine dikkati çeken önemli hususlardan biri de, Türk ekonomisinin yakın geçmişte yaşamış olduğu ve halen bütün izlerini silemediği derin iktisadi krizden, doğru politikalar uygulandığında kısa sürede toparlanıp çıkabildiği tespitidir. Girişimcilerin gösterdiği ihracat başarısı, bu iktisadi büyüme dönüşümü anlamında, öncelikle kaydedilmelidir. Avrupa Birliği-Türkiye gümrük birliği şartlarına rağmen Türk Sanayii, üretim ve ihracatını artırarak rekabet yeteneğini kanıtlamış bulunmaktadır. Ekonominin sürdürülebilir bir büyüme trendine girmesinde, iç ve dış şoklara karşı kırılganlığının azalmasında elbette uygulanan mali disiplinin de büyük payı vardır. Buna rağmen, Türk Mucizesi için, makro dengelerin sağlanması yetmemektedir. Türk Mucizesi'ni oluşturmak için, Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer ÇAĞLAYAN'ın da belirttiği gibi (Bak. Zafer Çağlayan, "Sıra Türkiye Mücizesi'nde", Asomedya, Şubat 2005, s.7 başyazı), ekonomik kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve gelir idaresi, vergi ve sosyal güvenlik reformlarının bitirilmesi ve özelleştirmenin başarılması gerekmektedir. Borçlanmayla yaşayan bir ekonomiden, fert başına geliri 11.000 dolara yükselmiş bir ekonomiye doğru yol alışın tökezlememesi şart. Bu yol alışta üretim, iç yatırımlar ve yabancı sermaye yatırımları ve istihdam artışını geliştiren bir mevzuat yapısı ve uygulama ikliminin büyük katkısı olacaktır. Uluslararası rekabet gücümüzü girdi maliyetlerimizi düşürerek de artırabilmeliyiz. Bu yapılanma içerisinde, Ar-Ge çalışmalarına dayalı teknolojik yenilenmeyi ve işgücünün üretim kalite ve kapasitesini - verimliliğini - artırabilmeyi de başarabilmeliyiz. Topyekun iktisadi kalkınma sürecini başarıyla sürdürmede, girişimcilerin, işçilerin ve sair bireylerin zihniyet, gayret ve paylaşım açısından olumlu (pozitif) tavır alışlarının sağlanması oldukça önemli. Bir sınıf çatışması süreci yaşayarak Türk veya Türkiye Mucizesi oluşturamayız. Kalkınmamızın adil bir gelir dağılımına doğru adımların sıklaştığı dönemlerde daha başarılı bir trendi yakalayacağını ve bunu 'Türk Mucizesi'ne dönüştürebileceğini düşünüyorum. Çünkü Türk Mucizesi, ancak istikrar, çalışma barışı, iktisadi anlamda adil gelir dağılımı, genel anlamda adalet, hürriyet ve demokrasi şartları içerisinde oluşabilecektir. Ve milletvekilleri, halkımızla doğru ve başarılı iletişimi bu yapı içerisinde kurabileceklerdir.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |