|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen İstanbul Mekân Tiyatro Festivali'nin proje sorumlusu M. Nurullah Tuncer, "Festivalin asıl meselesi, savaşların devam ettiği bir zamanda tiyatro yoluyla barışı yeniden gündeme getirmek" diyor.
ÖMER ÇAKKAL
Festivalin bu yılki teması 'Ruh zamanda, beden mekânda devinir.' Bu temayı açımlar mısınız? Festivalin asıl meselesi, bu kadar savaşın olduğu bir zamanda tiyatro yoluyla barışı yeniden gündemde getirmek. Irak'ın, Filistin'in, bir yanı bal, bir yanı kan kokan Balkan ülkelerinin, bir arada, aynı sahnelerde oyunlar sergilemesi bizce çok anlamlı. Bakın, festivaller genellikle yapılmasının ardından bir süre sonra mum gibi sönerler. Oysa biz İstanbul Mekân Tiyatro'yu tüm bir yıla yaymak, ilişkilerin her daim canlı tutmak ve bunu oyunların alışverişi anlamında somut ortama taşıma amacındayız. Festivalin bu yıl ücretsiz gerçekleştirilmesi dikkat çekiyor. Üstelik ana sponsoru ve sponsorları da yok sanırım. Ücretsiz etkinliğin handikapları ile karşılaşmaktan çekinmiyor musunuz? Festivalin ana sponsoru İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Şehir Tiyatrosu. Bu festival bir dostluk festivali. Tiyatro festivalleri düzenlenirken, çağıracağınız ülkedeki gruplara 10-12'den 40 bin dolarlara kadar giden kaşe ücretleri ödersiniz. Ama biz, Abdullah Kaplan'la birlikte dostluk ilişkilerimiz sayesinde bu yüksek meblâğ tutan kaşe sorununu aştık. Tüm gruplar, uçak biletlerini de kendi ceplerinden ödeyerek geliyor. Biz onları yalnızca birkaç gün burada ağırlayacak ve buradaki yol masraflarını karşılayacağız. Yalnızca Özbekistan'dan gelen grubun uçak biletlerini de karşıladık, zira yaşanan olayların ardından oldukça zor durumdalar. Ücretsiz etkinliğin katılımcılar açısından değersiz görüldüğüne dair genel kanaate katılmıyorum. Festivalin bütçesi nedir? Aslında tam rakam festival sonunda belli olacak. Geçen yıl 70 milyara malolmuştu; ama bu yıl kapsamı genişledi. Rakamın 300-400 milyarı bulacağını tahmin ediyorum. Geçen yıl oyunlarda Türkçe tercüme edilmemesi sorun olmuştu. Bu yıl da az sayıda oyunda perdeye başvurulacak sanırım. Neden tüm oyunlarda üst veya alt yazı kullanılmıyor? Tiyatro, sinema gibi değil. Sahnede canlı bir performans sergileniyor ve yazıyı takip etmek isteyen kişi ayrıntıları kaçırabiliyor. Bunun dışında oyuncular replikleri unutabiliyor, doğaçlama repliklere başvurabiliyor. Kelimelerin aynı anda çevirip perdeye yansıtmak mümkün değil. Ama tercümeye bu yıl daha fazla başvuracağız. Her şeye karşın ortada bir sorun olduğu doğru. Bunu, mümkün olduğunca diyaloga yaslı olmayan oyunları getirerek, ağırlamaya çalışarak aşmaya çalışıyoruz. Festival mekânları oldukça sıra dışı. Festival mekânlarının oyunlara katacağı ruhtan bahseder misiniz?
Bu bir anlamda, müze gibi duran ve yaşamayan mekânlara insanın ulaşması ile birlikte yeniden yaşamaya başlaması demek. Bunun oyunlara katacağı ruh ise bambaşka. Oyunları konuları ve konseptlerine göre mekânlara dağıttık. Bu mekânlar bizim için doğal dekor sunuyor. Örneğin Makedonya'dan gelen 'Hasan Ağanın Karısı' adlı oyun bir sarayda geçiyor. Biz o oyunu Ihlamur Kasrı'nda sergileyeceğiz. Zira hiçbir tasarımcı Ihlamur Kasrı'ndan daha güzel bir dekor hazırlayamaz. Dekorlar için ayrıca bir dekor hazırlama zahmet ve maliyetine girişilmemesi ise cabası. Irak'tan gelen oyun yine bir türlü iki yakası bir araya gelmeyen Galata Köprüsü'nde sahneleniyor. Bugün itibariyle Irak'ın da iki yakası bir araya gelmiş değil. Festivalde, bu tür ironik ve sembolik göndermeler çok. Bunları tek tek yakalamak seyirciye büyük keyif verecek.
|
|
|
![]() |
|
|
|
|