AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İnsanlara yatını anlatan ünlü!

Sinema, tiyatro ve televizyon ekranlarında görünmenin getirdiği şöhret bazılarına çok ağır geliyor. Onlar yük taşıdıklarını zannederken, yükün altında ezildiklerinin farkına bile varamıyorlar. Arabaya binerken şoförlerinin kapıyı açmasıyla etrafa attıkları gurur dolu bakışlar onları ele veriyor. Kimileri televizyon kapısından başı öne eğik girdikleri ilk günlerden aylar, yıllar sonra bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Böylelerini çok gördüm bu camiada… Ben sonradan görmeyim diye bağıra bağıra, arkasından iki büklüm yürüyen çanta taşıyıcısının önünde göğsünü dik tutup, başını ve burnunu göklere! diken bu kibir abideleri tüm bakışları üzerlerinde taşıma hazzını doya doya yaşıyorlar. Ancak bilmiyorlar ki, onlara bakan şöhret dışı insanlardan hep "Zavallı kibirli budala" oklarını atan bakışlar geliyor hep…

Kanal D ve Atv dizilerinde oynayan genç ve ünlü oyunculardan biriyleydik önceki gün. Televizyon dünyasının ünlü oyuncularından birinden ders alarak bu piyasaya girdiğini anlattı önce. Ardından kendisini yetiştiren ustasına duyduğu saygıyı anlatmak yerine ona küfür ve hakaretler yağdırarak girdi söze. Adama duyduğu hayranlığın, onu tanıdıktan sonra nasıl kin ve nefrete dönüştüğünü anlattı. Bir yerlerde bir kibir abidesi dikilmeye ihtiyaç duyulsa meğer ustasının heykelinin dikilmesi gerekirmiş...

O ünlü sinema, tiyatro ve televizyon ustası adam alıyor öğrencilerini karşısına ve başlıyor anlatmaya;

"Çocuklar ben masajı çok severim. Evimde, villamda ve ofisimde birer tane masaj koltuğu var" diye giriyor söze... Gururla... Hava atarak... Vaay be oturduğu her mekanda masaj koltuğu varmış...

Avcılıktan nefret ettiğini, hayvan dostu olduğunu anlatıyor bizim eleman. Ve diyor ki; "Avcılığı sevmem ama zaman zaman balık tutsam bile, oltaya takılan hayvancağızı asla kılçıktan ben çıkarmam. Bu işi ben yapmam, kaptanım yapar. Yani benim yatım var çocuklar"...

İşte burada bin kere vaaay be... Demek ki yatı varmış… Bunu duyurma egosunun ruhunda oluşturduğu baskıyla söze avcılıkla giriyor, sonunda muhteşem bir kibir finali... Üstelik balık yakaladığında oltada çırpınan hayvanı, boğazına saplanan kılçıktan çekip kopartarak kurtaran da kendisi olmaz, bu işi kaptanı yaparmış. Çünkü o bir hayvansevermiş...

Ve dahi biliyor musunuz onun bir de cipi varmış. İçinde mini barı bile varmış... Bunu öğrencilerine gururla anlatıyor bu sinema ve televizyon dünyasının ünlü yıldızı. Hatta bir gün cipiyle boğaz köprüsünden geçerken, bakmış bir vatandaş kendini atmaya hazırlanıyor. Hemen inmiş, intiharcı vatandaşa ihtişamlı cipindeki mini bardan içki ikram edip yumuşatmış... Ve hayatını kurtarmış... Onun mini barlı cipi bir kahramanmış sizin anlayacağınız...

İşte böyle... Şöhret olmanın ağırlığı altında ezilen çok sayıda insan, kibir fırtınaları içinde yüzdüğünü zannediyor ama boğulduğunun farkında değil. Hava attığını zannediyor ama karşısındakilerin güldüğünün, onu zavallı yerine koyduğunun hiç farkında değil...

Peki kim bu bizim şöhreti kibir zirvesinde yaşayan eleman?.. Onu çok iyi tanıyorsunuz. O televizyon dünyasındaki yüzlerce kibir abidesinden biri...

Taksim'e heykelinin dikilmesini bekliyor...

Zavallı!


12 Temmuz 2005
Salı
 
BEKİR HAZAR


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED