|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir bayan geçimsiz olan eşinden boşanmak istiyor. İmam nikâhları (!) var. Mahkeme boşasa bile erkeğin boşanmayı -yani dinî nikâhını kaldırıcı- ifade etmesi gerekir mi? Resmî mahkemenin kararı boşanma için yeterli midir? (Coşkun Yıldız) Sorunuzda yer alan geçimsizlik, dinî nikâh/boşama ve resmî nikâh/boşama kavramları çerçevesinde konuyu ele almaya çalışalım. Geçimsizliğin boşanma sebebi oluşu Geçimsizliğin (:şıkâk/nüşûz), boşanma sebeplerinden biri oluşu, İslâm hukukunda tartışma konusudur: 1) Hanefiler ile Şafiîlere göre, kocanın eşine fena muamele etmesi ve eşler arasındaki şiddetli geçimsizlik, bir boşanma sebebi değildir. Bu gibi durumlarda, tarafların yakınlarından oluşan hakemler ya da mahkeme, yalnızca uzlaştırma yetkisine sahiptirler. Hanefi mezhebinin Osmanlı Devleti'nde resmî mezhep oluşu, bu açıdan zamanla bazı sorunlar doğmasına yol açmıştır. 2) Malikîlere ve Hanbelîlere göre, kocanın karısına fena muamele etmesi ve aralarında geçimsizlik olması, belli şartlar altında boşanma sebebidir. Kısaca belirtmek gerekirse, Malikîler fena muamele ve geçimsizliği ispat şartını ararlar, ispat edilemezse mahkeme hakem heyeti kurar, uzlaştırma sağlanamazsa boşanma kararı verilir. 1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi (m.130), Malikî Mezhebi'nin görüşü doğrultusunda düzenleme yapmıştır. Mahkeme kararıyla boşanmaya, tefrîk veya kazaî/adlî boşanma adı verilir. Tefrîk, ancak belli sebepler altında, daha çok kadın lehine bir boşanma yoludur. Tefrîk, hastalık ve kusur, kocanın nafaka yükümlülüğünü yerine getirmemesi, terk ve gaiplik ve yukarıda kısaca açıkladığımız fena muamele ve geçimsizlik gibi sebeplerle, mahkemece gerçekleştirilir. Kocanın irade ve yetkisindeki boşama (:talâk/tatlîk) durumunda da, Osmanlı Devleti'nin özellikle yakın zamanlardaki uygulamasında, kocanın boşanmayı mahkemeye bildirimde bulunarak tescil ettirmesi zorunluluğu getirilmiştir. (Halil Cin, Eski Hukukumuzda Boşanma, Ankara 1976, 132-133) Dinî nikâhı kaldırma Taraflardan birinin veya her ikisinin boşanma davası açması sonucunda, mahkemece boşanan eşler, dinen de boşanmış olurlar. Resmî mahkemenin verdiği karar kesindir. Bu mahkemenin, laik bir devletin mahkemesi olmasının sonuç açısından bir önemi yoktur. Mahkeme boşanma kararını verdikten sonra, taraflar ayırıcı boşamayla boşanmış olurlar. Bu boşanmadan sonra, yeniden evlenmek istediklerinde, yeni bir nikâh yaptırmaları zorunludur. Dinî nikâhı kaldırma ya da vermeme, mahkeme kararıyla olan dinî ya da medenî her türden boşanmalar için kesinlikle sözkonusu değildir. Böyle bir durum, ancak İslâm hukukunun geleneksel biçimde uygulandığı ya da kanunlarda bu doğrultuda düzenlemelerin olduğu (yani boşamanın tamamen tek yanlı olarak kocanın iradesine bırakıldığı) bölgelerde veya ülkelerde geçerli olabilir. Aslında dinî nikâhı kaldırmadan kastedilen, kocanın yetkisindeki boşamada kocanın sözlü ifadesiyle evliliğin sona erdirilmesidir. Resmî mahkemenin verdiği karar sonucundaki boşanmadan sonra dinî nikâhı kaldırma, boşanmış olan eski karısını huzursuz etmek ya da geri döndürmek için, eski koca tarafından kullanılan tamamen manevî bir baskı aracından ibarettir. Bu baskı aracının, eski evliliğin kesin bitmişliği açısından hiçbir dinî temeli yoktur.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |