AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Sermayenin ülkesi değil ilkesi önemlidir

Dünyaya açılmış büyük işletmelerden, mahalle sınırlarını aşmayan küçük işletmelere kadar hayatı dört bir yanından kuşatan bir kuruluşlar dünyasında yaşanılıyor. Yetişkin nüfusun büyük bir çoğunluğu, günlük yaşantısının önemli bir bölümünü kâr amacı güden ya da gütmeyen kurum ve kuruluşlarda geçiriyor. Ülkelerin ürün, hizmet ve bilgi üretme gücünün büyütülmesinde kamu, özel ve gönüllü bütün kuruluşlar hayati bir önem taşıyor.

Ürün, hizmet ve bilgi kuruluşlarda üretilir. Üretim sürecinde girişimci güç ve sermayenin elele vermesi gerekir. Verimliliğin artırılmasında belirleyici olan sermayeden önce girişimci güçtür. Sermayenin önemi onu değerlendirmesini bilen girişimci güçten kaynaklanır. Sermayenin üretim sürecine katılarak, kazanma ve kazandırma gücü, risk almasını bilen girişimcilere bağlıdır. Üretmekten daha çok tüketmeyi düşünenlerin elinde sermaye zenginlik değil, yoksulluk üretir.

Kuruluşları uzun ömürlü kılan sermayelerinden daha çok girişimcileridir. Girişimciler, paradan para kazanmanın değil, ürün ve hizmet üretiminden para kazanmanın peşindedir. Para ticareti gösteriş ve harcama yarışına yol açarken, ürün ve hizmet üretimine dayalı ticaret, maliyetleri düşürmeye ve kaliteyi artırmaya önem verir. Biri toplumun gelişmesine katkısı olmayan yapay ihtiyaçların, diğeri de gerçek ihtiyaçların peşindedir.

Bir ülkede sermaye birikiminin büyük olması, o ülkede faaliyet gösteren kuruluşların kaliteli ürün ve hizmet üretmesine yetmez. Bunun için, sermaye bulunduğu ülkeye değil, değerlendirildiği ülkeye bakar. Sermayeyi değerlendirecek olan, ülke değil, girişimcidir. Girişimcinin gücü sınırları aşmasını bilmesinden kaynaklanır. Sınırları aşmasını bilmeyenin elinde, sermaye güneşte karın erimesi gibi, eriyip yok olur. Sermayeyi ahlak ve hukuk ilkelerini çiğnemeden değerlendirecek girişimcileri olmayan kuruluşların, kendi ülkelerinde bile itibarı olmaz.

Eskiden kurum ve kuruluşların bir öncüsü ya da sahibi olduğu gibi, bir tek ülkesi, yönetim merkezinin olduğu şehirde fabrikaları, depoları ve satış mağazaları olurdu. Sınırların ortadan kalktığı bir dünyada, bırakın değişik alanlarda faaliyet gösteren kuruluşları, Kahire, İstanbul, Londra ve New York gibi büyük şehirlerin bile başka ülkelerle ilişkileri, kendi ülkeleriyle olandan geri kalmaz. Zaten onları bir dünya kenti haline getiren ülkeleriyle olan ekonomik ve kültürel ilişkileri değil, dünyayla olan değişik boyutlardaki bağlantılarıdır.

Girişimciler hangi milletten olursa olsun, kuruluşlar hangi ülkede faaliyet gösterirse göstersin, başarıları, ahlak ve hukuk ilkelerine olduğu kadar kültür ve ekonominin kurallarına gösterdikleri saygı ve bağlılıktan kaynaklanır. İlkesi ilkesizlik olan girişimci ve kuruluşlar, hiçbir alanda başarılı olamayacakları gibi, her ülkede de yasal engel ve kültürel baskıyla karşılaşırlar. Bu bağlamda, girişimci ve sermayenin ülkesi değil, ilkesi önemlidir. İlkesiz kurum ve kuruluşların yalnızca kendi ülkesine değil, her ülkeye zararı dokunur.

Yerli ve yabancı sermaye tartışmasının doruk noktasına ulaştığı bugünlerde, önemli olan girişimci ve kuruluşların ülkesi değil, ürettiği ürün ve hizmetin kalitesi ve fiyatı yanında misyon ve vizyonunu oluşturan kültürüdür.

Ahlak ve hukukun temel ilkeleri gibi, gerçekliğin, güzelliğin, doğruluğun ve iyiliğin de ana ilkeleri evrenseldir.

Temiz kuruluşların sermayesi de temiz olur.


27 Temmuz 2005
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED