|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Güneydoğu'da birbiri ardına terör eylemleri meydana geliyor. Askerî konvoy geçecek yerlere, sevkiyat yapan toplu taşım araçlarının güzergâhı üzerine mayınlı pusu kurulup uzaktan patlatılıyor. Beş yıldır görülmeyen yeniden görülmeye başladı: Şehit cenazeleri... Bu saçmalığın sona ermesi gerekiyor... Bu yaşanana 'saçmalık' dememin sebebi ortada. Bugünün dünyasında geçer akça hale getirilmeye çalışılan terörün Türkiye'de moral zemini yok. Bu gerçeği elle tutulur kılan, yeniden baş gösteren terörün en fazla bölge insanını tedirgin etmesidir. Yayımlanan aydın bildirileri, bölge politikacılarının açıklamaları, o tedirginliğin dışa vurumu. Terörün bitirilmesi taleplerinin samimiyetini sorgulamamız için bir sebep yok. Terör nasıl sona erdirilebilir? Bu sorunun dillendirildiği her ortama egemen olan hava şimdilerde de kendini belli ediyor: "Kurarsın üç ayaklıyı..." Bununla kast edilen, en sert tedbirlerin alınmasıdır. Nitekim, askerî cenahın Terörle Mücadele Yasası'nda boşluklar bulunduğu tezinin Adalet Bakanlığı'nı da etkilediği fark ediliyor. Yasada AB ile uyum amacıyla üç yıl önce yapılan değişiklikten vazgeçilmesi ve özellikle medyaya sıkı disiplin getirecek bir düzenlemeye gidilmesi düşünülüyormuş... Eh, hazır teröre muhatap olan İngiltere'de uygulamaya konulan olağanüstü yaptırımlar var; onları alırsak sorunun üstesinden gelinebilirmiş... Çok kolay, ancak aynı derecede sonuç almaktan uzak bir tedbir arayışı bu. Daha sıkı yasal düzenleme, Türkiye'nin demokratikleşme iddiasını (Hani, düne kadar, "Herkes yasalarını daha sıkı hale getirirken biz özgürlükçülüğü seçtik" diye övünüyorduk?) zedeleyeceği gibi, alınacak tedbirler de sonuca ulaştırmayacaktır. Şunu bilmekte yarar var: Şimdiye kadar işitilmemiş, büyük ihtimalle boş, dolu olsa bile mevzii bazı söylentiler üzerine, şu anda mâruz kalınan terör eylemlerini 'ayrılıkçı' yaftasına büründürmek pek akıllıca gelmiyor. Doğru teşhis koyup yerinde tedbirler alınmazsa terörün daha sonra ne biçime bürüneceği bugünden kestirilemez, ancak şimdi karşılaşılan olaylar eskiden yaşananlardan hayli farklı duruyor. Her şeyden önce, bölge halkının tedirginliğinin de gösterdiği üzere, bu terör eylemlerinin ülkemizde moral zemini yok... Uzaktan kumandalı hâin pusu yöntemine sıvanan bu terör ileri teknoloji kullanan az sayıda militanın eseri... Moral zeminin bulunmayışı ve az sayıda militanın teknoloji kullanmasıyla icra edilmesi, bizde görülen terör eylemleri ile en son örneğine Londra ve Şarm el-Şeyh'te rastlanan küresel terör arasında bir amaç akrabalığı bulunduğuna işaret ediyor. "El Kâide'nin amacı Dünya Şeriat Devleti kurmak" türü safsatalara herhalde inanmıyorsunuz? Küresel terör, pek çok başka yan sebeple birlikte, Batı'yı vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini askıya almaya zorlamayı da amaçlıyor. Mayınlı hâin pusu eylemcilerinin de amacı muhtemelen aynı: Türkiye'yi varolan özgürlükler konusunda kuşkuya düşürmek... Terörle birlikte gündeme sokulmaya çalışılan yan konuların hükümeti hangi alanda sıkıntıya düşürmeyi hedeflediği bile yeterince göz açıcı. Terör terör değil, siyasî bir mesaj kanalı mübarek... Bu tuzağa düşülmemeli. Her devlet gibi Türkiye de terörü yok etmek için her türlü tedbiri almalıdır; ancak doğru tedbir için önce doğru teşhise ihtiyaç var. Cevabı aranması gereken ilk soru da şu: Mayınlı hâin pusu eylemlerini kim, ne için başlattı? Başlatan PKK ise, PKK'nın gözüne baktığı kişi İmralı'da mahpus değil mi? Bugünün terörü dünkünden hayli farklı; alınacak tedbirler de farklı olmak zorunda. Yasayı eski haline döndürmek, hatta özgürlükleri daha da daraltmak çok yanlış. Bizlerin hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya kalkanlar bu davranışlarıyla ancak teröristleri sevindirirler.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |