|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Anlaşılması hiç de kolay olmayan gelişmeler yaşanıyor günümüzde. Medyanın gündemi vatandaşın beklenti ve umutlarıyla örtüşmüyor. Ancak geçmiş deneyimlerden bildiğimiz bir gerçek var: Medya, aynı konular üzerinde ısrarla durarak, bir süre sonra kendi gündemini vatandaşın gündemi haline getirmeyi beceriyor... Hükümet, iktidar partisi ve ülkenin istikrarından yana olanlar dikkatli olmazlarsa, bu defa da, birdenbire erken seçim tarihini telâffuz eder hale gelebiliriz. Kafa karıştırmayı hedefleyen son gelişmelerin altında, hükümeti vaktinden önce seçime zorlama tezgâhı yatıyor çünkü. Planı yapıp tuzağı kuranlar, son kareye, 2007'den önce ülkeyi seçime götürmeyi yerleştirmiş görünüyorlar... İstenen, cumhurbaşkanlığı seçimini bu Meclis'in yapmaması... Bir konuyu en başta belirteyim: Türkiye'nin sorunları kısa vâdede ortadan kaldırılamayacak kadar köklü ve kapsamlı; Ak Parti hükümeti bütün gayretine rağmen sorunların üstesinden gelmekte zorlanıyor. Ekonomik hayatın arzuladığı rahatlamadan henüz uzağız; sosyal ve siyasal alanda gerçekleştirilen ileri atılımlar ise daha meyvelerini vermeye başlamadı... Bir çok temel sorun el atılmayı, ilgi gösterilmeyi bekliyor. Ancak, ortada, bir erken seçimi gerektirecek, ya da dengeleri sarsmayı göze almaya sebep olacak ciddi bir durum yok. Vatandaş umudunu kaybetmiş, daha önemlisi arkasında yer alacağı yeni bir saf belirlemiş değil. Bugün seçim olsa, sandığa son genel ve yerel seçimlerden çok farklı bir tablonun yansıyacağına dair hiçbir emare yok ortada... Söz buraya geldiğinde, birilerinin, "Öyleyse, Ak Parti seçim tarihini erkene alabilir" görüşünü seslendireceklerine kuşku yok. Oysa, seçimin erkene alınması, sandıktan çıkan tablo ne olursa olsun, bugünkü hükümetin dengesini bozmayla sonuçlanacaktır. Seçim ekonomisi uygulasa da uygulamasa da, sert geçecek kampanyalar, ülkede gerilimi artıracaktır. Tablonun sandıkta değişmemesi ise toplumda umut erozyonuna yol açabilir. Hiçbir rasyonel sebep olmadan seçime gidildiği hangi ülkede görülmüş? İçeride istedikleri sonucu alamayacaklarını bilen tezgâhçıların hayalî tehditlerle dışarıdan kuşatma altına alma derdine girdikleri hemen fark ediliyor. Temel hatları doğru bir dış politika izliyor hükümet ve kendisini büyük yanlışlardan uzak tutuyor. Kavgacılıktan uzak, üzerine hiddet çekmeyen ve mâceraya yüz vermeyen dış politik çizgi ekonomiyi de olumlu etkiliyor. Amerika'nın haksız savaşına bulaşmadığı halde Amerika'nın haksız savaşının ortaya çıkardığı Afganistan ve Irak tablosundan ekonomik açıdan en fazla yararlanan ülke Türkiye... Gazete manşetlerine çıkan ve televizyon ekranlarından sırıtan sahte gündem maddelerine bir de bu gözle bakmakta yarar var. CHP'nin aklına Lozan'ı önemsemek 2005 yılında mı geliverdi? İsviçre'de oluşturulan cephede buluşanları en son hangi süreçte görev üstlenmiş olarak görmüştük, herhalde hatırlıyorsunuz. Terör bile, garip bir biçimde, önceki deneyimlerden bayağı farklı özelliklerle uç vermeye başladı. Tek eksik, istikrarı bozucu gelişmelere piyasaların ısrarla direnmesi; ona bir çomak sokabilirlerse "Şah mat" diye ayağa kalkacaklardır... Hükümetin ve Ak Parti'nin en dikkatli olması gereken dönemden geçiyoruz. Vatandaş, önüne serilen medya gündemine fazla kulak asmıyor, yüz vermiyor; ancak siyasilerin de medyaya malzeme teşkil edecek yanlışlıklardan kaçınması şart... Bu defa da sonuç alamazsa tezgâhı kuranlar, ülke olarak demokrasi yolunda önemli sayılacak bir adım daha atmış olacağız. Hükümetin ülkeyi iyi yönetme gibi bir görevi var; Ak Parti'nin görevi ise seçimi zamanında yaptırmaktır...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |